1. Küresel Makroekonomik Görünüm
Küresel ekonomi, 2026 yılının son çeyreğine girerken, enflasyonla mücadelenin son aşamaları ile büyümedeki ivme kaybının aynı anda yaşandığı, iki büyük merkez bankasının (Fed ve ECB) politika patikalarının ayrıştığı bir dönemden geçmektedir. Bu ayrışma, küresel likidite koşullarını ve risk iştahını doğrudan şekillendiren temel faktörlerden biridir.
ABD tarafında görünüm, "yumuşak iniş" senaryosunun hâlâ masada olduğunu ancak bu senaryonun giderek daha fazla zorlandığını göstermektedir. Üçüncü çeyrekte yıllık bazda %2,1 büyüyen ABD ekonomisi, çeyreklik bazda ise %3,4 ile güçlü bir performans sergilemiştir. Bu güçlü büyüme rakamı, iç talebin direncine işaret etmekle birlikte, aynı zamanda enflasyonist baskıların da canlı kalmasına neden olmaktadır. Nitekim Eylül ayına ait yıllık manşet enflasyon %3,7 ile bir önceki dönemdeki %3,4 seviyesinin üzerine çıkmış, çekirdek enflasyon ise %2,6 ile hedefin üzerinde seyretmeye devam etmiştir. Fed'in tercih ettiği gösterge olan çekirdek PCE enflasyonunun yıllık bazda %3,1'e yükselmesi, fiyat baskılarının yaygınlığını ve kalıcılığını teyit etmektedir. Üretici fiyatları tarafındaki görünüm daha da endişe vericidir; Eylül ayında aylık ÜFE %1,3, yıllık ÜFE ise %6,3 ile beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. Bu veri, maliyet baskılarının henüz kırılmadığını ve önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıyabileceğini göstermektedir.
İşgücü piyasası ise iki yönlü sinyal vermektedir. Bir yandan işsizlik oranı %4,2 ile tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrederken, diğer yandan tarım dışı istihdam artışının Eylül ayında yalnızca 29 bin kişi ile beklentilerin (90 bin) oldukça altında kalması, işgücü piyasasındaki soğumanın başladığına dair önemli bir işarettir. Aylık ücret artışının %0,1 ile sınırlı kalması, ücret-enflasyon sarmalının şu an için kontrol altında olduğunu düşündürse de, JOLTs açık iş sayısındaki düşüş (7,079 milyon) ve devam eden işsizlik başvurularındaki seviye, talepteki zayıflamanın işgücü piyasasına sızmaya başladığını göstermektedir. Bu tablo, Fed'in politika faizini %4,0'te sabit tutmasını destekleyen bir zemin hazırlamaktadır. Ancak Fed'in Eylül ayındaki projeksiyonlarında faizin bir yıl sonrası için %4,1, iki yıl sonrası için %3,9 olacağını öngörmesi, piyasanın beklediği hızlı faiz indirimlerinin gerçekleşmeyeceğine dair güçlü bir sinyaldir. Bu durum, uzun vadeli tahvil getirilerine de yansımış, ABD 30 yıllık tahvil getirisi %5,31 ile yüksek seviyelerde tutunmuştur.
Euro Bölgesi ise ABD'den farklı bir resim çizmektedir. Bölge ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık %1,3 büyüme kaydetmiş olsa da, bu büyümenin kalitesi sorgulanabilir niteliktedir. Sanayi üretimindeki daralma (aylık -%0,5, yıllık -%1,1) ve ticaret dengesinin Ağustos ayında -16,1 milyar avro ile açık vermesi, imalat sektöründeki kırılganlığa işaret etmektedir. Buna karşın, hizmet sektörü ve iç talep görece dirençlidir; perakende satışlar aylık bazda %0,1 artmış, işsizlik oranı %6,5 ile düşük seviyesini korumuştur. Ancak enflasyon cephesi, Avrupa Merkez Bankası (ECB) için ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Eylül ayında yıllık enflasyon %3,8'e yükselmiş, çekirdek enflasyon ise %2,5 olarak gerçekleşmiştir. Daha da kritik olan, yıllık ÜFE'nin %8,2 ile çok yüksek bir seviyede bulunmasıdır. Bu veri, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışların üretici maliyetlerini ciddi şekilde şişirdiğini ve bu maliyet baskısının önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıyacağını göstermektedir. ECB'nin politika faizini %2,65 ile sabit tutması, bu enflasyonist görünüme karşı temkinli bir duruşun ifadesidir. Ancak bölgedeki ekonomik yavaşlama sinyalleri (tüketici güvenindeki düşüş: -17,9 puan, ekonomik beklenti endeksindeki gerileme: 96,9 puan) ile enflasyon arasında sıkışan ECB'nin, faiz indirimlerine başlamak için enflasyonda kalıcı bir düşüş görmesi gerekecektir.
Küresel likidite koşulları açısından bakıldığında, hem Fed'in hem de ECB'nin faiz indirimlerini ertelemesi, gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının sıkı kalmaya devam edeceğine işaret etmektedir. ABD 5 yıllık tahvil getirisinin %4,72 gibi yüksek bir seviyede olması, küresel risk primi üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu ortam, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahını sınırlandıran temel faktördür.
2. Türkiye Makroekonomik Görünümü
Türkiye ekonomisi, 2026 yılının son çeyreğinde, bir yandan dezenflasyon sürecinin devam ettiği, diğer yandan büyümedeki yavaşlamanın belirginleştiği bir geçiş döneminde bulunmaktadır. Bu geçiş döneminin en kritik özelliği, para politikasındaki sıkı duruşun iç talebi soğuturken, arz yönlü maliyet baskılarının (özellikle enerji ve döviz kuru kaynaklı) enflasyonu yukarıda tutmaya devam etmesidir.
TÜİK verilerine göre, Eylül ayında yıllık TÜFE enflasyonu %29,73 ile bir önceki ayki %31,51 seviyesinden gerilemiş, aylık enflasyon ise %1,84 olarak gerçekleşmiştir. Bu veri, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak hızının yavaşladığını göstermektedir. Yıllık ÜFE enflasyonunun %27,38'e gerilemesi, üretici fiyatlarındaki baskının bir miktar hafiflediğine işaret etmektedir. Ancak aylık ÜFE'nin %2,07 ile TÜFE'nin üzerinde gerçekleşmesi, maliyet kaynaklı enflasyonist baskının sürdüğünü ve bu baskının önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıyabileceğini göstermektedir. Bu tablo, dezenflasyon sürecinin "kolay kazanımlar" aşamasının tamamlandığını, bundan sonraki düşüşlerin daha yavaş ve çetin olacağını ortaya koymaktadır.
TCMB, bu süreçte politika faizini Ekim ayında 100 baz puan indirerek %36,0 seviyesine çekmiştir. Bu indirim, reel faizin hâlâ oldukça yüksek olduğu bir ortamda, dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla kademeli bir normalleşme adımı olarak değerlendirilebilir. Ancak faiz indiriminin, enflasyonun %29,73 olduğu bir ortamda, reel faizin hâlâ pozitif olmasını sağladığı söylenebilir. Bu durum, TCMB'nin "sıkı duruşu koruyarak kademeli normalleşme" stratejisini yansıtmaktadır.
Büyüme tarafında ise yavaşlama belirgindir. İkinci çeyrekte yıllık büyüme %2,3 ile beklentilerin (%2,9) altında gerçekleşmiş, çeyreklik bazda ise %1,1'lik bir büyüme kaydedilmiştir. Bu yavaşlamanın arkasında, yüksek faiz ortamının iç talebi baskılaması ve sanayi üretimindeki daralma yatmaktadır. Ağustos ayında sanayi üretimi aylık bazda %-1,0, yıllık bazda ise %-1,86 ile daralmıştır. Kapasite kullanım oranının %74,5 ile düşük seviyelerde kalması, sanayi sektöründeki zayıflığın devam ettiğine işaret etmektedir. İşsizlik oranının %8,5'e yükselmesi, büyümedeki yavaşlamanın işgücü piyasasına yansımaya başladığını göstermektedir. Tüketici güvenindeki keskin düşüş (84,8 puan) ve ekonomik beklenti endeksindeki gerileme (97,3 puan), önümüzdeki dönemde iç talebin daha da zayıflayabileceğine dair öncü sinyaller vermektedir.
Bu tablo, Türkiye ekonomisinin bir "stagflasyonist" riskle karşı karşıya olduğunu göstermektedir: büyüme yavaşlarken enflasyon hâlâ yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bu durum, para politikası açısından zorlu bir dengeyi gerektirmektedir: faiz indirimlerine devam etmek büyümeyi destekleyebilir ancak enflasyonist baskıları artırabilir; faizleri sabit tutmak ise enflasyonla mücadeleyi destekler ancak büyümedeki yavaşlamayı derinleştirebilir.
3. İç Talep, Kredi ve Likidite
Para politikasından iç talebe uzanan aktarım kanalı, Türkiye ekonomisinde şu anda en kritik mekanizmadır. TCMB'nin politika faizi %36,0 seviyesinde bulunurken, bu faizin kredi ve mevduat maliyetlerine yansıması, iç talebin yönünü belirleyen temel faktördür.
Verilere göre, Ekim ayı itibarıyla mevduat faizi %43,04 seviyesindedir. Bu oran, politika faizinin oldukça üzerinde bir getiri sunarak, tasarruf sahiplerinin TL varlıklara yönelmesini teşvik etmekte ve döviz kuru üzerindeki baskıyı hafifletmektedir. Ancak aynı zamanda, bankaların fonlama maliyetini artırarak kredi faizlerinin yüksek kalmasına neden olmaktadır. Nitekim Ağustos ayı itibarıyla tüketici kredisi faizi %64,74 gibi çok yüksek bir seviyededir. Bu oran, hanehalkının kredi kullanımını ciddi şekilde kısıtlamakta ve dayanıklı tüketim malları başta olmak üzere iç talebi baskılamaktadır.
Kredi büyümesi verileri, bu baskının etkisini göstermektedir. Yıllık kredi büyümesi Eylül ayında %35,29 ile yüksek bir seviyede görünmekle birlikte, bu büyümenin büyük kısmı enflasyon kaynaklıdır. Reel anlamda kredi büyümesi, enflasyonun altında kalarak daralmaktadır. M3 para arzındaki yıllık artışın %28,65'e gerilemesi, para arzındaki büyümenin yavaşladığını ve likidite koşullarının sıkılaştığını teyit etmektedir.
Bu tablo, iç talebin kademeli olarak soğuduğunu göstermektedir. Perakende satışların aylık bazda %1,4 artması, tüketimin hâlâ canlı olduğunu düşündürse de, bu artışın büyük kısmı fiyat artışlarından kaynaklanmaktadır. Yıllık perakende satış artışının %10,1 olması, reel anlamda tüketimin neredeyse yatay seyrettiğine işaret etmektedir. Tüketici güvenindeki keskin düşüş, hanehalkının geleceğe yönelik beklentilerinin bozulduğunu ve önümüzdeki dönemde tüketim harcamalarının daha da yavaşlayabileceğini göstermektedir.
Yüksek faiz ortamının iç talep üzerindeki baskılayıcı etkisi, şirketler kesimine de yansımaktadır. İş güveni endeksinin 99,8 puana gerilemesi ve kapasite kullanım oranının düşük seviyelerde kalması, firmaların yatırım ve üretim kararlarında temkinli davrandığını göstermektedir. Bu durum, önümüzdeki dönemde ekonomik büyümenin daha da yavaşlayabileceğine işaret etmektedir.
4. Küresel Risk İştahı ve Faiz Beklentileri
Küresel risk iştahı, 2026 yılının son çeyreğinde, enflasyon ve faiz beklentileri arasındaki çekişmenin gölgesinde dalgalı bir seyir izlemektedir. VIX endeksinin 19,42 seviyesine yükselmesi, piyasalardaki belirsizliğin ve riskten kaçınma eğiliminin arttığına işaret etmektedir. Bu artış, ABD'deki enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi ve Fed'in faiz indirimlerini erteleme olasılığının güçlenmesiyle yakından ilişkilidir.
Dolar endeksi (DXY) 101,88 seviyesinde yatay bir seyir izlemektedir. Bu durum, küresel anlamda doların güçlü kalmaya devam ettiğini ancak yukarı yönlü hareketin sınırlı olduğunu göstermektedir. ABD tahvil getirileri, faiz beklentilerindeki sıkılaşmanın etkisiyle yüksek seviyelerde tutunmaktadır. 5 yıllık tahvil getirisi %4,72, 30 yıllık tahvil getirisi ise %5,31 seviyesindedir. Bu yüksek getiriler, küresel yatırımcılar için ABD varlıklarını cazip kılmakta ve gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik sermaye akışını sınırlandırmaktadır.
Fed'in faiz projeksiyonları, piyasanın beklediğinden daha yüksek bir faiz patikasına işaret etmektedir. Fed üyelerinin bir yıl sonrası için faiz beklentisi %4,1, iki yıl sonrası için ise %3,9 seviyesindedir. Bu projeksiyonlar, Fed'in faiz indirimlerine başlamak için acele etmeyeceğini ve enflasyonda kalıcı bir düşüş görmek isteyeceğini göstermektedir. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının sıkı kalmaya devam edeceği anlamına gelmektedir.
Küresel risk iştahındaki bu sınırlı görünüm, BIST üzerinde doğrudan bir baskı oluşturmaktadır. Yüksek ABD tahvil getirileri, yabancı yatırımcıların Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik iştahını azaltmakta ve portföy akışlarını sınırlandırmaktadır. Bu durum, BIST 100 endeksinin son dönemdeki düşüşünde (%-3,64) etkili olan faktörlerden biridir.
5. Bütçe ve Dış Denge
Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını değerlendirirken, mali disiplin ve dış denge kalemleri kritik önem taşımaktadır. Eylül ayında bütçe dengesi -532,2 milyar TL ile belirgin bir açık vermiştir. Bu açık, bir önceki ayki 12,9 milyar TL'lik fazlaya göre keskin bir bozulmayı ifade etmektedir. Bu bozulma, artan faiz giderleri ve kamu harcamalarındaki artıştan kaynaklanıyor olabilir. Yüksek faiz ortamında kamu borçlanma maliyetlerinin artması, bütçe üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu durum, maliye politikasının manevra alanını daraltmakta ve dezenflasyon sürecini destekleyecek mali sıkılaşmanın önünü kesmektedir.
Dış denge tarafında ise daha olumlu bir tablo söz konusudur. Ağustos ayında cari denge 4,053 milyar dolar fazla vermiştir. Bu fazla, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacının azaldığına işaret etmektedir. Cari dengedeki bu iyileşmenin arkasında, Eylül ayında 25,97 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatın ve 25,5 milyar dolar ile güçlü seyreden turizm gelirlerinin etkisi büyüktür. Ancak ithalatın 31,13 milyar dolar ile ihracatın üzerinde seyretmesi, ticaret dengesinin -5,16 milyar dolar açık vermesine neden olmaktadır. Bu açık, cari dengedeki fazlanın büyük ölçüde turizm gelirlerine dayandığını göstermektedir.
Döviz rezervleri, Ekim ayı itibarıyla 59,045 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Bu gerileme, rezerv birikiminin yavaşladığını ve döviz likiditesinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Rezervlerin bu seviyesi, dış şoklara karşı tampon görevi görecek bir güvenlik marjının oldukça altındadır. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman kırılganlığının devam ettiğine işaret etmektedir. Cari dengedeki fazlaya rağmen, rezervlerin düşük seviyelerde olması, kur üzerindeki baskının sürebileceğini göstermektedir.
6. Enerji, Emtia, Döviz ve Tahvil Piyasaları
Enerji fiyatları, küresel enflasyonist baskıların ve Türkiye'nin cari dengesinin en kritik belirleyicilerinden biri olmaya devam etmektedir. Brent petrol 113,43 dolar/varil, WTI petrol ise 104,12 dolar/varil seviyesindedir. Bu yüksek fiyatlar, jeopolitik risklerin ve arz kısıtlarının devam ettiğini göstermektedir. Yüksek enerji fiyatları, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem cari açık üzerinden hem de üretim maliyetleri üzerinden enflasyonist baskı oluşturmaktadır. Enerji fiyatlarındaki bu yüksek seviye, Euro Bölgesi'nde ÜFE'nin %8,2'ye yükselmesinde de temel etken olmuştur.
Altın fiyatları, 3.898,90 dolar/ons ile son dönemde belirgin bir düşüş kaydetmiştir. Bu düşüş, yüksek ABD tahvil getirilerinin altının fırsat maliyetini artırmasından kaynaklanmaktadır. Gram altın ise 6.259,65 TL seviyesine gerilemiştir. Bu düşüşte, hem ons fiyatındaki gerileme hem de döviz kurundaki yatay seyir etkili olmuştur.
Döviz kuru tarafında, USD/TRY 49,94 TL, EUR/TRY ise 55,76 TL seviyesindedir. Döviz kurundaki bu görece yatay seyir, yüksek mevduat faizlerinin TL varlıkları cazip kılmasından ve TCMB'nin rezerv yönetimi politikalarından kaynaklanmaktadır. Reel efektif döviz kuru endeksinin 105,45 seviyesinde olması, TL'nin reel olarak değerli olduğunu göstermektedir. Bu durum, ithalatı ucuzlatırken ihracatın rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir.
Kur-enflasyon etkileşimi açısından bakıldığında, döviz kurundaki yatay seyir, enflasyonist baskıların hafiflemesine katkıda bulunmaktadır. Ancak yüksek enerji fiyatları ve ithal girdi maliyetleri, bu olumlu etkiyi kısmen dengelemektedir. Önümüzdeki dönemde, döviz kurunun yatay seyrini koruyup koruyamayacağı, dezenflasyon sürecinin hızı açısından kritik önem taşımaktadır.
7. Aktarım Mekanizmaları: Makrodan Piyasaya
Makroekonomik göstergelerin finansal piyasalara etkisi, bir dizi aktarım kanalı üzerinden gerçekleşmektedir. Bu kanalların işleyişini anlamak, piyasa hareketlerini yorumlamak için elzemdir.
Politika Faizi -> Mevduat/Kredi Maliyeti -> İç Talep -> Şirket Satışları -> Marjlar -> Değerleme Zinciri: TCMB'nin politika faizi %36,0 seviyesindedir. Bu faiz, bankaların fonlama maliyetini belirleyerek mevduat faizlerini (%43,04) ve kredi faizlerini (%64,74) doğrudan etkilemektedir. Yüksek kredi faizleri, hanehalkı ve firmaların borçlanma maliyetini artırarak iç talebi baskılamaktadır. İç talepteki yavaşlama, şirketlerin satış gelirlerini olumsuz etkilemekte, bu da kâr marjlarının daralmasına neden olmaktadır. Daralan marjlar, şirketlerin gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değerini düşürerek hisse senedi değerlemelerini olumsuz etkilemektedir. Bu zincir, BIST 30 endeksindeki son dönemdeki düşüşün (%-3,88) temel açıklamasıdır.
Kur Kanalı -> İthal Girdi Maliyeti -> Enflasyon: Döviz kurundaki hareketler, ithal girdi kullanan firmaların maliyetlerini doğrudan etkilemektedir. USD/TRY'nin 49,94 TL seviyesinde yatay seyretmesi, bu kanaldan gelen enflasyonist baskının sınırlı kalmasını sağlamaktadır. Ancak döviz kurunda olası bir yukarı yönlü hareket, ithal girdi maliyetlerini artırarak ÜFE ve TÜFE üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacaktır. Bu nedenle, kur istikrarı, dezenflasyon sürecinin devamı için kritik öneme sahiptir.
Küresel Faiz -> Yabancı Sermaye Akımı -> Risk Primi: ABD tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını sınırlandırmaktadır. Yüksek ABD faizleri, yabancı yatırımcılar için ABD varlıklarını daha cazip kılmakta, bu da Türkiye gibi ülkelere yönelik portföy akışlarını azaltmaktadır. Azalan sermaye akışları, Türkiye'nin risk primini yüksek tutmakta ve finansal koşulların sıkı kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, BIST üzerinde baskı oluşturan ve döviz kurunun yukarı yönlü hareketini tetikleyebilecek bir faktördür.
8. BIST 30'a Yansımalar: Sektör Kanalları
BIST 30 endeksi, farklı sektörlerden şirketleri barındırdığı için, makroekonomik gelişmelerden asimetrik şekilde etkilenmektedir. Yüksek faiz ve yavaşlayan büyüme ortamında, sektörler arasında belirgin bir ayrışma yaşanması beklenir.
Bankacılık Sektörü: Yüksek faiz ortamı, bankalar için iki yönlü bir etki yaratmaktadır. Bir yandan, mevduat faizlerinin yüksek olması, bankaların fonlama maliyetini artırmaktadır. Diğer yandan, kredi faizlerinin yüksek olması, bankaların kredi kârlılığını desteklemektedir. Ancak, kredi büyümesindeki yavaşlama ve artan takipteki alacak riski, bankaların kârlılığı üzerinde olumsuz bir baskı oluşturmaktadır. Tüketici kredisi faizinin %64,74 gibi çok yüksek bir seviyede olması, kredi talebini kısarak bankaların kredi hacmi büyümesini sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, bankacılık sektörünün performansı, net faiz marjı ile kredi riski arasındaki dengeye bağlıdır.
Sanayi Sektörü: Sanayi üretimindeki daralma (yıllık -%1,86) ve kapasite kullanım oranındaki düşük seviye (%74,5), sanayi şirketleri için zorlu bir ortama işaret etmektedir. Yüksek faizler, yatırım kararlarını ertelemekte, iç talepteki yavaşlama ise satışları olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, yüksek enerji fiyatları ve ithal girdi maliyetleri, üretim maliyetlerini artırarak kâr marjlarını daraltmaktadır. Bu tablo, sanayi şirketlerinin hisse performanslarının, iç talepteki toparlanma sinyallerine ve maliyet baskılarının hafiflemesine bağlı olduğunu göstermektedir.
Holding Şirketleri: Holding şirketleri, farklı sektörlerdeki iştiraklerinin performansına bağlı olarak çeşitlendirilmiş bir risk profili sunmaktadır. Yüksek faiz ortamı, holdinglerin finansman maliyetlerini artırırken, yavaşlayan büyüme, iştiraklerinin satış gelirlerini olumsuz etkilemektedir. Ancak, holdinglerin portföyünde enerji veya ihracat odaklı şirketlerin bulunması, bu olumsuz etkileri kısmen dengeleyebilir.
Perakende Sektörü: Perakende satışlardaki yıllık artışın %10,1 olması, reel anlamda tüketimin neredeyse yatay seyrettiğini göstermektedir. Yüksek kredi faizleri, dayanıklı tüketim mallarına olan talebi baskılamakta, bu da perakende şirketlerinin satışlarını olumsuz etkilemektedir. Tüketici güvenindeki düşüş, önümüzdeki dönemde perakende sektörü için daha da zorlu bir ortama işaret etmektedir.
9. Senaryolar ve İzleme Çerçevesi
Mevcut veriler ışığında, önümüzdeki dönem için üç farklı senaryo kurgulamak mümkündür. Bu senaryolar, belirli veri gelişmelerine bağlı olarak şekillenecektir.
Baz Senaryo: Bu senaryoda, dezenflasyon sürecinin yavaş ancak istikrarlı bir şekilde devam edeceği, TCMB'nin kademeli faiz indirimlerine devam edeceği ve döviz kurunun yatay seyrini koruyacağı varsayılmaktadır. Bu durumda, iç talepteki yavaşlama devam edecek, büyüme %2,3 civarında kalacak, enflasyon ise yıl sonunda %29,73-27 bandına gerileyebilecektir. BIST 30 endeksi, bu senaryoda, mevcut seviyelerden sınırlı bir toparlanma kaydedebilir. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, aylık enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi veya döviz kurunda belirgin bir yukarı yönlü hareketin yaşanmasıdır.
İyimser Senaryo: Bu senaryoda, küresel enerji fiyatlarında belirgin bir düşüş yaşanması ve ABD'de enflasyonun hızla gerilemesiyle Fed'in faiz indirimlerine başlaması varsayılmaktadır. Bu durumda, küresel risk iştahı artacak, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışları hızlanacaktır. Türkiye'de ise, enflasyondaki düşüşün hızlanmasıyla TCMB'nin faiz indirimlerini hızlandırması ve iç talebin canlanması beklenir. Bu senaryoda, BIST 30 endeksinde belirgin bir yükseliş yaşanabilir. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, enflasyonun beklenenden daha yavaş düşmesi veya küresel risk iştahının artmamasıdır.
Kötümser Senaryo: Bu senaryoda, küresel enerji fiyatlarının daha da yükselmesi ve jeopolitik risklerin artması varsayılmaktadır. Bu durumda, küresel enflasyonist baskılar artacak, merkez bankaları faiz indirimlerini ertelemek zorunda kalacaktır. Türkiye'de ise, enerji ithalat faturasının artması cari dengeyi bozacak, döviz kuru üzerinde baskı oluşturacaktır. Bu durum, enflasyonist beklentileri bozarak dezenflasyon sürecini sekteye uğratabilir. Bu senaryoda, BIST 30 endeksinde belirgin bir düşüş yaşanabilir. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, enerji fiyatlarında belirgin bir gerileme veya döviz kurunun yatay seyrini korumasıdır.
Önümüzdeki dönemde izlenecek temel göstergeler şunlardır: aylık TÜFE ve ÜFE verileri, TCMB'nin faiz kararları ve sözlü yönlendirmeleri, döviz kuru hareketleri, rezerv değişimleri, kredi büyümesi ve mevduat faizleri, ABD enflasyon verileri ve Fed'in faiz beklentileri, Brent petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmeler.
10. Sonuç ve Değerlendirme
Türkiye ekonomisi, 2026 yılının son çeyreğinde, dezenflasyon sürecinin devam ettiği ancak büyümenin belirgin şekilde yavaşladığı bir geçiş döneminden geçmektedir. TCMB'nin sıkı para politikası duruşu, iç talebi soğutarak enflasyonu düşürmekte, ancak bu durum ekonomik aktiviteyi de baskılamaktadır. Yüksek faiz ortamı, kredi maliyetlerini artırarak tüketimi ve yatırımı sınırlandırmakta, bu da şirket kârlılıkları ve hisse senedi değerlemeleri üzerinde olumsuz bir baskı oluşturmaktadır.
Küresel tarafta ise, ABD ve Euro Bölgesi'ndeki enflasyonist baskıların devam etmesi, merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine neden olmakta, bu da gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının sıkı kalmasına yol açmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin dış kırılganlığını artırmakta ve finansal piyasalar üzerinde baskı oluşturmaktadır.
Önümüzdeki dönemde, dezenflasyon sürecinin hızı, döviz kurunun seyri ve küresel risk iştahı, Türkiye ekonomisinin ve BIST 30 endeksinin yönünü belirleyecek temel faktörler olacaktır. Bu belirsizlik ortamında, yatırımcıların temkinli olması ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşımaktadır. Bu yazı, eğitim ve analiz amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.
Veri Tabanı (analizde kullanılan kilitli göstergeler)
| Kapsam/Ülke | Gösterge | Gerçekleşen | Tahmin | Önceki | Dönem | Frekans | Kaynak |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Euro Bölgesi | Tüketici Güveni | -17.9 puan | -17.9 puan | -16.8 puan | 2026-10-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Çekirdek Enflasyon (yıllık) | 2.5% | 2.5% | 2.4% | 2026-10-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Cari denge | 7.7 milyar € | — | 35.9 milyar € | 2026-08-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Ekonomik Beklenti Endeksi | 96.9 puan | 97.5 puan | 97.5 puan | 2026-10-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Büyüme (çeyreklik) | 0.4% | 0.2% | 0.6% | 2026-09-30 | üç aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Büyüme (yıllık) | 1.3% | 1.1% | 1.2% | 2026-10-30 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Sanayi Üretimi (aylık) | -0.5% | 0.0% | -0.3% | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Sanayi Üretimi (yıllık) | -1.1% | -0.1% | -0.3% | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Enflasyon (aylık) | 0.6% | 0.6% | 0.4% | 2026-09-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Enflasyon (yıllık) | 3.8% | 3.8% | 3.2% | 2026-09-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Şirketlere Krediler (yıllık) | 4.2% | — | 4.2% | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Hanehalkına Krediler (yıllık) | 3.1% | 3.1% | 3.1% | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | M3 Para Arzı (yıllık) | 3.5% | 3.4% | 3.5% | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Politika faizi | 2.65% | 2.65% | 2.65% | 2026-10-31 | olay | ECB |
| Euro Bölgesi | ÜFE (aylık) | 1.9% | 1.9% | 1.6% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | ÜFE (yıllık) | 8.2% | 8.1% | 5.8% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Perakende Satış (aylık) | 0.1% | 0.2% | -0.6% | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Perakende Satış (yıllık) | 0.8% | 1.0% | 0.4% | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | Ticaret Dengesi | -16.1 milyar € | — | 10.7 milyar € | 2026-10-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Euro Bölgesi | İşsizlik oranı | 6.5% | 6.4% | 6.5% | 2026-09-01 | aylık | Eurostat |
| Euro Bölgesi | Ücret Artışı (yıllık) | 3.0% | — | 3.4% | 2026-09-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Bütçe Dengesi | -532.2 milyar TRY | — | 12.9 milyar TRY | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İş Güveni | 99.8 puan | — | 102.0 puan | 2026-10-21 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Kapasite Kullanım Oranı | 74.5% | — | 74.2% | 2026-10-21 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Tüketici Güveni | 84.8 puan | — | 91.9 puan | 2026-10-22 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Tüketici Kredisi Faizi | 64.74% | — | 63.67% | 2026-08-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Kredi Büyümesi (yıllık) | 35.2891% | — | 36.3222% | 2026-09-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Cari denge | 4.053 milyar $ | — | 0.036 milyar $ | 2026-10-13 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Mevduat Faizi | 43.04% | — | 43.795% | 2026-10-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Ekonomik Beklenti Endeksi | 97.3 puan | — | 101.3 puan | 2026-10-30 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İhracat | 25.97 milyar $ | 25.98 milyar $ | 23.45 milyar $ | 2026-10-28 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Döviz rezervleri | 59.045 milyar $ | — | 62.148 milyar $ | 2026-10-30 | haftalık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Büyüme (çeyreklik) | 1.1% | — | 0.3% | 2026-08-31 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Büyüme (yıllık) | 2.3% | 2.9% | 2.6% | 2026-08-31 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İthalat | 31.13 milyar $ | 31.21 milyar $ | 28.71 milyar $ | 2026-10-28 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Sanayi Üretimi (aylık) | -1.0% | — | -0.9% | 2026-10-09 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Sanayi Üretimi (yıllık) | -1.8618% | — | — | 2026-08-01 | aylık | TÜİK |
| Türkiye | Enflasyon (aylık) | 1.84% | 2.3% | 1.84% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Enflasyon (yıllık) | 29.73% | 30.3% | 31.51% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | M3 Para Arzı (yıllık) | 28.646% | — | 29.7792% | 2026-10-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Ekonomik Katılım Oranı | 52.7% | — | 52.6% | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Politika faizi | 36.0% | 36.0% | 37.0% | 2026-10-22 | olay | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | ÜFE (aylık) | 2.07% | — | 2.57% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | ÜFE (yıllık) | 27.38% | — | 27.95% | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Reel Efektif Döviz Kuru | 105.45 endeks | — | 105.0 endeks | 2026-09-01 | aylık | TCMB EVDS (akşam snapshot) |
| Türkiye | Perakende Satış (aylık) | 1.4% | — | 0.2% | 2026-10-12 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Perakende Satış (yıllık) | 10.1% | — | 9.9% | 2026-10-12 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Turizm Gelirleri | 25.5 milyar $ | — | 15.9 milyar $ | 2026-10-30 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Turist Sayısı (yıllık) | 0.4% | — | -0.03% | 2026-10-30 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | Ticaret Dengesi | -5.16 milyar $ | -5.23 milyar $ | -5.25 milyar $ | 2026-10-28 | aylık | canlı akşam toplaması |
| Türkiye | İşsizlik oranı | 8.5% | — | — | 2026-09-01 | aylık | TÜİK |
| ABD | Kapasite Kullanım Oranı | 76.9% | 76.5% | 76.4% | 2026-10-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Tüketici Güveni | 91.7 puan | 81.0 puan | 84.2 puan | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Tüketici Kredisi Değişimi | 8.28 milyar $ | 15.0 milyar $ | 17.74 milyar $ | 2026-10-07 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Tüketici Harcamaları (çeyreklik) | 3.8% | — | 3.8% | 2026-10-29 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Devam Eden İşsizlik Başvurusu | 1701.0 bin kişi | 1720.0 bin kişi | 1722.0 bin kişi | 2026-10-17 | haftalık | FRED |
| ABD | Çekirdek Enflasyon (yıllık) | 2.6% | 2.5% | 2.4% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Çekirdek PCE (aylık) | 0.3% | 0.3% | 0.3% | 2026-09-01 | aylık | FRED |
| ABD | Çekirdek PCE (yıllık) | 3.1% | 3.1% | 3.0% | 2026-09-01 | aylık | FRED |
| ABD | Cari denge | -246.0 milyar $ | -255.0 milyar $ | -212.6 milyar $ | 2026-06-30 | üç aylık | BEA |
| ABD | Dayanıklı Mal Siparişleri (aylık) | 1.8% | 1.5% | 0.1% | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | İhracat | 315.2 milyar $ | — | 310.7 milyar $ | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Büyüme (çeyreklik) | 3.4% | 1.5% | 2.2% | 2026-09-30 | üç aylık | FRED |
| ABD | Büyüme (yıllık) | 2.1% | — | 2.2% | 2026-09-30 | üç aylık | FRED |
| ABD | İthalat | 420.8 milyar $ | — | 403.6 milyar $ | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Sanayi Üretimi (aylık) | 0.7% | 0.4% | 0.1% | 2026-10-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Sanayi Üretimi (yıllık) | 2.2% | — | 1.6% | 2026-10-16 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Enflasyon Beklentisi (1 yıl) | 4.7% | 4.7% | 4.6% | 2026-10-23 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Enflasyon Beklentisi (5 yıl) | 3.5% | 3.5% | 3.4% | 2026-10-23 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Enflasyon (aylık) | 0.6% | 0.6% | 0.4% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Enflasyon (yıllık) | 3.7% | 3.6% | 3.4% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | İlk İşsizlik Başvurusu | 194.0 bin kişi | 199.0 bin kişi | 195.0 bin kişi | 2026-10-24 | haftalık | FRED |
| ABD | JOLTs Açık İş Sayısı | 7.079 milyon kişi | 7.23 milyon kişi | 7.335 milyon kişi | 2026-09-29 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Yeni Konut Satışları | 0.676 milyon adet | 0.65 milyon adet | 0.68 milyon adet | 2026-10-27 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | ABD İstihdam Değişimi (NFP) | 29.0 bin kişi | 90.0 bin kişi | 133.0 bin kişi | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Ekonomik Katılım Oranı | 61.8% | — | 61.6% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | PCE Enflasyon (aylık) | 0.5% | 0.5% | 0.3% | 2026-09-01 | aylık | FRED |
| ABD | PCE Enflasyon (yıllık) | 3.6% | 3.6% | 3.4% | 2026-09-01 | aylık | FRED |
| ABD | İmalat PMI | 55.3 puan | 56.1 puan | 58.8 puan | 2026-10-30 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Hizmetler PMI | 54.9 puan | 55.0 puan | 55.4 puan | 2026-10-05 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Politika faizi | 4.0% | 4.0% | 4.0% | 2026-11-01 | olay | FRED |
| ABD | ÜFE (aylık) | 1.3% | 0.5% | 0.5% | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | ÜFE (yıllık) | 6.3% | 5.3% | 5.6% | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Faiz Projeksiyonu (1. yıl) | 4.1% | — | 3.6% | 2026-09-16 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Faiz Projeksiyonu (2. yıl) | 3.9% | — | 3.4% | 2026-09-16 | üç aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Perakende Satış (aylık) | 0.8% | 0.3% | 1.3% | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Perakende Satış (yıllık) | 6.3% | — | 5.6% | 2026-10-15 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Ticaret Dengesi | -105.6 milyar $ | -102.0 milyar $ | -92.8 milyar $ | 2026-10-06 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Genişletilmiş İşsizlik (U-6) | 7.6% | — | 7.7% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | İşsizlik oranı | 4.2% | 4.1% | 4.1% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| ABD | Ücret Artışı (aylık) | 0.1% | 0.3% | 0.3% | 2026-10-02 | aylık | canlı akşam toplaması |
| ABD | Ücret Artışı (yıllık) | 3.0% | 3.2% | 3.1% | 2026-09-01 | aylık | BLS |
| Küresel Piyasa | BIST 100 | 10759.56 puan | — | 11165.44 puan | 2026-10-30 | günlük | Borsapy |
| Küresel Piyasa | BIST 30 | 13419.68 puan | — | 13960.89 puan | 2026-10-30 | günlük | Borsapy |
| Küresel Piyasa | Brent Petrol | 113.43 USD/varil | — | 114.879997 USD/varil | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | DXY | 101.879997 indeks | — | 102.040001 indeks | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | EUR/TRY | 55.758301 TL | — | 55.856941 TL | 2026-11-01 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | Gram Altın (türetilmiş) | 6259.6548 TL/gram | — | 6473.2108 TL/gram | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance (türetilmiş) |
| Küresel Piyasa | Altın | 3898.899902 USD/ons | — | 4031.399902 USD/ons | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | USD/TRY | 49.936401 TL | — | 49.942791 TL | 2026-11-01 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | ABD 30 Yıllık Tahvil | 5.309% | — | 5.329% | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | ABD 3 Aylık Tahvil | 3.973% | — | 3.998% | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | ABD 5 Yıllık Tahvil | 4.721% | — | 4.801% | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | VIX | 19.42 indeks | — | 17.200001 indeks | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
| Küresel Piyasa | WTI Petrol | 104.120003 USD/varil | — | 102.0 USD/varil | 2026-10-30 | günlük | Yahoo Finance |
Kaynak: TradingView ekonomik takvimi + TÜİK SDMX teyitli + EVDS(5) + Resmi AB/ABD(24) | Yahoo Finance/FRED/Borsapy piyasa serileri | akşam snapshot makro-2026-11-01-evening • snapshot: 2026-11-01. Analiz metni yalnızca bu tablodaki rakamlarla üretilir; yoksa sayı yazılmaz ve yayın öncesi deterministik doğrulamadan geçirilir.