Terimler ve Tanımlar
Ekonomi, finans ve borsa terminolojisi sözlüğünün E–F grubu. Tanımlar TCMB, Rekabet Kurumu ve iktisat sözlükleri gibi resmî kaynaklardan derlenmiştir. Diğer harf grupları:
E
E-İhracat
E-Ticaret/Online (çevrimiçi) satış kanalı üzerinden alınan yurt dışı adresli siparişi, bireysel müşteri adına (KDV’siz) fatura düzenleyip, Mikro İhracat olarak çıkışının gerçekleştirilmesidir. E-Ticaret Ticaretin dijital ortamda online olarak yapılmasıdır. E-TUYS Elektronik Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bilgi Sistemi, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen yatırım teşvik belgesine ilişkin iş ve işlemlerin yürütüldüğü web tabanlı bir uygulamadır.
Economies of Scope
İki ürünün birlikte üretilmesinin maliyeti, yalnızca x ürününü üreten bir firmanın maliyeti ile yalnızca y ürününü 102 REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ K üreten bir firmanın maliyetinin toplamından küçük ise kapsam ekonomisinin varlığından bahsedilmektedir.
Egzotik Opsiyonlar Exotic Options
Talep edenin ihtiyacına göre şekillendirilen opsiyonlardır. “Barrier option” adı altında opsiyona konu olan kıymetin opsiyonda öngörülen fiyatı, örneğin geçmesi halinde geçerliliğini yitiren opsiyonlar, ya da “Lookback options” adı altında belli bir dönemde gerçekleşen örneğin en yüksek fiyatı opsiyona fiyat kabul eden opsiyonlar bu türe örnektirler.
Ekonomi economics
Ya da diğer adıyla iktisat , birey ve toplumların geniş istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için ellerindeki sınırlı kaynakları nasıl kullandığını araştıran bilim dalıdır.
Ekonomik birim economic unit
; ekonominin dört temel bileşenini oluşturan hanehalkları, firmalar, devlet ve dış dünyanın her bir karar alıcı üyesidir.
Ekonomik büyüme economic growth
Bir ülkede üretilen mal ve hizmet miktarında zaman içinde görülen genel ve kalıcı artıştır.
Ekonomik dalgalanma economic fluctuation
Ya da iş çevrimi (business cycle); piyasa ekonomilerinde birkaç yıllık dönemler içinde toplam üretim, gelir ve harcamalarda görülen iniş ve çıkışlardır.
Ekonomik daralma economic contraction
Bir ekonomide toplam üretimin genel düşüş gösterdiği dönemdir.
Ekonomik etkinlik economic efficiency
Sınırlı kaynaklarla hangi ürünlerin nasıl ve kimin için üretileceğine toplumsal kazancı maksimum yapacak şekilde karar verilmesidir.
Ekonomik fazla economic surplus
Piyasanın alıcı ve satıcılara sağladığı toplam kazançtır ve tüketici fazlası ile üretici fazlasının toplamına eşittir.
Ekonomik genişleme economic expansion
Bir ekonomide toplam üretimin genel artış gösterdiği dönemdir.
Ekonomik Güven Endeksi Economic Confidence Index
Tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen, tüketici güven göstergesi ile mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi (reel kesim), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ilişkin güven göstergelerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşan bir endekstir.
Ekonomik kâr economic profit
Hem açık hem de örtük giderleri dikkate alan kâr hesaplamasıdır.
Ekonomik küreselleşme economic globalization
; mal, hizmet, sermaye, bilgi, teknoloji ve insanların sınırlar arasında serbetçe hareket etmesidir.
Ekonomik sistem economic system
Bir toplumda ya da bölgede ekonomik kararların nasıl alındığını ve buna ilişkin kurumsal yapıyı anlatan kavramdır.
Ekosistem
Belirli bir mekanı, sektörü veya temayı paylaşan; birbiri ile ilişkili grupların iş fikirlerini destekleyici ve kolaylaştırıcı unsurları bir araya getirdiği ortamı ifade etmektedir.
Eksik bilgi incomplete information
; bir ekonomik faaliyeti etkileyebilecek fiyat, kalite, miktar, üretim yöntemi gibi tüm bilgileri ilgili herkesin bilmemesi durumudur.
Eksik istihdamda olan underemployed
Ücretli bir işte yeteri kadar çalışamayan ya da sahip olduğu bilgi ve becerileri tam olarak kullanamayan kişilerdir.
Eksik rekabet imperfect competition
Ideal rekabet koşulları için gerekli tüm özelliklere sahip olmayan piyasa yapısıdır.
Elde tutma eğilimi Disposition effect
Kazanan pozisyonu erken satıp kaybedeni tutma eğilimidir; kayıpları gerçekleştirme acısının (zarardan kaçınma) davranışsal sonucudur.
Elektronik Fon Transfer Sistemi - EFT Electronic Funds Transfer System - EFT
Türk lirası üzerinden yapılan ödeme işlemlerinin elektronik ortamda gerçek zamanlı mutabakatını sağlayan ödeme sistemidir. EFT sisteminin sahibi ve işleticisi TCMB’dir. EFT Sistemi Müşteriler Arası TL Aktarım Sistemi ve Bankalararası TL Aktarım Sistemi olmak üzere iki bileşene sahiptir. EFT Sistemi resmi tatil günleri dışında hafta içi her gün 08.00-17.30 saatleri arasında çalışmakta, yarım işgünlerinde ise sistem 13.00’da kapanmaktadır.
Elektronik Menkul Kıymet Transfer Sistemi - EMKT Electronic Securities Transfer System - ESTS
Menkul kıymetlerin bankalar arasında aktarımının ve mutabakatının, elektronik ortamda gerçek zamanlı ve kaydi olarak yapılmasını sağlayan menkul kıymet mutabakat sistemidir. EMKT Sisteminde, devlet iç borçlanma senetleri ile bazı kamu kuruluşları tarafından ihraç edilen senetlere ilişkin işlemler yapılmaktadır. EMKT Sisteminde yapılan işlemlerde ödeme karşılığı teslimat (ÖKT) ilkesi geçerlidir. Bu ilke kapsamında, menkul kıymet aktarımı, söz konusu menkul kıymete ilişkin fon aktarımının gerçekleşmesi ile eş anlı olarak yapılmaktadır. EMKT Sistemi resmi tatil günleri dışında hafta içi her gün 08.0017.30 saatleri arasında çalışmakta, yarım işgünlerinde ise sistem saat 13.00’te kapanmaktadır. EMKT Sisteminin sahibi ve işleticisi TCMB'dir.
Elektronik Para Electronic Money
Elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’da tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değerdir.
Elektronik Para Kuruluşu Electronic Money Institution
6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişidir.
Emek labor
Ya da kısaca L , insanlar tarafından yapılan fiziksel ya da düşünsel iş ve çalışmayı anlatan temel üretim faktörüdür.
Emek arz eğrisi labor supply curve
Diğer her şey sabitken ücret düzeyi ile arz edilen emek miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.
Emek arz fazlası excess labor supply
Ya da işsizlik (unemployment), emek piyasasında arz edilen emek miktarının talep edilen miktardan fazla olduğu durumdur.
Emek arzı labor supply
Ya da kısaca S L , belli bir dönemde farklı ücret oranlarına bağlı olarak hanehalklarının piyasaya sunduğu emek miktarıdır.
Emek kıtlığı labor shortage
Ya da emek talep fazlası (excess labor demand), emek piyasasında talep edilen emek miktarının arz edilen miktardan fazla olduğu duruma denir.
Emek piyasası labor market
Ya da işgücü piyasası , emeğini arz edenler ile emek talep edenlerin bir araya geldiği ve bu süreçte emeğin ücret oranının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır.
Emek piyasası dengesi labor market equilibrium
Belli bir dönemde piyasada talep edilen emek miktarıyla arz edilen emek miktarının birbirine eşit olduğu durumdur.
Emek talebi labor demand
Ya da kısaca D L , belli bir dönemde farklı ücret oranlarına bağlı olarak üreticilerin istihdam etmek istediği emek miktarıdır.
Emek talep fazlası excess labor demand
Ya da emek kıtlığı (labor shortage), emek piyasasında talep edilen emek miktarının arz edilen miktardan fazla olduğu duruma denir.
Emek verimliliği labor productivity
Belli bir dönemde işçi başına düşen ortalama üretim miktarıdır.
Emeğin marjinal ürün değeri marginal value product of labor
Ya da kısaca MVP L , emek miktarını bir birim artırmanın getirdiği ek ürünün satışından elde edilen gelirdir.
Emeğin marjinal ürün geliri marginal revenue product of labor
Ya da kısaca MRP L , emek miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam gelir miktarında görülen değişikliktir.
Emeğin marjinal ürünü marginal product of labor
Ya da kısaca MP L , emek miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam ürün miktarında görülen değişikliktir.
Emeğin ortalama ürünü average product of labor
Ya da kısaca AP L , belli bir dönemde birim emek başına üretilen ürün miktarıdır.
Emeğin ücret oranı wage rate of labor
Ya da kısaca P L , üretimde bir birim emek kullanmak için ödenen bedeldir.
Emisyon Issue
Dolaşıma çıkarmak, ihraç etmektir.
Emisyon Grubu Emission Group
Belirli bir grafik tasarım anlayışı ve boyut düzeni içinde dolaşıma çıkarılan banknot serisidir.
Emisyon Hacmi Value of Banknotes in Circulation
TCMB tarafından tedavüle çıkarılmış ve tedavülde bulunan banknotlar ile tedavülden kaldırılmış olmasına rağmen 10 yıllık zaman aşımı süresi henüz dolmamış tedavülde bulunan banknotların toplamıdır.
Endeksleme indexation
Parasal büyüklüklerin yasalar ya da sözleşme gereği belli aralıklarla ve otomatik olarak bir fiyat endeksine göre düzeltilmesidir.
Enflasyon Inflation
Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artış eğilimidir. Enflasyon, tüketici ve üretici fiyat gelişmelerini gösteren ve TÜİK tarafından yayımlanan resmi endeksler ile ölçülmektedir.
Örnek: Enflasyon, paranın satın alma gücünü azaltır. (Inflation reduces the purchasing power of money.)
İngilizce tanım: A general rise in the price level.
Enflasyon Beklentileri Inflation Expectations
Ekonomik birimlerin henüz gerçekleşmemiş (gelecekte gerçekleşecek) enflasyona ilişkin öngörülerini ifade etmektedir. Enflasyon beklentilerinin ölçümü için, çeşitli piyasa araçlarından türetilen endeksler veya TCMB’nin yayımlamakta olduğu Beklenti Anketi gibi anketler kullanılabilmektedir.
Enflasyon Hedefi Inflation Target
TCMB ve Hükümet tarafından üçer yıllık dönemler için belirlenen TÜFE yıllık artış oranıdır. Enflasyon hedefi her yılın aralık ayındaki yıllık enflasyon olarak tanımlanmaktadır.
Enflasyon Hedeflemesi Inflation Targeting
Merkez bankalarının genellikle hükümetlerle birlikte, para politikası amacı olarak belirli bir enflasyon rakamını hedeflemeleridir. Bu tür bir uygulamada, hedeflenen enflasyonun, beklentileri etkileyebildiği ölçüde, nominal çıpa görevini üstlenmesi öngörülür. Diğer politikalardan farkı, enflasyon hedefinin net bir şekilde kamuoyuna duyurulması ve bu konu ile ilgili doğrudan sorumluluk alınmasıdır. Uygulamada, uygulayıcı kurum olarak merkez bankaları amaca yönelik bir araç bağımsızlığına kavuşmaktadırlar. Diğer bir deyişle, merkez bankaları, kur ve faiz politikalarını enflasyonu kontrol altına almak amacı ile istedikleri biçimde kullanabilmektedirler. Bu tür uygulamalar, bir ekonomideki tüm büyüklüklerin nominal çıpa özelliğini kaybetmesi sonucu bir zorunluluk olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bu tür bir politikanın başarısı için, güçlü ve sağlıklı bir mali yapı, enflasyon ile para politikası araçları arasında gözlenebilir ve istikrarlı bir ilişki, güvenilirlik, bağımsızlık, hesap verebilirlik ve şeffaflık gibi unsurlar ön koşul olarak sayılmaktadır.
Enflasyon Risk Primi Inflation Risk Premium
Enflasyonun, beklenen enflasyonun üzerinde gerçekleşmesi halinde oluşacak kaybı telafi etmek amacıyla reel faize eklenen risk primini ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle, nominal faiz oranı; reel faiz oranı, enflasyon beklentisi ve enflasyon risk primini içermektedir. Bu risk primi enflasyonda dalgalanmaların yaşandığı, belirsizliklerin olduğu ülkelerde söz konusu olmaktadır.
Enflasyon Tahmini Inflation Forecast
TCMB tarafından üç ayda bir mevcut veriler, modeller ve analizler çerçevesinde güncellenen orta vadeli enflasyon öngörüleridir. Belirli bir dönem önceden duyurulmuş olan enflasyon hedefi sabitken enflasyon tahmini yeni bilgiler ışığında düzenli olarak gözden geçirilmektedir.
Enflasyon Telafisi Inflation Compensation
Yatırımcıların reel kayıplara maruz kalmamak için talep ettikleri, enflasyon beklentisi ve enflasyon risk primi toplamına eşit büyüklüktür.
Enflasyon Vergisi Inflation Tax
Para, tedavüle çıkaran kurum açısından yükümlülük; talep eden, elde tutan kurum ve kişi açısından ise bir varlık olarak düşünüldüğünde enflasyon, parayı ihraç eden kurumun yükümlülüğünü, parayı elde tutan kurumun ise varlığını reel olarak azaltır. Bu anlamı ile enflasyon, gelir elde eden açısından vergi özelliği taşımakta, dolayısıyla vergi gibi satın alma gücünün transferine neden olmaktadır.
Enflasyona Endeksli Tahvil Inflation Indexed Securities
Anapara ve faiz ödemeleri belirli bir fiyat endeksine bağlı olan ve bu şekilde reel değer kaybına uğramayan tahvillerdir. Bu tahvillerin reel getirisinin enflasyondaki değişmelere rağmen oynaklık göstermemesi, yatırımcılara öngörülebilir net bir getiri sunması nedeniyle, bu tahviller riskten korunan yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir.
Enflasyonu artırmayan işsizlik oranı nonaccelerating inflation rate of unemployment
Ya da yaygın bilinen adıyla kısaca NAIRU , ülkedeki emek piyasasını uzun dönem dengesinde tutan ve bu yüzden enflasyonda artışa yol açmayan işsizlik oranıdır.
Engel eğrisi Engel curve
Ya da gelir-tüketim eğrisi (income-consumption curve), diğer her şey sabitken tüketicinin geliri ile belli bir malın talep edilen miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.
Engel Yasası Engel’s Law
Gelir düzeyi arttıkça gıda harcamalarının gelir içindeki payının azalacağını söyleyen çözümlemedir
Erken İtfa Early Redemption
Bir borcun işlemiş faizi ile birlikte anaparasının vadesinden önce geri ödenmesidir.
Esnek ilişki elastic relationship
Bir değişkendeki yüzde bir artış sonucunda diğer değişkenin yüzde birden daha fazla tepki vermesidir.
Esnek olmayan ilişki inelastic relationship
Ya da katı ilişki , bir değişkendeki yüzde bir artış sonucunda diğer değişkenin yüzde birden daha az tepki vermesidir.
Esneklik elasticity
Ya da kısaca ε , yatay eksende gösterilen değişkendeki yüzde bir artış sonucunda dikey eksende gösterilen değişkenin yüzde kaç arttığını ya da azaldığını anlatan ölçümdür.
Essential Facilities Doctrine
Bir rakip veya müşterinin ondan faydalanmaksızın faaliyetlerini sürdürmesinin mümkün olmadığı varlık/tesis/altyapıdır.
Etki
Projenin tamamlanmasını müteakip genellikle 3-5 sene içerisinde meydana gelen, olumlu ya da olumsuz, beklenen veya beklenmeyen, doğrudan ya da dolaylı şekilde ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve çevresel değişikliklerdir.
Etki gecikmesi impact lag
Ekonomi politikasının uygulanması ile bu politikanın etkilerinin hissedilmesi arasında geçen süredir.
Etkin Piyasa Hipotezi Efficient Market Hypothesis
Bu hipotez, bir piyasada işlem gören kıymetlerin mevcut fiyatlarının, o kıymetlere ilişkin elde edilebilir bilgilerin tümünü yansıttığını öngörür. Hipotez, fiyatı belirleyenin alıcı ve satıcılar olduğu varsayımı ile işlemcilerin tüm ulaşılabilir bilgilere aynı anda ve simetrik olarak ulaşabildiğini varsayar. Bu durumda oluşan fiyatın da denge fiyatı olduğu öngörülür.
Euro Dolar Eurodollar
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışındaki bankalarda veya ABD bankalarının yurt dışı şubelerinde tutulan ABD doları cinsinden mevduatları ifade etmek için kullanılmaktadır. Euro ifadesi, bu tür mevduatların büyük çoğunluğunun özellikle Batı Avrupa ülkelerindeki bankalarda tutulmasından kaynaklanmaktadır. Asya ve benzeri diğer tüm ülkelerde tutulan ABD doları hesapları da bu adla anılmaktadır.
Eurobond Eurobond
Çıkaran ülkenin veya kuruluşun, kendi ulusal para birimi dışındaki bir para birimi üzerinden ihraç ettiği menkul kıymetlerdir.
Exclusionary Agreements
Rakiplerin faaliyetlerinin engellenmesine/zorlaştırılmasına yönelik olarak teşebbüsler arasında yapılan anlaşmalardır.
Exemption
RKHK’nın 13. maddesinde düzenlenmektedir. Teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği 56 REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ B kararlarına RKHK’nın 5. maddesinde sayılan koşulların sağlanması halinde tanınan muafiyet mutlak değildir.
Eximbank
Ülkemizde İhracatın geliştirilmesi, ihraç edilen mal ve hizmetlerin çeşitlendirilmesi, ihraç mallarına yeni pazarlar kazandırılması, ihracatçıların uluslararası ticarette paylarının artırılması, girişimlerinde gerekli desteğin sağlanması, ihracatçılar ve yurtdışında faaliyet gösteren müteahhitler ve yatırımcılara uluslararası piyasalarda rekabet gücü ve güvence sağlanması, yurtdışında yapılacak yatırımlar ile ihracat amacına yönelik yatırım malları üretim ve satışının desteklenerek teşvik edilme
Explicit Collusion
Fiyatın ve üretim miktarının belirlenmesi, pazar ve müşteri paylaşılması gibi konularda rakip teşebbüsler arasında açık bir mutabakat sağlanmasıdır.
Exploitative Practices
RKHK’nın 6. maddesi kapsamında değerlendirilen hallerin bir kısmı sömürücü kötüye kullanma olarak nitelendirilmektedir. Bunlar, tüketici refahında doğrudan bir kayba yol açan fiyatlama veya diğer uygulamalardır. Bu tür kötüye kullanmalarda hâkim durumdaki teşebbüs, hâkim durumda olmayan bir teşebbüsün elde edemeyeceği şekilde tüketicilerden rant elde etmek amacıyla pazar gücünün avantajını kullanmaktadır. Aşırı fiyatlama ve haksız ticari koşullar uygulama bu hallerdendir.
Export Cartel
Aynı ülkede faaliyet gösteren teşebbüslerin ürünlerini dış piyasalarda satmak veya pazarlamak için birlikte hareket ederek uluslararası rakiplerine karşı avantaj elde etmesidir. Bu durum; rakip teşebbüslerce ihracat fiyatının birlikte belirlenmesi, müşterilerin paylaşılması, patent veya lisans yoluyla ürünlerin belirli bölgelere satılıp satılmamasına karar verilmesi gibi serbest ticaret ortamında gerçekleşecek ihracata göre kısıtlı bir ihracatın gerçekleştirilmesi şekillerinde ortaya çıkabilmekt
Externalities
Dışsallık, mal ve hizmetlerin üretim veya tüketiminin, diğer kişilere maliyet (negatif dışsallık) veya yarar (pozitif dışsallık) getirdiği durumları ifade etmektedir. Piyasa aksaklıklarından biri olan ve etkinsizlik yaratan dışsallıklar, sunulmakta olan mal ve hizmetlerin fiyatlarına yansımayabilir. Kirlilik, negatif dışsallık için açık bir örnek olup; dışsal eksi ekonomi olarak da adlandırılır. Bir sanayi tesisi tarafından göle atılan kimyasal atıklar, göldeki balıkları ve bitkileri öldürerek ç
Eğim slope
Ya da kısaca μ , yatay eksende gösterilen değişkendeki bir birim artış sonucunda dikey eksende gösterilen değişkenin kaç birim arttığını ya da azaldığını anlatan ölçümdür.
Eğitimi Programı
KOSGEB’in kendi işini kurmak isteyen girişimcilere sunduğu desteklerden faydalanmak isteyenlerin öncesinde katılmak zorunda oldukları eğitim programıdır.
Eş Finansman
Desteklenen proje veya faaliyetlerde harcanmak üzere, hibe faydalanıcısı tarafından sağlanması taahhüt edilen nakdi katkıdır.
Eşmaliyet doğrusu isocost line
Aynı sabit harcama ile satın alınabilen üretim faktörü bileşenlerini gösteren şekilsel araçtır.
Eşürün eğrisi isoquant curve
Diğer her şey sabitken aynı toplam ürünü veren girdi bileşenlerini gösteren şekilsel araçtır.
Eşürün haritası isoquant map
Farklı toplam ürün miktarlarını gösteren birden fazla eşürün eğrisinin tümüdür.
F
Faaliyet kârı operating profit
Üretimden elde edilen gelirin üretimden kaynaklanan değişken giderleri tümüyle karşılayabildiği durumdur.
Faaliyet zararı operating loss
Üretimden elde edilen gelirin üretimden kaynaklanan değişken giderleri tümüyle karşılayamadığı durumdur.
Failing Firm
İşi tasfiye etme olasılığı ortaya çıkacak şekilde sürekli zarar eden ve pazar payını kaybeden firmadır.
Failing Firm Defense
Rekabetin önemli ölçüde kısıtlanması sonucunu doğuran birleşme ve devralmalara, bazı özel durumlarda, ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanılarak, izin verilebilmekte olup; 53 REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ B batan firma savunması bu özel durumlardan birini teşkil etmektedir.
Faiz interest
Başkasına ait sermayeyi kullanma karşılığında ödenen ve önceden belirlenmiş bedeldir.
Örnek: Faiz gideri, etkin faiz yöntemi kullanılarak muhasebeleştirilir. (Interest expense is recognised using the effective interest method.)
İngilizce tanım: The cost of using borrowed money.
Faiz dışı bütçe dengesi primary budget balance
Devletin faiz ödemeleri dışarıda tutularak hesaplanan bütçe dengesidir.
Faiz oranı interest rate
Ödenecek faizin ödünç alınan miktara oranıdır.
Faiz riski interest risk
Faiz oranında beklenmedik bir değişikliğin borç ve alacakların değerini olumsuz etkileme riskidir.
Faizsiz Kredi Desteği
İlgili aracı kuruluşlardan alınacak krediler karşılığında ödenecek faiz veya kâr payı giderlerinin tamamının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılanmasını öngören mali destektir.
Faktoring Factoring
Yurt içi ve yurt dışı piyasalar için mal ve hizmet satımı faaliyetinde bulunan firmaların mal ve hizmet satışından doğmuş veya doğacak kısa süreli ticari alacak hakkını devretmesi karşılığında likit fon elde etmesi işlemidir. Bunun yanı sıra, firmalara vadeli satış bedellerini vadesinden önce tahsil etme imkanı sağlayan finans kuruluşlarına da ‘faktoring’ kuruluşları denilmektedir. Bu firmalar, vadeli satış yapmış şirketlerin fatura edilmiş alacaklarını peşin fakat iskontolu olarak satın alırlar ve vadesi geldiğinde alacağı kendileri tahsil ederler.
Faktör maliyeti factor cost
Ya da girdi maliyeti (input cost), üretim sürecinde kullanılan emek, sermaye, toprak gibi girdilerin maliyetidir.
Faktör piyasası factor market
Ya da girdi piyasası (input market), üretim yapmak için gerekli araç ve maddelerin alınıp satıldığı piyasalardır.
FAVÖK EBITDA
Faiz, vergi ve amortisman öncesi kârdır; finansman ve amortisman politikasından bağımsız işletme performansını gösterir.
Fayda utility
Ya da kısaca U , tüketicinin belli bir mal ya da hizmetten sağladığı tatmin ve yararları gösteren kavramsal ölçüttür.
Örnek: Çalışanlar emeklilik sonrası bir emeklilik faydası alır. (Employees receive a pension benefit after retirement.)
İngilizce tanım: An advantage or entitlement received under a plan or contract.
Fayda fonksiyonu utility function
Tüketim miktarına bağlı olarak toplam faydanın nasıl değiştiğini gösteren matematiksel ilişkidir.
Fayda kuramı utility theory
Maddi yaşam kalitesini artırmak isteyen tüketicinin hangi ürünleri ne miktarda tüketeceğini ya da elde edebileceğini açıklayan ilkeler bütünüdür.
Fayda maksimizasyonu utility maximization
Ürün fiyatları veriliyken belli bir bütçe kullanarak toplam faydayı en yükseğe çıkaracak ürün bileşeninin seçilmesidir.
Faydalı Model
Sanayide uygulanabilen buluşların sahiplerine ürünü üretme ve pazarlama hakkı tanıyan sınai mülkiyet hakkıdır.
Fazlalık surplus
Ya da arz fazlası (excess supply), piyasada arz edilen miktarın talep edilen miktardan fazla olduğu durumdur.
Federal Fon Oranları Federal Funds Rate
ABD'de finansal kurumların gecelik bazda borçlanmalarını gerçekleştirdikleri para piyasası faiz oranıdır. Para politikası uygulamasında temel gösterge niteliğinde olduğundan ABD Merkez Bankasının (FED) yakın gözetimi altındadır. FED bu piyasada oluşan günlük “Federal Funds Rate”lerin kendi açıkladığı hedef orana uygun seyretmesi amacıyla açık piyasa işlemleri yoluyla piyasadaki günlük rezerv (kullanılabilir fon) miktarını ayarlar. Örneğin, bu piyasada oluşan faizler FED'in hedef oranın altında ise, diğer bir deyişle piyasada fon fazlası varsa, FED bu miktarı açık piyasa işlemleri ile piyasadan çeker.
Federal Fon Oranı Fed Funds Rate
ABD'deki banka ve diğer mevduat kurumlarının Fed hesabındaki serbest rezervlerini gecelik olarak borç vermeleri işlemine uygulanan faiz oranıdır.
Fiat para fiat money
Önemli bir somut kullanım değeri olmayıp yasalar ve devlet güvencesiyle değer ve işlev kazanan genel ödeme araçlarıdır.
Finans hesabı Financial account
Ödemeler dengesinde finansal varlık ve yükümlülüklerle ilgili değişimleri gösteren ana başlıktır.
Finans Hesabı - Ödemeler Dengesi Tanımlı Financial Account - on a Balance of Payments Basis
Merkez bankası, genel hükümet (merkezi yönetim, mahalli idareler, sosyal güvenlik fonları), bankalar ve diğer sektörler (diğer finansal kuruluşlar ve finansal olmayan kuruluşlar, hanehalkı ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar) tarafından gerçekleştirilen kısa ve uzun vadeli uluslararası sermaye akımlarının kaydedildiği bir hesap olup, temel olarak, bir ülkenin dış finansal varlıkları ve yükümlülüklerindeki değişimler ile bu değişimlerin karşılıklı kayıtlarını içermektedir.
Finansal bağımsızlık financial independence
Merkez bankasının hedeflerini yerine getirmek için yeterli mali kaynağa sahip olması ve bütçesini kendisinin belirleyebilmesidir.
Finansal Bulaşıcılık/Yayılma Financial Contagion
Ülkelerin birinde veya birkaçında ortaya çıkan sorunlar yüzünden tedirgin olan uluslararası yatırımcıların benzer özelliklere sahip ülkelerden yatırımlarını hızla çekmeleri ve bu şekilde olumsuz yatırım koşullarının diğer ülkelerin finansal sistemlerine de yayılmasıdır.
Finansal Derinleşme Financial Deepening
Toplumun her kesimine daha geniş hizmet seçeneklerinin ulaşabilmesini sağlayacak finansal hizmetlerin artmasıdır. Finans sektöründe yaratılan fonların, reel kesime aktarılma oranı olarak da tanımlanabilmektedir. ‘Finansal derinleşme’ terimi ekonomiler üzerinde getirdiği makro etkiler ile farklı bir anlamda kullanılabilmektedir. Buna göre daha fazla finansal derinleşme para arzında artış anlamına gelmekte, para arzındaki artış da beraberinde ekonomik büyümeyi getirmektedir.
Finansal Eğitim Financial Education
Bireylerin finansal konularda bilgilendirilmesi yoluyla finansal ürünler, fırsatlar ve risklere ilişkin farkındalığın arttığı, tüketici ve yatırımcıların finansal bilgiye erişim yollarını öğrenerek kazandıkları bilgi ve yeteneği ekonomik davranışlarına yansıtma ve bilinçli finansal karar alma yeteneklerinin geliştiği süreçtir.
Finansal Farkındalık Financial Awareness
Kişilerin finansal risklere ilişkin bilgilerini ve bilinç düzeylerini artırarak karar alma süreçlerinde daha akılcı davranmalarını destekleyen bir unsurdur.
Finansal Hesaplar Financial Accounts
Bir ekonomide yaratılan, nakde çevrilen ve değişime uğrayan tüm finansal varlık ve yükümlülüklerin sektörler ve finansal araçlar itibarıyla birbirleriyle olan finansal işlemlerini gösteren bir hesaplar setidir. Yurt içi sektörlerin birbirleriyle ve dünyanın geri kalanı ile gerçekleştirdikleri finansal işlemleri esas alarak sermaye hesabındaki fazla veya açığın finansal varlık ve yükümlülüklerle nasıl finanse edildiğini göstermektedir. Finansal Hesaplara ulaşmak için
Finansal Hizmetler Anketi - FHA Financial Services Survey - FSS
Türkiye’deki finansal kuruluş yöneticilerinin iş durumları ile ilgili olarak, yakın geçmişe ilişkin değerlendirmeleri ile geleceğe yönelik beklentilerinin izlenerek, finansal hizmetler sektöründeki eğilim ve gelişmeleri yansıtacak göstergelerin üretilmesi amacıyla aylık olarak uygulanan bir ankettir. Finansal Hizmetler Anketine ulaşmak için
Finansal Hizmetler Güven Endeksi - FHGE Financial Services Confidence Index - FSCI
Finansal hizmetler sektöründeki gelişmeleri takip etmek amacıyla, Finansal Hizmetler Anketi’nin farklı sorularına verilen yanıtların birlikte değerlendirilerek özetlendiği bir göstergedir. Finansal Hizmetler Güven Endeksine ulaşmak için tıklayın.
Finansal hizmetlere erişim access to financial services
Ekonomik birimlerin bankacılık ve sigortacılık hizmetlerinden ne derece kolay yararlanabildiğini anlatan kavramdır.
Finansal istikrar financial stability
Bir ülkede bankalar ve borsalar gibi finans kurumlarının beklenmedik değişikliklere karşı dayanıklı olması ya da korunmasıdır.
Finansal İstikrar Financial Stability
Finansal piyasalarda, bu piyasalarda faaliyet gösteren kurumlarda ve ödeme sistemlerindeki istikrarı ve şoklara karşı dayanıklılığı ifade etmektedir. Bu alanlardaki istikrar genelde finansal sistemin sağlıklı ve istikrarlı işlemesini, dolayısıyla ekonomideki kaynakların üretken bir şekilde tahsisini ve risklerin uygun bir şekilde yönetim ve dağılımını beraberinde getirmektedir. Finansal istikrarsızlığın ise ekonomide önemli sorunlar yaratacağı bilinen bir olgu olup, yaşanan finansal krizlerin yüksek maliyeti finansal istikrarın önemine işaret etmektedir.
Finansal İstikrar Komitesi Financial Stability Committee
Türkiye’de makro finansal riskleri yakından ve etkili bir şekilde izleyebilmek için 8 Haziran 2011 tarihinde yürürlüğe giren 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 4059 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle kurulan komitedir. Finansal İstikrar Komitesi, T.C. Hazine ve Maliye Bakanının başkanlığında; TCMB Başkanı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanından oluşur. Temel görevleri, üye kurumlar arasında eş güdümü sağlayarak finansal riskleri kontrol etmek ve sistemik risk oluşmasını engellemektir.
Finansal İstikrar Kurulu Financial Stability Board-FSB
Finansal istikrarın sağlanması amacıyla, ulusal finansal otoritelerin ve uluslararası standart belirleyici kurumların çalışmalarını koordine etmek; etkin düzenleme, gözetim ve diğer finansal sektör politikaları geliştirmek ve uygulamak üzere Finansal İstikrar Forumunun halefi olarak Nisan 2009’da kurulan uluslararası bir kuruluştur.
Finansal kaldıraç Financial leverage
Borçla finansmanın özkaynak getirisini büyütme etkisidir; kâr düşük dönemlerde zararı da büyüttüğü için iki ucu keskindir.
Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Net Döviz Pozisyonu Foreign Exchange Assets and Liabilities of Non- Financial Companies
Türkiye’de finansal kesim dışında faaliyet gösteren firmaların yurt içi finansal kesim ve yurt dışında yerleşiklerle olan işlemlerinden kaynaklanan döviz varlıkları ile döviz yükümlülükleri arasındaki farktır. Reel sektörün dövize bağlı yükümlülüklerinin ne kadarını döviz cinsinden veya dövize endeksli varlıklarıyla karşılayabileceğinin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Net Döviz Pozisyonuna ulaşmak için
Finansal Kiralama Leasing
İşletmelerin orta vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kullanılan finansman tekniğidir. Kiracı tarafından seçilip, kiralayan tarafından satın alınan bir malın mülkiyetini kiralayanda, kullanımını ise kiracıda bırakan, kiracı ve kiralayan arasında imzalanan bir sözleşmedir.
Örnek: Ekipman, vade sonunda mülkiyet devredildiği için finansal kiralama olarak muhasebeleştirilmiştir. (The equipment was recognised as a finance lease because ownership transferred at the end of the term.)
İngilizce tanım: A lease that transfers substantially all the risks and rewards of ownership to the lessee.
Finansal Okuryazarlık Financial Literacy
Bir bireyin kişisel bütçesini yönetme sürecinde etkin ve bilinçli kararlar alabilmesini sağlayan temel finansal bilgiye sahip olması ve bu kararları uygulayarak bireysel ve toplumsal finansal refahı artırma yetisidir.
Finansal Piyasa Altyapılarına İlişkin Prensipler Principles for Financial Market Infrastructures - PFMI
Uluslararası Mutabakat Bankası (BIS) altında kurulmuş olan ve ödemeler alanında uluslararası standart belirleyici bir kuruluş olan Ödemeler ve Piyasa Altyapıları Komitesi [Committee on Payments and Market Infrastructures (CPMI)] ile menkul kıymetler alanında uluslararası standart belirleyici bir kuruluş olan Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü [International Organization of Securities Commissions (IOSCO)] tarafından 2012 yılında yayımlanan raporda yer alan, finansal piyasa altyapısı kuruluşlar için hazırlanmış standartlardır. Bahse konu rapor kapsamında finansal piyasa altyapıları ödeme sistemleri, menkul kıymet mutabakat sistemleri, merkezi karşı taraflar, merkezi saklama kuruluşları ve veri depolama kuruluşlarıdır.
Finansal serbestleşme financial liberalization
Bir ülkenin finansal piyasalar üzerindeki kısıtlamaları kaldırması ve finansal anlamda dış dünya ile bütünleşmesidir.
Firma firm
Toplum tarafından talep edilen mal ve hizmetleri kâr elde etmek amacıyla piyasaya sunan kuruluşlardır.
Fisher etkisi Fisher effect
Enflasyon beklentisi nedeniyle nominal faiz oranının reel faiz oranından yüksek çıkması olgusudur.
Fixed Rebates
Alıcılar için tek bir indirim hedefinin bulunduğu ve bu hedefe bağlı olarak tek bir indirim oranının uygulandığı indirimlerdir.
Fiyat price
Alınan ya da satılan bir ürüne karşılık olarak ödenen bedeldir.
Fiyat alıcı price taker
Belli bir ürünün fiyatı üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmayan alıcı ya da satıcıdır.
Fiyat ayrımcılığı price discrimination
Belli bir ürünün farklı alıcılardan farklı miktarda kâr elde edecek şekilde satılması uygulamasıdır.
Fiyat endeksi price index
Belli bir grup ürünün fiyat ortalamasını farklı dönemler için ölçen sayılar dizisidir.
Örnek: Sözleşme, bir tüketici fiyat endeksine bağlıdır. (The contract is linked to a consumer price index.)
İngilizce tanım: Statistical measure tracking changes in prices of goods.
Fiyat esnekliği price elasticity
Ya da talebin fiyat esnekliği (price elasticity of demand), kısaca ε P , bir ürünün fiyatındaki yüzde bir artış sonucunda o ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç azaldığını gösteren temel esneklik türüdür.
Fiyat istikrarı price stability
Bir ülkede ürün fiyatlarının zaman içinde sabit kalması ya da düşük ve öngörülebilir bir oranda değişmesidir.
Fiyat İstikrarı Price Stability
Para politikasının uzun dönemli temel amaçlarına (büyüme ve istihdam) yönelik olarak ekonomik birimlerin karar alma süreçlerinde etkili olmayacak ölçüde düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını ifade eder.
Fiyat kısıtlaması price restriction
Devletin bir ürün için ödenecek en düşük ya da en yüksek fiyatı belirleyerek uyguladığı piyasa müdahalesidir.
Fiyat liderliği modeli price leadership model
Baskın bir firmanın fiyatı belirlediği ve diğer küçük firmaların buna uyum gösterdiği oligopol modelidir.
Fiyat savaşı price war
Pazar payını artırmak ya da korumak amacıyla hareket eden firmaların birbirlerine tepki olarak art arda fiyat düşürmesidir.
Fiyat yapıcı price maker
Belli bir ürünün fiyatı üzerinde etki sahibi olan alıcı ya da satıcıdır.
Fiyat-defter değeri oranı Price-to-Book - P/B
Piyasa değerinin defter değerine oranıdır; 1'in altı genelde düşük değerleme ya da bozuk varlık kalitesine işaret eder.
Fiyat-kazanç oranı Price-to-Earnings - P/E
Hisse fiyatının hisse başına kâra oranıdır; yatırımcının 1 liralık kâr için ödediği fiyatı gösterir ve sektörler arasında karşılaştırılmalıdır.
Fiziksel sermaye physical capital
; üretimde kullanılan makine, fabrika, araç, bina gibi insan yapımı donanımlardır.
Örnek: Fiziki sermaye, üretim kapasitesi birimleriyle ölçülür. (Physical capital is measured in units of production capacity.)
İngilizce tanım: Capital viewed as the physical productive capacity of an entity.
Fizyokrasi physiocracy
Zenginliğin sahip olunan tarımsal toprak miktarıyla belirlendiğini ve ekonomik ilişkilerin temelinde bir doğal düzen olduğunu savunan düşünce akımıdır.
Fon Fund
Banknot, madeni para, kaydi para veya elektronik parayı ifade eder.
Fonksiyonel gelir dağılımı functional income distribution
Toplam gelirin üretim faktörleri arasında nasıl dağıldığını gösteren gelir dağılımı ölçütüdür.
Fonu
Büyüme potansiyeli yüksek orta ölçekli işletmelerin teknoloji ve inovasyon odaklı girişimlerine yatırım yapan, nitelikli yatırımcıların ortaklıklarıyla kurulan sermaye oluşumudur. Girişimci Herhangi bir alanda iş fırsatları görüp olası riskleri alarak o işe atılan ve işin devamlılığını sağlayan kişi veya kişilerdir.
Forfaiting Forfeiting
Özellikle mal ve hizmet ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına göre tahsil edilebilecek olan alacakların bir banka veya bu alanda uzmanlaşmış bir finans kurumu tarafından satın alınmasıdır. Uzun vadeli ve kredili ihracatithalat işlemlerine yönelik bir finans aracı olup, genellikle yatırım malları için kullanılmaktadır.
Forum Shopping
Teşebbüslerin, şikâyet ya da bildirimlerini aynı konuda yetkileri bulunan farklı kurumların hepsine yapmaları veya kurumlardan birine yapmak suretiyle teşebbüs lehine olacak kararlar alınmasını sağlamaya çalışmaları halidir. Teşebbüsler, kurumlar arasınREKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ 161 Y daki yetki çatışmasından faydalanmaya çalışmaktadır. Yetki çatışmalarını önlemek amacıyla yetkili kurumlar arasında protokoller yapılabilmektedir.
Functional Discounts
Yeniden satıcıların belirli satış faaliyetlerini ve satış sonrası hizmetleri sunması karşılığında verilen indirimlerdir.
Fırsat eşitliği equality of opportunity
; tüm toplum bireylerinin cinsiyet, etnik köken, coğrafi konum gibi farklılıklara bakılmaksızın eğitim, iş, sağlık gibi konularda eşit olanaklara sahip olmasıdır.
Fırsat maliyeti opportunity cost
Bir kaynağın en iyi alternatif kullanımından vazgeçilmesiyle terk edilen getiridir; sermaye bütçelemesinde iskonto oranının temelini oluşturur.
Fırsatı kaçırma korkusu FOMO - Fear of Missing Out
Yükselen varlığı kaçırma endişesiyle plansız ve geç fiyattan alınmasıdır; spekülatif balonların son diliminde yoğunlaşır.
Tanımlar ilgili kurumların kamuya açık sözlüklerinden alıntılanmıştır; yatırım tavsiyesi değildir.