TOASO 211,20 TL ▼ -8.17%TTKOM 46,16 TL ▼ -2.41%ENKAI 76,65 TL ▼ -2.29%ASELS 347,00 TL ▼ -3.21%FROTO 65,45 TL ▼ -5.42%MGROS 413,50 TL ▼ -3.22%ASTOR 158,90 TL ▼ -9.97%VAKBN 28,88 TL ▼ -5.68%TUPRS 343,50 TL ▼ -3.24%YKBNK 33,96 TL ▼ -1.51%ISCTR 11,65 TL ▼ -3.88%GARAN 125,20 TL ▼ -1.18%PETKM 16,24 TL ▼ -7.20%BIMAS 347,50 TL ▼ -4.73%TAVHL 250,00 TL ▼ -1.77%EKGYO 16,19 TL ▼ -5.21%KCHOL 192,80 TL ▼ -3.50%KRDMD 36,16 TL ▼ -3.73%AKBNK 60,90 TL ▼ -3.33%SAHOL 81,10 TL ▼ -2.58%EREGL 29,66 TL ▼ -5.00%TRMET 94,05 TL ▼ -10.00%SISE 32,04 TL ▼ -5.49%GUBRF 250,25 TL ▼ -9.98%AEFES 15,43 TL ▼ -2.96%SASA 1,45 TL ▼ -2.68%TCELL 90,10 TL ▼ -1.15%TRALT 32,42 TL ▼ -9.94%THYAO 242,20 TL ▼ -4.08%PGSUS 115,00 TL ▼ -5.35%01.11 08:19 · gün sonu kapanışı
BIST 30 (TL) 13.419,68 ▼ -3.88%BIST 100 (TL) 10.759,56 ▼ -3.64%Gram Altın 6.260,45 TLDolar 49,9428 TL ▲ +0.23%BIST 30 ($) 268,70 $ ▼ -4.09%01.11 08:19 · gün sonu / gecikmeli
⏳ Yükleniyor... 🌤️ İstanbul: Parçalı Bulutlu
📻 Tüm yayınlar & Podcast sayfası • RSS Yalnızca dinlemek içindir • Kurgusal yapay zeka sunucular • Bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.

Makroekonomik Değerlendirme

2 Kasım 2026, PazartesiYazım saati: 04:21 (TSİ)Türkiye ve küresel makro görünüm • Yapay zeka destekli derinlemesine analiz 𝕏✈💬🔗
BIST 30 sepeti — son 22 gün -19.31%
30 hissenin eşit ağırlıklı sepeti, ilk görüldüğü fiyata göre normalize edildi.

1. Küresel Makroekonomik Görünüm

Küresel ekonomi, 2026 yılının son çeyreğine girerken, enflasyonla mücadelenin son aşamaları ile büyümedeki ivme kaybının aynı anda yaşandığı, iki büyük merkez bankasının (Fed ve ECB) politika patikalarının ayrıştığı bir dönemden geçmektedir. Bu ayrışma, küresel likidite koşullarını ve risk iştahını doğrudan şekillendiren temel faktörlerden biridir.

ABD tarafında görünüm, "yumuşak iniş" senaryosunun hâlâ masada olduğunu ancak bu senaryonun giderek daha fazla zorlandığını göstermektedir. Üçüncü çeyrekte yıllık bazda %2,1 büyüyen ABD ekonomisi, çeyreklik bazda ise %3,4 ile güçlü bir performans sergilemiştir. Bu güçlü büyüme rakamı, iç talebin direncine işaret etmekle birlikte, aynı zamanda enflasyonist baskıların da canlı kalmasına neden olmaktadır. Nitekim Eylül ayına ait yıllık manşet enflasyon %3,7 ile bir önceki dönemdeki %3,4 seviyesinin üzerine çıkmış, çekirdek enflasyon ise %2,6 ile hedefin üzerinde seyretmeye devam etmiştir. Fed'in tercih ettiği gösterge olan çekirdek PCE enflasyonunun yıllık bazda %3,1'e yükselmesi, fiyat baskılarının yaygınlığını ve kalıcılığını teyit etmektedir. Üretici fiyatları tarafındaki görünüm daha da endişe vericidir; Eylül ayında aylık ÜFE %1,3, yıllık ÜFE ise %6,3 ile beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. Bu veri, maliyet baskılarının henüz kırılmadığını ve önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıyabileceğini göstermektedir.

İşgücü piyasası ise iki yönlü sinyal vermektedir. Bir yandan işsizlik oranı %4,2 ile tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrederken, diğer yandan tarım dışı istihdam artışının Eylül ayında yalnızca 29 bin kişi ile beklentilerin (90 bin) oldukça altında kalması, işgücü piyasasındaki soğumanın başladığına dair önemli bir işarettir. Aylık ücret artışının %0,1 ile sınırlı kalması, ücret-enflasyon sarmalının şu an için kontrol altında olduğunu düşündürse de, JOLTs açık iş sayısındaki düşüş (7,079 milyon) ve devam eden işsizlik başvurularındaki seviye, talepteki zayıflamanın işgücü piyasasına sızmaya başladığını göstermektedir. Bu tablo, Fed'in politika faizini %4,0'te sabit tutmasını destekleyen bir zemin hazırlamaktadır. Ancak Fed'in Eylül ayındaki projeksiyonlarında faizin bir yıl sonrası için %4,1, iki yıl sonrası için %3,9 olacağını öngörmesi, piyasanın beklediği hızlı faiz indirimlerinin gerçekleşmeyeceğine dair güçlü bir sinyaldir. Bu durum, uzun vadeli tahvil getirilerine de yansımış, ABD 30 yıllık tahvil getirisi %5,31 ile yüksek seviyelerde tutunmuştur.

Euro Bölgesi ise ABD'den farklı bir resim çizmektedir. Bölge ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık %1,3 büyüme kaydetmiş olsa da, bu büyümenin kalitesi sorgulanabilir niteliktedir. Sanayi üretimindeki daralma (aylık -%0,5, yıllık -%1,1) ve ticaret dengesinin Ağustos ayında -16,1 milyar avro ile açık vermesi, imalat sektöründeki kırılganlığa işaret etmektedir. Buna karşın, hizmet sektörü ve iç talep görece dirençlidir; perakende satışlar aylık bazda %0,1 artmış, işsizlik oranı %6,5 ile düşük seviyesini korumuştur. Ancak enflasyon cephesi, Avrupa Merkez Bankası (ECB) için ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Eylül ayında yıllık enflasyon %3,8'e yükselmiş, çekirdek enflasyon ise %2,5 olarak gerçekleşmiştir. Daha da kritik olan, yıllık ÜFE'nin %8,2 ile çok yüksek bir seviyede bulunmasıdır. Bu veri, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışların üretici maliyetlerini ciddi şekilde şişirdiğini ve bu maliyet baskısının önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıyacağını göstermektedir. ECB'nin politika faizini %2,65 ile sabit tutması, bu enflasyonist görünüme karşı temkinli bir duruşun ifadesidir. Ancak bölgedeki ekonomik yavaşlama sinyalleri (tüketici güvenindeki düşüş: -17,9 puan, ekonomik beklenti endeksindeki gerileme: 96,9 puan) ile enflasyon arasında sıkışan ECB'nin, faiz indirimlerine başlamak için enflasyonda kalıcı bir düşüş görmesi gerekecektir.

Küresel likidite koşulları açısından bakıldığında, hem Fed'in hem de ECB'nin faiz indirimlerini ertelemesi, gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının sıkı kalmaya devam edeceğine işaret etmektedir. ABD 5 yıllık tahvil getirisinin %4,72 gibi yüksek bir seviyede olması, küresel risk primi üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu ortam, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahını sınırlandıran temel faktördür.

2. Türkiye Makroekonomik Görünümü

Türkiye ekonomisi, 2026 yılının son çeyreğinde, bir yandan dezenflasyon sürecinin devam ettiği, diğer yandan büyümedeki yavaşlamanın belirginleştiği bir geçiş döneminde bulunmaktadır. Bu geçiş döneminin en kritik özelliği, para politikasındaki sıkı duruşun iç talebi soğuturken, arz yönlü maliyet baskılarının (özellikle enerji ve döviz kuru kaynaklı) enflasyonu yukarıda tutmaya devam etmesidir.

TÜİK verilerine göre, Eylül ayında yıllık TÜFE enflasyonu %29,73 ile bir önceki ayki %31,51 seviyesinden gerilemiş, aylık enflasyon ise %1,84 olarak gerçekleşmiştir. Bu veri, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak hızının yavaşladığını göstermektedir. Yıllık ÜFE enflasyonunun %27,38'e gerilemesi, üretici fiyatlarındaki baskının bir miktar hafiflediğine işaret etmektedir. Ancak aylık ÜFE'nin %2,07 ile TÜFE'nin üzerinde gerçekleşmesi, maliyet kaynaklı enflasyonist baskının sürdüğünü ve bu baskının önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıyabileceğini göstermektedir. Bu tablo, dezenflasyon sürecinin "kolay kazanımlar" aşamasının tamamlandığını, bundan sonraki düşüşlerin daha yavaş ve çetin olacağını ortaya koymaktadır.

TCMB, bu süreçte politika faizini Ekim ayında 100 baz puan indirerek %36,0 seviyesine çekmiştir. Bu indirim, reel faizin hâlâ oldukça yüksek olduğu bir ortamda, dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla kademeli bir normalleşme adımı olarak değerlendirilebilir. Ancak faiz indiriminin, enflasyonun %29,73 olduğu bir ortamda, reel faizin hâlâ pozitif olmasını sağladığı söylenebilir. Bu durum, TCMB'nin "sıkı duruşu koruyarak kademeli normalleşme" stratejisini yansıtmaktadır.

Büyüme tarafında ise yavaşlama belirgindir. İkinci çeyrekte yıllık büyüme %2,3 ile beklentilerin (%2,9) altında gerçekleşmiş, çeyreklik bazda ise %1,1'lik bir büyüme kaydedilmiştir. Bu yavaşlamanın arkasında, yüksek faiz ortamının iç talebi baskılaması ve sanayi üretimindeki daralma yatmaktadır. Ağustos ayında sanayi üretimi aylık bazda %-1,0, yıllık bazda ise %-1,86 ile daralmıştır. Kapasite kullanım oranının %74,5 ile düşük seviyelerde kalması, sanayi sektöründeki zayıflığın devam ettiğine işaret etmektedir. İşsizlik oranının %8,5'e yükselmesi, büyümedeki yavaşlamanın işgücü piyasasına yansımaya başladığını göstermektedir. Tüketici güvenindeki keskin düşüş (84,8 puan) ve ekonomik beklenti endeksindeki gerileme (97,3 puan), önümüzdeki dönemde iç talebin daha da zayıflayabileceğine dair öncü sinyaller vermektedir.

Bu tablo, Türkiye ekonomisinin bir "stagflasyonist" riskle karşı karşıya olduğunu göstermektedir: büyüme yavaşlarken enflasyon hâlâ yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bu durum, para politikası açısından zorlu bir dengeyi gerektirmektedir: faiz indirimlerine devam etmek büyümeyi destekleyebilir ancak enflasyonist baskıları artırabilir; faizleri sabit tutmak ise enflasyonla mücadeleyi destekler ancak büyümedeki yavaşlamayı derinleştirebilir.

3. İç Talep, Kredi ve Likidite

Para politikasından iç talebe uzanan aktarım kanalı, Türkiye ekonomisinde şu anda en kritik mekanizmadır. TCMB'nin politika faizi %36,0 seviyesinde bulunurken, bu faizin kredi ve mevduat maliyetlerine yansıması, iç talebin yönünü belirleyen temel faktördür.

Verilere göre, Ekim ayı itibarıyla mevduat faizi %43,04 seviyesindedir. Bu oran, politika faizinin oldukça üzerinde bir getiri sunarak, tasarruf sahiplerinin TL varlıklara yönelmesini teşvik etmekte ve döviz kuru üzerindeki baskıyı hafifletmektedir. Ancak aynı zamanda, bankaların fonlama maliyetini artırarak kredi faizlerinin yüksek kalmasına neden olmaktadır. Nitekim Ağustos ayı itibarıyla tüketici kredisi faizi %64,74 gibi çok yüksek bir seviyededir. Bu oran, hanehalkının kredi kullanımını ciddi şekilde kısıtlamakta ve dayanıklı tüketim malları başta olmak üzere iç talebi baskılamaktadır.

Kredi büyümesi verileri, bu baskının etkisini göstermektedir. Yıllık kredi büyümesi Eylül ayında %35,29 ile yüksek bir seviyede görünmekle birlikte, bu büyümenin büyük kısmı enflasyon kaynaklıdır. Reel anlamda kredi büyümesi, enflasyonun altında kalarak daralmaktadır. M3 para arzındaki yıllık artışın %28,65'e gerilemesi, para arzındaki büyümenin yavaşladığını ve likidite koşullarının sıkılaştığını teyit etmektedir.

Bu tablo, iç talebin kademeli olarak soğuduğunu göstermektedir. Perakende satışların aylık bazda %1,4 artması, tüketimin hâlâ canlı olduğunu düşündürse de, bu artışın büyük kısmı fiyat artışlarından kaynaklanmaktadır. Yıllık perakende satış artışının %10,1 olması, reel anlamda tüketimin neredeyse yatay seyrettiğine işaret etmektedir. Tüketici güvenindeki keskin düşüş, hanehalkının geleceğe yönelik beklentilerinin bozulduğunu ve önümüzdeki dönemde tüketim harcamalarının daha da yavaşlayabileceğini göstermektedir.

Yüksek faiz ortamının iç talep üzerindeki baskılayıcı etkisi, şirketler kesimine de yansımaktadır. İş güveni endeksinin 99,8 puana gerilemesi ve kapasite kullanım oranının düşük seviyelerde kalması, firmaların yatırım ve üretim kararlarında temkinli davrandığını göstermektedir. Bu durum, önümüzdeki dönemde ekonomik büyümenin daha da yavaşlayabileceğine işaret etmektedir.

4. Küresel Risk İştahı ve Faiz Beklentileri

Küresel risk iştahı, 2026 yılının son çeyreğinde, enflasyon ve faiz beklentileri arasındaki çekişmenin gölgesinde dalgalı bir seyir izlemektedir. VIX endeksinin 19,42 seviyesine yükselmesi, piyasalardaki belirsizliğin ve riskten kaçınma eğiliminin arttığına işaret etmektedir. Bu artış, ABD'deki enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi ve Fed'in faiz indirimlerini erteleme olasılığının güçlenmesiyle yakından ilişkilidir.

Dolar endeksi (DXY) 101,88 seviyesinde yatay bir seyir izlemektedir. Bu durum, küresel anlamda doların güçlü kalmaya devam ettiğini ancak yukarı yönlü hareketin sınırlı olduğunu göstermektedir. ABD tahvil getirileri, faiz beklentilerindeki sıkılaşmanın etkisiyle yüksek seviyelerde tutunmaktadır. 5 yıllık tahvil getirisi %4,72, 30 yıllık tahvil getirisi ise %5,31 seviyesindedir. Bu yüksek getiriler, küresel yatırımcılar için ABD varlıklarını cazip kılmakta ve gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik sermaye akışını sınırlandırmaktadır.

Fed'in faiz projeksiyonları, piyasanın beklediğinden daha yüksek bir faiz patikasına işaret etmektedir. Fed üyelerinin bir yıl sonrası için faiz beklentisi %4,1, iki yıl sonrası için ise %3,9 seviyesindedir. Bu projeksiyonlar, Fed'in faiz indirimlerine başlamak için acele etmeyeceğini ve enflasyonda kalıcı bir düşüş görmek isteyeceğini göstermektedir. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının sıkı kalmaya devam edeceği anlamına gelmektedir.

Küresel risk iştahındaki bu sınırlı görünüm, BIST üzerinde doğrudan bir baskı oluşturmaktadır. Yüksek ABD tahvil getirileri, yabancı yatırımcıların Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik iştahını azaltmakta ve portföy akışlarını sınırlandırmaktadır. Bu durum, BIST 100 endeksinin son dönemdeki düşüşünde (%-3,64) etkili olan faktörlerden biridir.

5. Bütçe ve Dış Denge

Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını değerlendirirken, mali disiplin ve dış denge kalemleri kritik önem taşımaktadır. Eylül ayında bütçe dengesi -532,2 milyar TL ile belirgin bir açık vermiştir. Bu açık, bir önceki ayki 12,9 milyar TL'lik fazlaya göre keskin bir bozulmayı ifade etmektedir. Bu bozulma, artan faiz giderleri ve kamu harcamalarındaki artıştan kaynaklanıyor olabilir. Yüksek faiz ortamında kamu borçlanma maliyetlerinin artması, bütçe üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu durum, maliye politikasının manevra alanını daraltmakta ve dezenflasyon sürecini destekleyecek mali sıkılaşmanın önünü kesmektedir.

Dış denge tarafında ise daha olumlu bir tablo söz konusudur. Ağustos ayında cari denge 4,053 milyar dolar fazla vermiştir. Bu fazla, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacının azaldığına işaret etmektedir. Cari dengedeki bu iyileşmenin arkasında, Eylül ayında 25,97 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatın ve 25,5 milyar dolar ile güçlü seyreden turizm gelirlerinin etkisi büyüktür. Ancak ithalatın 31,13 milyar dolar ile ihracatın üzerinde seyretmesi, ticaret dengesinin -5,16 milyar dolar açık vermesine neden olmaktadır. Bu açık, cari dengedeki fazlanın büyük ölçüde turizm gelirlerine dayandığını göstermektedir.

Döviz rezervleri, Ekim ayı itibarıyla 59,045 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Bu gerileme, rezerv birikiminin yavaşladığını ve döviz likiditesinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Rezervlerin bu seviyesi, dış şoklara karşı tampon görevi görecek bir güvenlik marjının oldukça altındadır. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman kırılganlığının devam ettiğine işaret etmektedir. Cari dengedeki fazlaya rağmen, rezervlerin düşük seviyelerde olması, kur üzerindeki baskının sürebileceğini göstermektedir.

6. Enerji, Emtia, Döviz ve Tahvil Piyasaları

Enerji fiyatları, küresel enflasyonist baskıların ve Türkiye'nin cari dengesinin en kritik belirleyicilerinden biri olmaya devam etmektedir. Brent petrol 113,43 dolar/varil, WTI petrol ise 104,12 dolar/varil seviyesindedir. Bu yüksek fiyatlar, jeopolitik risklerin ve arz kısıtlarının devam ettiğini göstermektedir. Yüksek enerji fiyatları, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem cari açık üzerinden hem de üretim maliyetleri üzerinden enflasyonist baskı oluşturmaktadır. Enerji fiyatlarındaki bu yüksek seviye, Euro Bölgesi'nde ÜFE'nin %8,2'ye yükselmesinde de temel etken olmuştur.

Altın fiyatları, 3.898,90 dolar/ons ile son dönemde belirgin bir düşüş kaydetmiştir. Bu düşüş, yüksek ABD tahvil getirilerinin altının fırsat maliyetini artırmasından kaynaklanmaktadır. Gram altın ise 6.259,65 TL seviyesine gerilemiştir. Bu düşüşte, hem ons fiyatındaki gerileme hem de döviz kurundaki yatay seyir etkili olmuştur.

Döviz kuru tarafında, USD/TRY 49,94 TL, EUR/TRY ise 55,76 TL seviyesindedir. Döviz kurundaki bu görece yatay seyir, yüksek mevduat faizlerinin TL varlıkları cazip kılmasından ve TCMB'nin rezerv yönetimi politikalarından kaynaklanmaktadır. Reel efektif döviz kuru endeksinin 105,45 seviyesinde olması, TL'nin reel olarak değerli olduğunu göstermektedir. Bu durum, ithalatı ucuzlatırken ihracatın rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir.

Kur-enflasyon etkileşimi açısından bakıldığında, döviz kurundaki yatay seyir, enflasyonist baskıların hafiflemesine katkıda bulunmaktadır. Ancak yüksek enerji fiyatları ve ithal girdi maliyetleri, bu olumlu etkiyi kısmen dengelemektedir. Önümüzdeki dönemde, döviz kurunun yatay seyrini koruyup koruyamayacağı, dezenflasyon sürecinin hızı açısından kritik önem taşımaktadır.

7. Aktarım Mekanizmaları: Makrodan Piyasaya

Makroekonomik göstergelerin finansal piyasalara etkisi, bir dizi aktarım kanalı üzerinden gerçekleşmektedir. Bu kanalların işleyişini anlamak, piyasa hareketlerini yorumlamak için elzemdir.

Politika Faizi -> Mevduat/Kredi Maliyeti -> İç Talep -> Şirket Satışları -> Marjlar -> Değerleme Zinciri: TCMB'nin politika faizi %36,0 seviyesindedir. Bu faiz, bankaların fonlama maliyetini belirleyerek mevduat faizlerini (%43,04) ve kredi faizlerini (%64,74) doğrudan etkilemektedir. Yüksek kredi faizleri, hanehalkı ve firmaların borçlanma maliyetini artırarak iç talebi baskılamaktadır. İç talepteki yavaşlama, şirketlerin satış gelirlerini olumsuz etkilemekte, bu da kâr marjlarının daralmasına neden olmaktadır. Daralan marjlar, şirketlerin gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değerini düşürerek hisse senedi değerlemelerini olumsuz etkilemektedir. Bu zincir, BIST 30 endeksindeki son dönemdeki düşüşün (%-3,88) temel açıklamasıdır.

Kur Kanalı -> İthal Girdi Maliyeti -> Enflasyon: Döviz kurundaki hareketler, ithal girdi kullanan firmaların maliyetlerini doğrudan etkilemektedir. USD/TRY'nin 49,94 TL seviyesinde yatay seyretmesi, bu kanaldan gelen enflasyonist baskının sınırlı kalmasını sağlamaktadır. Ancak döviz kurunda olası bir yukarı yönlü hareket, ithal girdi maliyetlerini artırarak ÜFE ve TÜFE üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacaktır. Bu nedenle, kur istikrarı, dezenflasyon sürecinin devamı için kritik öneme sahiptir.

Küresel Faiz -> Yabancı Sermaye Akımı -> Risk Primi: ABD tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını sınırlandırmaktadır. Yüksek ABD faizleri, yabancı yatırımcılar için ABD varlıklarını daha cazip kılmakta, bu da Türkiye gibi ülkelere yönelik portföy akışlarını azaltmaktadır. Azalan sermaye akışları, Türkiye'nin risk primini yüksek tutmakta ve finansal koşulların sıkı kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, BIST üzerinde baskı oluşturan ve döviz kurunun yukarı yönlü hareketini tetikleyebilecek bir faktördür.

8. BIST 30'a Yansımalar: Sektör Kanalları

BIST 30 endeksi, farklı sektörlerden şirketleri barındırdığı için, makroekonomik gelişmelerden asimetrik şekilde etkilenmektedir. Yüksek faiz ve yavaşlayan büyüme ortamında, sektörler arasında belirgin bir ayrışma yaşanması beklenir.

Bankacılık Sektörü: Yüksek faiz ortamı, bankalar için iki yönlü bir etki yaratmaktadır. Bir yandan, mevduat faizlerinin yüksek olması, bankaların fonlama maliyetini artırmaktadır. Diğer yandan, kredi faizlerinin yüksek olması, bankaların kredi kârlılığını desteklemektedir. Ancak, kredi büyümesindeki yavaşlama ve artan takipteki alacak riski, bankaların kârlılığı üzerinde olumsuz bir baskı oluşturmaktadır. Tüketici kredisi faizinin %64,74 gibi çok yüksek bir seviyede olması, kredi talebini kısarak bankaların kredi hacmi büyümesini sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, bankacılık sektörünün performansı, net faiz marjı ile kredi riski arasındaki dengeye bağlıdır.

Sanayi Sektörü: Sanayi üretimindeki daralma (yıllık -%1,86) ve kapasite kullanım oranındaki düşük seviye (%74,5), sanayi şirketleri için zorlu bir ortama işaret etmektedir. Yüksek faizler, yatırım kararlarını ertelemekte, iç talepteki yavaşlama ise satışları olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, yüksek enerji fiyatları ve ithal girdi maliyetleri, üretim maliyetlerini artırarak kâr marjlarını daraltmaktadır. Bu tablo, sanayi şirketlerinin hisse performanslarının, iç talepteki toparlanma sinyallerine ve maliyet baskılarının hafiflemesine bağlı olduğunu göstermektedir.

Holding Şirketleri: Holding şirketleri, farklı sektörlerdeki iştiraklerinin performansına bağlı olarak çeşitlendirilmiş bir risk profili sunmaktadır. Yüksek faiz ortamı, holdinglerin finansman maliyetlerini artırırken, yavaşlayan büyüme, iştiraklerinin satış gelirlerini olumsuz etkilemektedir. Ancak, holdinglerin portföyünde enerji veya ihracat odaklı şirketlerin bulunması, bu olumsuz etkileri kısmen dengeleyebilir.

Perakende Sektörü: Perakende satışlardaki yıllık artışın %10,1 olması, reel anlamda tüketimin neredeyse yatay seyrettiğini göstermektedir. Yüksek kredi faizleri, dayanıklı tüketim mallarına olan talebi baskılamakta, bu da perakende şirketlerinin satışlarını olumsuz etkilemektedir. Tüketici güvenindeki düşüş, önümüzdeki dönemde perakende sektörü için daha da zorlu bir ortama işaret etmektedir.

9. Senaryolar ve İzleme Çerçevesi

Mevcut veriler ışığında, önümüzdeki dönem için üç farklı senaryo kurgulamak mümkündür. Bu senaryolar, belirli veri gelişmelerine bağlı olarak şekillenecektir.

Baz Senaryo: Bu senaryoda, dezenflasyon sürecinin yavaş ancak istikrarlı bir şekilde devam edeceği, TCMB'nin kademeli faiz indirimlerine devam edeceği ve döviz kurunun yatay seyrini koruyacağı varsayılmaktadır. Bu durumda, iç talepteki yavaşlama devam edecek, büyüme %2,3 civarında kalacak, enflasyon ise yıl sonunda %29,73-27 bandına gerileyebilecektir. BIST 30 endeksi, bu senaryoda, mevcut seviyelerden sınırlı bir toparlanma kaydedebilir. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, aylık enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi veya döviz kurunda belirgin bir yukarı yönlü hareketin yaşanmasıdır.

İyimser Senaryo: Bu senaryoda, küresel enerji fiyatlarında belirgin bir düşüş yaşanması ve ABD'de enflasyonun hızla gerilemesiyle Fed'in faiz indirimlerine başlaması varsayılmaktadır. Bu durumda, küresel risk iştahı artacak, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışları hızlanacaktır. Türkiye'de ise, enflasyondaki düşüşün hızlanmasıyla TCMB'nin faiz indirimlerini hızlandırması ve iç talebin canlanması beklenir. Bu senaryoda, BIST 30 endeksinde belirgin bir yükseliş yaşanabilir. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, enflasyonun beklenenden daha yavaş düşmesi veya küresel risk iştahının artmamasıdır.

Kötümser Senaryo: Bu senaryoda, küresel enerji fiyatlarının daha da yükselmesi ve jeopolitik risklerin artması varsayılmaktadır. Bu durumda, küresel enflasyonist baskılar artacak, merkez bankaları faiz indirimlerini ertelemek zorunda kalacaktır. Türkiye'de ise, enerji ithalat faturasının artması cari dengeyi bozacak, döviz kuru üzerinde baskı oluşturacaktır. Bu durum, enflasyonist beklentileri bozarak dezenflasyon sürecini sekteye uğratabilir. Bu senaryoda, BIST 30 endeksinde belirgin bir düşüş yaşanabilir. Bu senaryoyu geçersiz kılacak gelişme, enerji fiyatlarında belirgin bir gerileme veya döviz kurunun yatay seyrini korumasıdır.

Önümüzdeki dönemde izlenecek temel göstergeler şunlardır: aylık TÜFE ve ÜFE verileri, TCMB'nin faiz kararları ve sözlü yönlendirmeleri, döviz kuru hareketleri, rezerv değişimleri, kredi büyümesi ve mevduat faizleri, ABD enflasyon verileri ve Fed'in faiz beklentileri, Brent petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmeler.

10. Sonuç ve Değerlendirme

Türkiye ekonomisi, 2026 yılının son çeyreğinde, dezenflasyon sürecinin devam ettiği ancak büyümenin belirgin şekilde yavaşladığı bir geçiş döneminden geçmektedir. TCMB'nin sıkı para politikası duruşu, iç talebi soğutarak enflasyonu düşürmekte, ancak bu durum ekonomik aktiviteyi de baskılamaktadır. Yüksek faiz ortamı, kredi maliyetlerini artırarak tüketimi ve yatırımı sınırlandırmakta, bu da şirket kârlılıkları ve hisse senedi değerlemeleri üzerinde olumsuz bir baskı oluşturmaktadır.

Küresel tarafta ise, ABD ve Euro Bölgesi'ndeki enflasyonist baskıların devam etmesi, merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine neden olmakta, bu da gelişmekte olan ülkeler için dış finansman koşullarının sıkı kalmasına yol açmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin dış kırılganlığını artırmakta ve finansal piyasalar üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Önümüzdeki dönemde, dezenflasyon sürecinin hızı, döviz kurunun seyri ve küresel risk iştahı, Türkiye ekonomisinin ve BIST 30 endeksinin yönünü belirleyecek temel faktörler olacaktır. Bu belirsizlik ortamında, yatırımcıların temkinli olması ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşımaktadır. Bu yazı, eğitim ve analiz amaçlıdır; yatırım tavsiyesi değildir.

Veri Tabanı (analizde kullanılan kilitli göstergeler)

Kapsam/ÜlkeGöstergeGerçekleşenTahminÖncekiDönemFrekansKaynak
Euro BölgesiTüketici Güveni-17.9 puan-17.9 puan-16.8 puan2026-10-29aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiÇekirdek Enflasyon (yıllık)2.5%2.5%2.4%2026-10-16aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiCari denge7.7 milyar €—35.9 milyar €2026-08-01aylıkEurostat
Euro BölgesiEkonomik Beklenti Endeksi96.9 puan97.5 puan97.5 puan2026-10-29aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiBüyüme (çeyreklik)0.4%0.2%0.6%2026-09-30üç aylıkEurostat
Euro BölgesiBüyüme (yıllık)1.3%1.1%1.2%2026-10-30üç aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiSanayi Üretimi (aylık)-0.5%0.0%-0.3%2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiSanayi Üretimi (yıllık)-1.1%-0.1%-0.3%2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiEnflasyon (aylık)0.6%0.6%0.4%2026-09-01aylıkEurostat
Euro BölgesiEnflasyon (yıllık)3.8%3.8%3.2%2026-09-01aylıkEurostat
Euro BölgesiŞirketlere Krediler (yıllık)4.2%—4.2%2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiHanehalkına Krediler (yıllık)3.1%3.1%3.1%2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiM3 Para Arzı (yıllık)3.5%3.4%3.5%2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiPolitika faizi2.65%2.65%2.65%2026-10-31olayECB
Euro BölgesiÜFE (aylık)1.9%1.9%1.6%2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiÜFE (yıllık)8.2%8.1%5.8%2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiPerakende Satış (aylık)0.1%0.2%-0.6%2026-10-06aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiPerakende Satış (yıllık)0.8%1.0%0.4%2026-10-06aylıkcanlı akşam toplaması
Euro BölgesiTicaret Dengesi-16.1 milyar €—10.7 milyar €2026-10-16aylıkcanlı akşam toplaması
Euro Bölgesiİşsizlik oranı6.5%6.4%6.5%2026-09-01aylıkEurostat
Euro BölgesiÜcret Artışı (yıllık)3.0%—3.4%2026-09-16aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeBütçe Dengesi-532.2 milyar TRY—12.9 milyar TRY2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
Türkiyeİş Güveni99.8 puan—102.0 puan2026-10-21aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeKapasite Kullanım Oranı74.5%—74.2%2026-10-21aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeTüketici Güveni84.8 puan—91.9 puan2026-10-22aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeTüketici Kredisi Faizi64.74%—63.67%2026-08-01aylıkTCMB EVDS (akşam snapshot)
TürkiyeKredi Büyümesi (yıllık)35.2891%—36.3222%2026-09-01aylıkTCMB EVDS (akşam snapshot)
TürkiyeCari denge4.053 milyar $—0.036 milyar $2026-10-13üç aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeMevduat Faizi43.04%—43.795%2026-10-01aylıkTCMB EVDS (akşam snapshot)
TürkiyeEkonomik Beklenti Endeksi97.3 puan—101.3 puan2026-10-30aylıkcanlı akşam toplaması
Türkiyeİhracat25.97 milyar $25.98 milyar $23.45 milyar $2026-10-28aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeDöviz rezervleri59.045 milyar $—62.148 milyar $2026-10-30haftalıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeBüyüme (çeyreklik)1.1%—0.3%2026-08-31üç aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeBüyüme (yıllık)2.3%2.9%2.6%2026-08-31üç aylıkcanlı akşam toplaması
Türkiyeİthalat31.13 milyar $31.21 milyar $28.71 milyar $2026-10-28aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeSanayi Üretimi (aylık)-1.0%—-0.9%2026-10-09aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeSanayi Üretimi (yıllık)-1.8618%——2026-08-01aylıkTÜİK
TürkiyeEnflasyon (aylık)1.84%2.3%1.84%2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeEnflasyon (yıllık)29.73%30.3%31.51%2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeM3 Para Arzı (yıllık)28.646%—29.7792%2026-10-01aylıkTCMB EVDS (akşam snapshot)
TürkiyeEkonomik Katılım Oranı52.7%—52.6%2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyePolitika faizi36.0%36.0%37.0%2026-10-22olaycanlı akşam toplaması
TürkiyeÜFE (aylık)2.07%—2.57%2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeÜFE (yıllık)27.38%—27.95%2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeReel Efektif Döviz Kuru105.45 endeks—105.0 endeks2026-09-01aylıkTCMB EVDS (akşam snapshot)
TürkiyePerakende Satış (aylık)1.4%—0.2%2026-10-12aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyePerakende Satış (yıllık)10.1%—9.9%2026-10-12aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeTurizm Gelirleri25.5 milyar $—15.9 milyar $2026-10-30üç aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeTurist Sayısı (yıllık)0.4%—-0.03%2026-10-30aylıkcanlı akşam toplaması
TürkiyeTicaret Dengesi-5.16 milyar $-5.23 milyar $-5.25 milyar $2026-10-28aylıkcanlı akşam toplaması
Türkiyeİşsizlik oranı8.5%——2026-09-01aylıkTÜİK
ABDKapasite Kullanım Oranı76.9%76.5%76.4%2026-10-16aylıkcanlı akşam toplaması
ABDTüketici Güveni91.7 puan81.0 puan84.2 puan2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
ABDTüketici Kredisi Değişimi8.28 milyar $15.0 milyar $17.74 milyar $2026-10-07aylıkcanlı akşam toplaması
ABDTüketici Harcamaları (çeyreklik)3.8%—3.8%2026-10-29üç aylıkcanlı akşam toplaması
ABDDevam Eden İşsizlik Başvurusu1701.0 bin kişi1720.0 bin kişi1722.0 bin kişi2026-10-17haftalıkFRED
ABDÇekirdek Enflasyon (yıllık)2.6%2.5%2.4%2026-09-01aylıkBLS
ABDÇekirdek PCE (aylık)0.3%0.3%0.3%2026-09-01aylıkFRED
ABDÇekirdek PCE (yıllık)3.1%3.1%3.0%2026-09-01aylıkFRED
ABDCari denge-246.0 milyar $-255.0 milyar $-212.6 milyar $2026-06-30üç aylıkBEA
ABDDayanıklı Mal Siparişleri (aylık)1.8%1.5%0.1%2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
ABDİhracat315.2 milyar $—310.7 milyar $2026-10-06aylıkcanlı akşam toplaması
ABDBüyüme (çeyreklik)3.4%1.5%2.2%2026-09-30üç aylıkFRED
ABDBüyüme (yıllık)2.1%—2.2%2026-09-30üç aylıkFRED
ABDİthalat420.8 milyar $—403.6 milyar $2026-10-06aylıkcanlı akşam toplaması
ABDSanayi Üretimi (aylık)0.7%0.4%0.1%2026-10-16aylıkcanlı akşam toplaması
ABDSanayi Üretimi (yıllık)2.2%—1.6%2026-10-16aylıkcanlı akşam toplaması
ABDEnflasyon Beklentisi (1 yıl)4.7%4.7%4.6%2026-10-23aylıkcanlı akşam toplaması
ABDEnflasyon Beklentisi (5 yıl)3.5%3.5%3.4%2026-10-23aylıkcanlı akşam toplaması
ABDEnflasyon (aylık)0.6%0.6%0.4%2026-09-01aylıkBLS
ABDEnflasyon (yıllık)3.7%3.6%3.4%2026-09-01aylıkBLS
ABDİlk İşsizlik Başvurusu194.0 bin kişi199.0 bin kişi195.0 bin kişi2026-10-24haftalıkFRED
ABDJOLTs Açık İş Sayısı7.079 milyon kişi7.23 milyon kişi7.335 milyon kişi2026-09-29aylıkcanlı akşam toplaması
ABDYeni Konut Satışları0.676 milyon adet0.65 milyon adet0.68 milyon adet2026-10-27aylıkcanlı akşam toplaması
ABDABD İstihdam Değişimi (NFP)29.0 bin kişi90.0 bin kişi133.0 bin kişi2026-09-01aylıkBLS
ABDEkonomik Katılım Oranı61.8%—61.6%2026-09-01aylıkBLS
ABDPCE Enflasyon (aylık)0.5%0.5%0.3%2026-09-01aylıkFRED
ABDPCE Enflasyon (yıllık)3.6%3.6%3.4%2026-09-01aylıkFRED
ABDİmalat PMI55.3 puan56.1 puan58.8 puan2026-10-30aylıkcanlı akşam toplaması
ABDHizmetler PMI54.9 puan55.0 puan55.4 puan2026-10-05aylıkcanlı akşam toplaması
ABDPolitika faizi4.0%4.0%4.0%2026-11-01olayFRED
ABDÜFE (aylık)1.3%0.5%0.5%2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
ABDÜFE (yıllık)6.3%5.3%5.6%2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
ABDFaiz Projeksiyonu (1. yıl)4.1%—3.6%2026-09-16üç aylıkcanlı akşam toplaması
ABDFaiz Projeksiyonu (2. yıl)3.9%—3.4%2026-09-16üç aylıkcanlı akşam toplaması
ABDPerakende Satış (aylık)0.8%0.3%1.3%2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
ABDPerakende Satış (yıllık)6.3%—5.6%2026-10-15aylıkcanlı akşam toplaması
ABDTicaret Dengesi-105.6 milyar $-102.0 milyar $-92.8 milyar $2026-10-06aylıkcanlı akşam toplaması
ABDGenişletilmiş İşsizlik (U-6)7.6%—7.7%2026-09-01aylıkBLS
ABDİşsizlik oranı4.2%4.1%4.1%2026-09-01aylıkBLS
ABDÜcret Artışı (aylık)0.1%0.3%0.3%2026-10-02aylıkcanlı akşam toplaması
ABDÜcret Artışı (yıllık)3.0%3.2%3.1%2026-09-01aylıkBLS
Küresel PiyasaBIST 10010759.56 puan—11165.44 puan2026-10-30günlükBorsapy
Küresel PiyasaBIST 3013419.68 puan—13960.89 puan2026-10-30günlükBorsapy
Küresel PiyasaBrent Petrol113.43 USD/varil—114.879997 USD/varil2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaDXY101.879997 indeks—102.040001 indeks2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaEUR/TRY55.758301 TL—55.856941 TL2026-11-01günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaGram Altın (türetilmiş)6259.6548 TL/gram—6473.2108 TL/gram2026-10-30günlükYahoo Finance (türetilmiş)
Küresel PiyasaAltın3898.899902 USD/ons—4031.399902 USD/ons2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaUSD/TRY49.936401 TL—49.942791 TL2026-11-01günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaABD 30 Yıllık Tahvil5.309%—5.329%2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaABD 3 Aylık Tahvil3.973%—3.998%2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaABD 5 Yıllık Tahvil4.721%—4.801%2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaVIX19.42 indeks—17.200001 indeks2026-10-30günlükYahoo Finance
Küresel PiyasaWTI Petrol104.120003 USD/varil—102.0 USD/varil2026-10-30günlükYahoo Finance

Kaynak: TradingView ekonomik takvimi + TÜİK SDMX teyitli + EVDS(5) + Resmi AB/ABD(24) | Yahoo Finance/FRED/Borsapy piyasa serileri | akşam snapshot makro-2026-11-01-evening • snapshot: 2026-11-01. Analiz metni yalnızca bu tablodaki rakamlarla üretilir; yoksa sayı yazılmaz ve yayın öncesi deterministik doğrulamadan geçirilir.

← Tüm makro analizlere dön