1. Küresel Makroekonomik Görünüm
16 Ekim 2026 itibarıyla küresel makroekonomik görünüm, büyümenin görece dayanıklı olduğu ancak enflasyon cephesinde rahatlamanın sınırlı kaldığı bir tablo sunuyor. ABD tarafında yıllık TÜFE enflasyonu Eylül ayında yüzde 3,7 olarak gerçekleşti; çekirdek enflasyon ise yüzde 2,6 ile beklentiye yakın ancak bir önceki döneme göre yukarı yönlü bir seyir izledi. Daha önemlisi, Fed'in yakından izlediği çekirdek PCE enflasyonu Ağustos ayında yıllık yüzde 3,0, manşet PCE ise yüzde 3,4 olarak açıklandı. Bu veriler, ABD'de dezenflasyon sürecinin tamamlanmadığını ve fiyat baskılarının özellikle hizmetler ve ücret kanalıyla canlı kaldığını gösteriyor.
ABD'de politika faizi yüzde 4,0 ile sabit tutulmuş durumda. Fed'in Eylül ayında yayımladığı faiz projeksiyonları, ilk yıl için yüzde 4,1, ikinci yıl için yüzde 3,9 seviyesine işaret ediyor. Bu projeksiyon, piyasanın önümüzdeki dönem için ciddi bir indirim beklentisi içine girmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. ABD ekonomisinde ikinci çeyrek büyümesi çeyreklik bazda yüzde 2,2, yıllık bazda yine yüzde 2,2 olarak gerçekleşti. Tüketici harcamalarındaki güçlü artış, perakende satışlardaki Ağustos ayına ait aylık yüzde 1,2'lik yükseliş ve dayanıklı mal siparişlerindeki yüzde 1,1'lik artış, iç talebin direncini gösteriyor. Ancak istihdam tarafında karışık bir tablo var: İşsizlik oranı yüzde 4,2'ye yükselirken, tarım dışı istihdam artışı Eylül ayında yalnızca 29 bin kişiyle sınırlı kaldı. JOLTs açık iş sayısı 7,079 milyona gerileyerek işgücü talebinin soğuduğuna işaret etti. Ücret artışının yıllık yüzde 3,0'a yavaşlaması, enflasyonist ücret baskısının sınırlı olduğunu düşündürüyor.
Euro Bölgesi'nde ise görünüm biraz daha kırılgan. Bölgesel enflasyon Eylül ayında yıllık yüzde 3,8 ile ECB'nin hedefinin oldukça üzerinde. Çekirdek enflasyon yüzde 2,5 seviyesinde. Üretici fiyatları enflasyonu ise Ağustos ayında yıllık yüzde 8,2'ye yükseldi; bu, enerji ve emtia fiyatlarındaki baskının üretici tarafında hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. ECB politika faizini yüzde 2,65 düzeyinde sabit tuttu. Bölgede büyüme ikinci çeyrekte çeyreklik yüzde 0,6, yıllık yüzde 1,2 ile beklenenden iyi geldi. Ancak sanayi üretimi aylık bazda yatay, tüketici güveni ise -16,5 puanla zayıf. Perakende satışlar aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 0,8 artışla ılımlı kaldı. İşsizlik oranı yüzde 6,4 ile tarihsel olarak düşük olsa da ücret artışının yıllık yüzde 3,0'a gerilemesi, hanehalkı alım gücünün desteğinin zayıfladığını gösteriyor.
Küresel likidite koşulları açısından Euro Bölgesi M3 para arzı yıllık yüzde 3,5 artış gösterdi. Bu, parasal genişlemenin sınırlı olduğunu ve ECB'nin sıkı duruşunun para arzı tarafında da hissedildiğini ortaya koyuyor. Özetle küresel ekonomide büyüme resesyona girmemiş durumda; ancak enflasyonun hedeflere dönüşü yavaş ve kırılgan. Bu durum, gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine ve uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalmasına neden oluyor.
2. Türkiye Makroekonomik Görünümü
Türkiye'de enflasyon, Eylül ayında yıllık yüzde 29,73 olarak gerçekleşti. Bir önceki ay yüzde 31,51 olan yıllık TÜFE, bu veriyle birlikte belirgin bir gerileme kaydetti. Aylık enflasyon ise yüzde 1,84 oldu. Bu, fiyat artış hızının hâlâ yüksek ancak yıllık bazda düşüş trendinin devam ettiği anlamına geliyor. Üretici fiyatları tarafında da iyileşme söz konusu: Yıllık ÜFE yüzde 27,38'e gerilerken, aylık ÜFE yüzde 2,07 olarak açıklandı. Üretici fiyatlarındaki bu seviye, perakende enflasyon üzerindeki maliyet baskısının devam ettiğini ama hafiflediğini gösteriyor.
TCMB politika faizi Eylül toplantısında yüzde 37,0 olarak sabit tutuldu. Enflasyonun yüzde 29,73 olduğu bir ortamda politika faizinin yüzde 37,0 olması, sıkı para politikası duruşunun korunduğunu gösteriyor. Dezenflasyon sürecinin hangi aşamada olduğu sorusuna verilecek yanıt, enflasyonun zirvesinin geride kaldığı ancak hedefe ulaşma açısından daha kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğudur. Yıllık TÜFE'nin 31,51'den 29,73'e gerilemesi, dezenflasyonist bir sürecin içinde olunduğunu gösteriyor. Aylık enflasyonun 1,84 gibi yüksek bir seviyede kalması ise sürecin kalıcı ve sağlam bir şekilde yerleşmediğinin işareti.
Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 1,1, yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdü. Bu büyüme, bir önceki yıllık büyüme olan yüzde 2,6'ya göre bir miktar yavaşlamayı ifade ediyor. Sanayi üretimi ise Ağustos ayında aylık yüzde -1,0, yıllık yüzde -1,86 ile daralma gösterdi. Kapasite kullanım oranı Eylül ayında yüzde 74,2 ile bir önceki aya göre artış gösterdi, ancak sanayi üretimindeki negatif seyir, üretim tarafında ivme kaybına işaret ediyor. İşsizlik oranı Ağustos itibarıyla yüzde 7,7 olarak gerçekleşti; işgücüne katılım oranı yüzde 52,5 ile sabit kaldı.
İç talep tarafında ise daha canlı bir tablo var. Tüketici güveni Eylül'de 91,9 puana yükseldi; ekonomik beklenti endeksi 101,3 puana çıktı; iş güveni 102,0 puanda. Perakende satışlar Ağustos ayında aylık yüzde 1,4, yıllık yüzde 10,1 arttı. Bu, özellikle hanehalkı talebinin üretimden daha dirençli olduğunu gösteriyor. Ekonomide "üretim yavaş, talep nispeten canlı" biçiminde bir ayrışma öne çıkıyor.
3. İç Talep, Kredi ve Likidite
Türkiye'de para politikasının iç talebe aktarımı kredi kanalı üzerinden işlemektedir. TCMB politika faizinin yüzde 37,0 olduğu ortamda, mevduat faizi yüzde 43,12'ye, tüketici kredisi faizi ise yüzde 64,74'e yükselmiş durumda. Bu geniş fark, bankaların fonlama maliyetleri, zorunlu karşılıklar ve kredi risk primi gibi unsurların kredi maliyetini politika faizinin oldukça üzerine taşıdığını gösteriyor.
Yüksek kredi faizleri, dayanıklı tüketim malları ve konut gibi faize duyarlı harcama kalemlerini baskılaması beklenen bir unsurdur. Ancak veriler, kredi büyümesinin hâlâ yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Ağustos itibarıyla yıllık kredi büyümesi yüzde 36,32 olarak gerçekleşti. Bu yüksek nominal artışın bir kısmı enflasyondan kaynaklanıyor; işletmelerin artan maliyetlerini finanse etmek için daha fazla kredi kullanması söz konusu olabilir. M3 para arzı yıllık büyümesinin yüzde 26,58 olması, para arzındaki genişlemenin kredi büyümesinden daha yavaş olduğunu gösteriyor. Bu da kredi kanalının, likidite koşullarından daha hızlı genişlediğini ortaya koyuyor.
Tüketici güvenindeki iyileşme ve perakende satışlardaki güçlü artış, iç talebin yüksek faizlere rağmen tamamen soğumadığını gösteriyor. Ancak yüzde 64,74 seviyesindeki tüketici kredisi faizi, borçlanma yoluyla tüketimin önümüzdeki dönemde daha da yavaşlamasına neden olabilir. Mevduat faizinin yüzde 43,12 olması ise TL tasarrufları teşvik eden bir unsur. Reel getiri açısından enflasyonun yüzde 29,73 olduğu bir ortamda mevduat faizlerinin bu seviyede olması, TL'ye olan talebi destekleyebilir. Bu durum, kur istikrarına dolaylı olarak katkıda bulunabilir.
4. Küresel Risk İştahı ve Faiz Beklentileri
Küresel risk iştahını ölçen temel göstergelerden VIX, 15 Ekim itibarıyla 16,65 seviyesinde bulunuyor. Bu, piyasalarda yüksek bir korku olmadığını gösteriyor. DXY yani ABD dolar endeksi ise 102,05 seviyesine gerilemiş durumda; bir önceki değer 102,55 idi. Doların hafif zayıflaması, gelişmekte olan ülke varlıkları için nefes aldırıcı bir unsur olabilir. Ancak ABD tahvil piyasasında özellikle uzun vadeli getiriler yüksek. ABD 30 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,42, 5 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 4,89 seviyesinde. ABD 3 aylık tahvil getirisi yüzde 4,09 ile politika faizinin hemen üzerinde. Bu görünüm, kısa vadeli faizlerin yüksek olduğu kadar uzun vadeli enflasyon ve bütçe risklerinin de fiyatlandığını gösteriyor.
Veri setinde yatırım yapılabilir ve yüksek getirili kredi marjlarına ilişkin doğrudan bir gösterge bulunmuyor. Ancak VIX'in düşük olması ve DXY'nin gerilemesi, risk iştahının şu an için zayıf olmadığını söylemek için yeterli. Buna karşılık ABD 30 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5,42 gibi yüksek bir seviyede olması, küresel finansal koşulların uzun vadeli faizler tarafında sıkı kalmaya devam ettiği anlamına geliyor. Fed'in projeksiyonları, politika faizinin ilk yıl için yüzde 4,1, ikinci yıl için yüzde 3,9 olabileceğini gösteriyor. Bu da piyasanın faiz indirimlerine dair güçlü bir beklentiye girmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bu tablo, gelişmekte olan piyasalar için iki yönlü bir etki yaratıyor. Bir yanda düşük VIX ve zayıf dolar risk iştahını destekliyor; diğer yanda yüksek uzun vadeli ABD faizleri, gelişmekte olan ülke varlıkları için fırsat maliyetini yüksek tutuyor. Türkiye gibi yüksek politika faizine sahip ülkeler için bu durum, "yüksek taşıma getirisi" avantajını ön plana çıkarabilir; ancak enflasyon ve kur oynaklığı bu avantajı ortadan kaldırabilir.
5. Bütçe ve Dış Denge
Türkiye'de bütçe dengesi Ağustos ayında 12,9 milyar TL fazla verdi. Bir önceki ay ise 378,1 milyar TL açık bulunuyordu. Bu çok büyük aylık oynaklık, bütçeye ilişkin tek aylık veriden çıkarım yapmanın zor olduğunu gösteriyor. Ancak Ağustos ayındaki fazla, maliye politikasının dezenflasyon sürecini destekleyebilecek şekilde kısmen sıkılaştığına işaret edebilir. Bütçe/GSYH oranı veri setinde bulunmadığından, mali duruşu yalnızca aylık bütçe dengesi üzerinden niteliksel olarak değerlendiriyoruz.
Dış denge tarafında ise olumlu bir tablo dikkat çekiyor. Türkiye'nin cari dengesi Ağustos ayında 4,053 milyar dolar fazla verdi. Bir önceki ay 0,036 milyar dolar seviyesinde olan cari denge, bu veriyle birlikte belirgin şekilde iyileşti. Eylül ayı dış ticaret dengesi ise -5,23 milyar dolar açık verdi. İhracat 25,98 milyar dolar, ithalat ise 31,21 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığına rağmen cari dengenin fazla vermesi, turizm ve diğer hizmet gelirlerinin güçlü olduğunu gösteriyor. Nitekim turizm gelirleri ikinci çeyrekte 15,9 milyar dolar olarak açıklandı; bir önceki çeyrek ise 9,9 milyar dolar idi.
Döviz rezervleri tarafında sınırlı bir gerileme söz konusu. Rezervler 8 Ekim haftası itibarıyla 60,33 milyar dolar seviyesine geriledi; bir önceki hafta 61,563 milyar dolar idi. Cari fazlanın sürdüğü bir ortamda rezervlerdeki bu düşüş, rezerv birikiminin henüz güçlü olmadığını gösteriyor. Dış finansman kırılganlığını değerlendirirken iki gösterge öne çıkıyor: cari denge fazlası dış finansman ihtiyacını azaltıyor; ancak 60,33 milyar dolarlık rezerv, aylık ithalatın yaklaşık iki katı seviyesinde. Bu da rezerv tamponunun sınırlı olduğuna işaret ediyor.
6. Enerji, Emtia, Döviz ve Tahvil Piyasaları
Enerji fiyatları, küresel enflasyonun ve Türkiye'nin dış dengesinin en kritik belirleyicilerinden biri olmaya devam ediyor. Brent petrol 15 Ekim itibarıyla 105,91 USD/varil seviyesinde; WTI ise 96,45 USD/varil. Bu seviyeler, üretici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam ediyor. Altın tarafında ise ons fiyatı 4.179,40 USD, gram altın ise 6.639,48 TL olarak işlem görüyor. Altındaki artış, küresel belirsizliklere karşı talebin güçlü olduğuna işaret ediyor.
Döviz tarafında USD/TRY 49,41, EUR/TRY ise 55,54 seviyesinde bulunuyor. Türk lirasındaki seyir, ithalat girdi maliyetleri üzerinden enflasyonu etkiliyor. Kurun yüksek seviyeleri, enerji ve ara malı ithalatçısı olan Türkiye için maliyet kanalını canlı tutuyor. TCMB'nin reel efektif döviz kuru endeksi Eylül ayında 105,45 olarak gerçekleşti; bir önceki ay 105,0 idi. Bu, reel kurun yatay bir seyir izlediğini ve kurun nominal değerinin enflasyon farkına kısmen uyumlandığını gösteriyor.
Tahvil piyasasında ABD uzun vadeli getirileri yüksek seyrediyor. ABD 30 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,42, 5 yıllık getiri yüzde 4,89 seviyesinde. Bu durum, küresel reel faizlerin ve enflasyon risk priminin yüksek kaldığını gösteriyor. Türkiye açısından bakıldığında, yüksek küresel faizler dış finansman koşullarını zorlaştıran bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ancak Türkiye'deki politika faizinin yüzde 37,0 olması, yerel para birimi cinsinden varlıkların taşıma getirisini küresel alternatiflere kıyasla yüksek tutuyor.
7. Aktarım Mekanizmaları: Makrodan Piyasaya
Makroekonomik verilerin finansal piyasalara etkisi birkaç kanal üzerinden gerçekleşir. Birinci kanal politika faizinden kredi maliyetine ve iç talebe uzanır. TCMB politika faizini yüzde 37,0 olarak korudukça, mevduat faizleri yüzde 43,12 ve tüketici kredisi faizleri yüzde 64,74 düzeyinde oluşuyor. Yüksek kredi faizi, hanehalkının borçlanma kapasitesini sınırlar; bu da dayanıklı tüketim ve konut talebini baskılar. Şirketler açısından ise işletme sermayesi maliyeti artar. Kredi büyümesinin yıllık yüzde 36,32 ile güçlü kalması, talebin tamamen durmadığını ama büyük ölçüde enflasyon ve fiyat artışlarıyla beslendiğini gösteriyor. Yüksek faizler, şirket satışlarının hacmini sınırlar, finansa duyarlı sektörlerin marjlarını daraltır ve iskonto oranlarını yükselterek hisse değerlemelerini baskılar.
İkinci kanal kur ve ithal girdi maliyetleri üzerinden işler. USD/TRY 49,41 ve EUR/TRY 55,54 seviyelerindeyken, ithal girdiye bağımlı üretim yapan şirketlerin maliyetleri yükselir. Brent petrolün 105,91 USD/varil olması, enerji faturasını artırır. Bu maliyet baskısı önce ÜFE'ye yansır; yıllık ÜFE'nin yüzde 27,38 olması bu durumun bir yansımasıdır. ÜFE'deki katılık, zamanla TÜFE'ye kısmen aktarılır. Yıllık TÜFE'nin yüzde 29,73 olması, kur ve enerji kanalından gelen maliyet itkisinin hâlâ tüketici fiyatlarına geçtiğini gösteriyor.
Üçüncü kanal küresel faizlerden yabancı sermaye akımına uzanır. ABD'de politika faizi yüzde 4,0, uzun vadeli tahvil getirisi yüzde 5,42 seviyesindeyken, gelişmekte olan ülkelere sermaye akımı yalnızca yüksek getiri farkı varsa gerçekleşir. DXY'nin 102,05'e gerilemesi ve VIX'in 16,65'te kalması, risk iştahını kısmen destekler. Türkiye'nin yüksek politika faizi, bu çerçevede portföy girişleri için cazip bir getiri sunabilir; ancak enflasyonun yüksekliği ve dış rezervlerin sınırlı olması, bu avantajı kırılgan hale getirir.
8. BIST 30'a Yansımalar: Sektör Kanalları
BIST 30, 15 Ekim itibarıyla 14.986,78 puandan kapandı. Bir önceki kapanış 15.047,87 idi; bu da günlük bazda yüzde 0,41'lik bir düşüşe işaret ediyor. BIST 100 ise 12.070,17 puanda. Endekslerin yatay seyri, makroekonomik verilerin karışık sinyaller verdiği bir dönemle uyumlu.
Yüksek faiz ortamında sektörler arasında belirgin bir ayrışma görülmesi olasıdır. Bankacılık sektörü, mevduat faizi ile kredi faizi arasındaki geniş farktan kısa vadede olumlu etkilenebilir. Yüzde 43,12 mevduat faizi ve yüzde 64,74 tüketici kredisi faizi, bankaların net faiz marjını yüksek tutabilir. Ancak yüksek kredi faizleri aynı zamanda kredi kalitesini bozma riski taşır; kredilerdeki yıllık yüzde 36,32 büyümenin enflasyonist ortamda ne kadar sağlıklı olduğu izlenmelidir.
Sanayi şirketleri için tablo daha zorlayıcı. Sanayi üretiminin yıllık yüzde -1,86 daralması, kapasite kullanımının yüzde 74,2 seviyesinde kalması ve enerji fiyatlarının yüksekliği, sanayi şirketlerinin satış hacmini ve kâr marjlarını baskılıyor. İthal girdi maliyetlerinin yüksekliği, rekabet gücünü zayıflatan bir faktör olarak öne çıkıyor. Holdingler, portföylerindeki banka ve sanayi şirketlerinin bileşkesi nedeniyle bu iki yönlü etkiyi aynı anda hissedebilir.
Perakende ve iç talebe dönük sektörler ise tüketici güvenindeki 91,9 puanlık iyileşme ve perakende satışlardaki yıllık yüzde 10,1'lik artıştan destek alabilir. Ancak yüzde 64,74 gibi çok yüksek tüketici kredisi faizi, bu sektörün büyüme kaynağını sınırlandırabilir. Özetle BIST 30 içindeki ağırlıklı sektörler için "bankalar marj cephesinden, perakende cephesinden, sanayi ise üretim cephesinden" farklı sinyaller alıyor. Endeksin yönü, bu karşıt güçlerin hangisinin ağır basacağına bağlı olacaktır.
9. Senaryolar ve İzleme Çerçevesi
Baz senaryo, mevcut koşulların önümüzdeki dönemde büyük ölçüde devam ettiği bir tabloyu içerir. ABD'de politika faizi yüzde 4,0, Euro Bölgesi'nde yüzde 2,65, Türkiye'de yüzde 37,0 olarak kalırsa ve enerji fiyatları bu seviyelerde dalgalanırsa, Türkiye'de yıllık enflasyonun kademeli biçimde düşmeye devam etmesi beklenebilir. Ancak aylık enflasyonun yüzde 1,84 gibi bir seviyede kalması, dezenflasyonun yavaş olacağını gösterir. Bu ortamda BIST 30, yüksek faizlerin değerleme baskısı ile iyileşen cari dengenin desteklediği risk iştahı arasında dalgalı bir seyir izleyebilir. Baz senaryoyu geçersiz kılacak en somut gelişme, aylık enflasyonun yüzde 1,84'ün üzerine çıkması veya Fed'in faiz indirim beklentilerini güçlendirmesi olabilir.
İyimser senaryo, küresel enflasyonda belirgin bir yavaşlamayı ve Türkiye'de dezenflasyonun hızlanmasını içerir. ABD çekirdek PCE enflasyonunun yüzde 3,0 seviyesinin altına kalıcı şekilde inmesi, uzun vadeli tahvil getirilerinin gerilemesi ve DXY'nin zayıflaması, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımını artırabilir. Türkiye'de bütçe dengesindeki iyileşmenin sürmesi ve cari dengedeki fazlanın devam etmesi, döviz rezervlerinin yeniden birikmesini sağlayabilir. Bu senaryoda enflasyonun beklentilerden daha hızlı düştüğünü gösteren bir veri noktası kritik önem taşır. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, ABD çekirdek PCE'nin yüzde 3,0'ün üzerinde kalıcılaşması veya enflasyon beklentilerinin yeniden yükselmesidir.
Kötümser senaryo ise enerji fiyatlarının daha da artması ve küresel enflasyonun yeniden hızlanması durumudur. Brent'in 105,91 USD/varil seviyesinin kalıcı şekilde üzerine çıkması, Türkiye'nin dış ticaret açığını genişletebilir ve cari dengedeki fazlayı azaltabilir. Ayrıca ABD'de enflasyonun yüzde 3,7'den yükselmesi, Fed'in faiz indirimlerini ertelemesine hatta yeniden faiz artırımına gitmesine neden olabilir. Bu durumda küresel risk iştahı zayıflar, VIX yükselir ve gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşur. Türkiye'de döviz rezervlerinin 60,33 milyar doların altına gerilemesi ve TÜFE'nin yeniden yükselişe geçmesi, bu senaryonun güçlendiğine işaret eder. Kötümser senaryoyu geçersiz kılacak en önemli gelişme, rezervlerin yeniden artışa geçmesi ve küresel enerji fiyatlarının belirgin şekilde gerilemesi olacaktır.
Önümüzdeki dönemde izlenecek temel göstergeler şunlardır: aylık ve yıllık TÜFE ile ÜFE verileri, TCMB politika faizi kararları, cari denge ve dış ticaret dengesi, döviz rezervleri, bütçe dengesi, ABD çekirdek PCE ve enflasyon beklentileri, Euro Bölgesi enflasyonu, Brent petrol ve WTI fiyatları, VIX endeksi ve ABD uzun vadeli tahvil getirileri.
10. Sonuç ve Değerlendirme
16 Ekim 2026 itibarıyla küresel ekonomi, enflasyonun hedeflerin üzerinde seyrettiği, merkez bankalarının faiz indirimi konusunda temkinli davrandığı ve büyüme ile fiyat istikrarı arasındaki dengenin hassas olduğu bir dönemden geçiyor. ABD'de enflasyon ve istihdam verileri karışık sinyaller verirken, Euro Bölgesi'nde büyüme toparlanıyor ancak enflasyon hâlâ yüksek. Türkiye'de ise dezenflasyon süreci devam ediyor; yıllık TÜFE yüzde 29,73'e gerilerken politika faizi yüzde 37,0 ile sıkı duruşunu koruyor. Cari dengenin fazla vermesi ve bütçe dengesindeki aylık iyileşme, dış kırılganlığı bir miktar azaltan unsurlar. Buna karşılık sanayi üretimindeki daralma, yüksek enerji fiyatları ve sınırlı rezervler, dikkatle izlenmesi gereken risk alanları olarak öne çıkıyor.
BIST 30'un yönü, büyük ölçüde enflasyonun seyri ile küresel faiz koşullarının etkileşimine bağlıdır. Yüksek faiz ortamı, bankacılık sektörü için marj avantajı yaratabilir; ancak üretim ve tüketim tarafındaki baskılar, şirket kârlılıkları üzerinde yukarı yönlü riskleri sınırlandırıyor. Bundan sonraki süreçte tek bir göstergeye dayalı kesin öngörü yapmak yerine, enflasyon verileri, merkez bankası kararları, enerji fiyatları ve küresel risk iştahı birlikte izlenmelidir. Bu yazı yalnızca eğitim ve analiz amacıyla hazırlanmıştır; yatırım tavsiyesi değildir.
Veri Tabanı (analizde kullanılan kilitli göstergeler)
| Kapsam/Ülke | Gösterge | Gerçekleşen | Tahmin | Önceki | Dönem | Frekans | Kaynak |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Euro Bölgesi | Tüketici Güveni | -16.5 puan | -16.5 puan | -15.5 puan | 2026-09-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Çekirdek Enflasyon (yıllık) | 2.5% | 2.5% | 2.4% | 2026-10-02 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Cari denge | 36.5 milyar € | — | 46.9 milyar € | 2026-07-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Ekonomik Beklenti Endeksi | 97.9 puan | 99.0 puan | 98.4 puan | 2026-09-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Büyüme (çeyreklik) | 0.6% | 0.4% | 0.0% | 2026-06-30 | üç aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Büyüme (yıllık) | 1.2% | 1.0% | 0.6% | 2026-06-30 | üç aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Sanayi Üretimi (aylık) | -0.1% | -0.2% | -0.1% | 2026-09-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Sanayi Üretimi (yıllık) | 0.1% | -0.8% | -0.1% | 2026-08-13 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Enflasyon (aylık) | 0.6% | — | 0.4% | 2026-09-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Enflasyon (yıllık) | 3.8% | 3.6% | 3.2% | 2026-09-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Şirketlere Krediler (yıllık) | 4.2% | — | 4.4% | 2026-09-25 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Hanehalkına Krediler (yıllık) | 3.1% | 3.2% | 3.1% | 2026-09-25 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | M3 Para Arzı (yıllık) | 3.5% | 3.5% | 3.4% | 2026-09-25 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Politika faizi | 2.65% | 2.65% | 2.65% | 2026-10-15 | olay | ECB |
| Euro Bölgesi | ÜFE (aylık) | 1.9% | 1.9% | 1.6% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | ÜFE (yıllık) | 8.2% | 8.1% | 5.8% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Perakende Satış (aylık) | 0.1% | 0.2% | -0.6% | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Perakende Satış (yıllık) | 0.8% | 1.0% | 0.4% | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Ticaret Dengesi | 14.2 milyar € | — | 7.2 milyar € | 2026-09-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | İşsizlik oranı | 6.4% | 6.4% | 6.4% | 2026-08-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Ücret Artışı (yıllık) | 3.0% | — | 3.4% | 2026-09-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Bütçe Dengesi | 12.9 milyar TRY | — | -378.1 milyar TRY | 2026-09-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İş Güveni | 102.0 puan | — | 102.8 puan | 2026-09-21 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Kapasite Kullanım Oranı | 74.2% | — | 73.5% | 2026-09-21 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Tüketici Güveni | 91.9 puan | — | 90.8 puan | 2026-09-22 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Tüketici Kredisi Faizi | 64.74% | — | 63.67% | 2026-08-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Kredi Büyümesi (yıllık) | 36.3222% | — | 36.5992% | 2026-08-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Cari denge | 4.053 milyar $ | — | 0.036 milyar $ | 2026-10-13 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Mevduat Faizi | 43.12% | — | 43.795% | 2026-10-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Ekonomik Beklenti Endeksi | 101.3 puan | — | 100.6 puan | 2026-09-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İhracat | 25.98 milyar $ | — | 23.47 milyar $ | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Döviz rezervleri | 60.33 milyar $ | — | 61.563 milyar $ | 2026-10-08 | haftalık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Büyüme (çeyreklik) | 1.1% | — | 0.3% | 2026-08-31 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Büyüme (yıllık) | 2.3% | 2.9% | 2.6% | 2026-08-31 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İthalat | 31.21 milyar $ | — | 28.71 milyar $ | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Sanayi Üretimi (aylık) | -1.0% | — | -0.9% | 2026-10-09 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Sanayi Üretimi (yıllık) | -1.8618% | — | — | 2026-08-01 | aylık | TÜİK |
| Türkiye | Enflasyon (aylık) | 1.84% | 2.3% | 1.84% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Enflasyon (yıllık) | 29.73% | 30.3% | 31.51% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | M3 Para Arzı (yıllık) | 26.5787% | — | 29.7792% | 2026-10-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Ekonomik Katılım Oranı | 52.5% | — | 52.5% | 2026-09-30 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Politika faizi | 37.0% | 37.0% | 37.0% | 2026-09-10 | olay | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | ÜFE (aylık) | 2.07% | — | 2.57% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | ÜFE (yıllık) | 27.38% | — | 27.95% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Reel Efektif Döviz Kuru | 105.45 endeks | — | 105.0 endeks | 2026-09-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Perakende Satış (aylık) | 1.4% | — | 0.2% | 2026-10-12 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Perakende Satış (yıllık) | 10.1% | — | 9.9% | 2026-10-12 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Turizm Gelirleri | 15.9 milyar $ | — | 9.9 milyar $ | 2026-07-31 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Turist Sayısı (yıllık) | -0.03% | — | -0.3% | 2026-09-25 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Ticaret Dengesi | -5.23 milyar $ | — | -5.24 milyar $ | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İşsizlik oranı | 7.7% | — | — | 2026-08-01 | aylık | TÜİK |
| ABD | Kapasite Kullanım Oranı | 76.3% | 76.4% | 76.3% | 2026-09-18 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Tüketici Güveni | 81.9 puan | 89.2 puan | 88.6 puan | 2026-09-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Tüketici Kredisi Değişimi | 8.28 milyar $ | 15.0 milyar $ | 17.74 milyar $ | 2026-10-07 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Tüketici Harcamaları (çeyreklik) | 3.2% | — | 0.5% | 2026-07-30 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Devam Eden İşsizlik Başvurusu | 1710.0 bin kişi | 1710.0 bin kişi | 1714.0 bin kişi | 2026-10-03 | haftalık | FRED |
| ABD | Çekirdek Enflasyon (yıllık) | 2.6% | 2.5% | 2.4% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Çekirdek PCE (aylık) | 0.2% | 0.3% | 0.1% | 2026-08-01 | aylık | FRED |
| ABD | Çekirdek PCE (yıllık) | 3.0% | 3.3% | 3.0% | 2026-08-01 | aylık | FRED |
| ABD | Cari denge | -246.0 milyar $ | -255.0 milyar $ | -212.6 milyar $ | 2026-06-30 | üç aylık | BEA |
| ABD | Dayanıklı Mal Siparişleri (aylık) | 1.1% | 0.5% | 0.5% | 2026-08-26 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | İhracat | 315.2 milyar $ | — | 310.7 milyar $ | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Büyüme (çeyreklik) | 2.2% | 1.5% | 2.5% | 2026-06-30 | üç aylık | FRED |
| ABD | Büyüme (yıllık) | 2.2% | — | 2.6% | 2026-06-30 | üç aylık | FRED |
| ABD | İthalat | 420.8 milyar $ | — | 403.6 milyar $ | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Sanayi Üretimi (aylık) | 0.2% | 0.3% | 0.3% | 2026-08-18 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Sanayi Üretimi (yıllık) | 1.4% | — | 1.13% | 2026-09-18 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Enflasyon Beklentisi (1 yıl) | 4.6% | 4.6% | 4.0% | 2026-09-25 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Enflasyon Beklentisi (5 yıl) | 3.4% | 3.4% | 3.3% | 2026-09-25 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Enflasyon (aylık) | 0.6% | 0.6% | 0.4% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Enflasyon (yıllık) | 3.7% | 3.6% | 3.4% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | İlk İşsizlik Başvurusu | 199.0 bin kişi | 200.0 bin kişi | 198.0 bin kişi | 2026-10-10 | haftalık | FRED |
| ABD | JOLTs Açık İş Sayısı | 7.079 milyon kişi | 7.23 milyon kişi | 7.335 milyon kişi | 2026-09-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Yeni Konut Satışları | 0.684 milyon adet | 0.62 milyon adet | 0.643 milyon adet | 2026-09-24 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | ABD İstihdam Değişimi (NFP) | 29.0 bin kişi | 90.0 bin kişi | 133.0 bin kişi | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Ekonomik Katılım Oranı | 61.8% | — | 61.6% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | PCE Enflasyon (aylık) | 0.3% | 0.4% | 0.1% | 2026-08-01 | aylık | FRED |
| ABD | PCE Enflasyon (yıllık) | 3.4% | 3.7% | 3.4% | 2026-08-01 | aylık | FRED |
| ABD | İmalat PMI | 54.5 puan | 55.0 puan | 54.6 puan | 2026-10-01 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Hizmetler PMI | 54.9 puan | 55.0 puan | 55.4 puan | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Politika faizi | 4.0% | 4.0% | 4.0% | 2026-10-15 | olay | FRED |
| ABD | ÜFE (aylık) | 0.4% | 0.4% | 0.1% | 2026-09-10 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | ÜFE (yıllık) | 5.4% | 5.3% | 4.8% | 2026-09-10 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Faiz Projeksiyonu (1. yıl) | 4.1% | — | 3.6% | 2026-09-16 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Faiz Projeksiyonu (2. yıl) | 3.9% | — | 3.4% | 2026-09-16 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Perakende Satış (aylık) | 1.2% | 0.8% | -0.5% | 2026-09-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Perakende Satış (yıllık) | 6.0% | — | 5.03% | 2026-09-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Ticaret Dengesi | -105.6 milyar $ | -102.0 milyar $ | -92.8 milyar $ | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Genişletilmiş İşsizlik (U-6) | 7.6% | — | 7.7% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | İşsizlik oranı | 4.2% | 4.1% | 4.1% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Ücret Artışı (aylık) | 0.1% | 0.3% | 0.3% | 2026-10-02 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Ücret Artışı (yıllık) | 3.0% | 3.2% | 3.1% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| Küresel Piyasa | BIST 100 | 12070.17 puan | — | 12118.29 puan | 2026-10-15 | günlük | Borsapy |
| Küresel Piyasa | BIST 30 | 14986.78 puan | — | 15047.87 puan | 2026-10-15 | günlük | Borsapy |
| Küresel Piyasa | Brent Petrol | 105.910004 USD/varil | — | 106.059998 USD/varil | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | DXY | 102.047997 indeks | — | 102.550003 indeks | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | EUR/TRY | 55.535099 TL | — | 55.307381 TL | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | Gram Altın (türetilmiş) | 6639.4773 TL/gram | — | 6516.703 TL/gram | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance (türetilmiş) |
| Küresel Piyasa | Altın | 4179.399902 USD/ons | — | 4107.899902 USD/ons | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | USD/TRY | 49.411598 TL | — | 49.34203 TL | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | ABD 30 Yıllık Tahvil | 5.42% | — | 5.525% | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | ABD 3 Aylık Tahvil | 4.088% | — | 4.085% | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | ABD 5 Yıllık Tahvil | 4.892% | — | 4.992% | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | VIX | 16.65 indeks | — | 16.870001 indeks | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | WTI Petrol | 96.449997 USD/varil | — | 95.089996 USD/varil | 2026-10-15 | günlük | Yahoo Finance |
Kaynak: TradingView ekonomik takvimi + TÜİK SDMX teyitli + EVDS(5) + Resmi AB/ABD(25) | Yahoo Finance/FRED/Borsapy piyasa serileri | akşam snapshot makro-2026-10-15-evening • snapshot: 2026-10-15. Analiz metni yalnızca bu tablodaki rakamlarla üretilir; yoksa sayı yazılmaz ve yayın öncesi deterministik doğrulamadan geçirilir.