ISCTR 12,31 TL ▼ -0.08%GARAN 128,80 TL ▼ -0.39%TAVHL 267,25 TL ▲ +2.00%BIMAS 359,50 TL ▲ +0.98%KRDMD 38,34 TL ▲ +1.11%AKBNK 62,25 TL ▼ -1.66%TTKOM 47,56 TL ▲ +0.72%ENKAI 80,20 TL ▲ +0.19%EREGL 30,90 TL ▲ +2.93%TRMET 100,00 TL ▲ +1.11%TOASO 218,50 TL ▼ -1.27%SISE 34,46 TL ▲ +3.11%AEFES 16,61 TL ▲ +2.28%GUBRF 272,75 TL ▼ -0.91%TCELL 93,80 TL ▲ +2.01%SASA 1,50 TL ▲ +1.35%ASELS 342,50 TL ▲ +0.07%TRALT 34,18 TL ▲ +0.12%THYAO 265,00 TL ▲ +1.53%PGSUS 127,20 TL ▲ +4.09%MGROS 435,50 TL ▲ +1.75%ASTOR 155,50 TL ▲ +1.63%VAKBN 29,80 TL ▲ +0.68%YKBNK 34,70 TL ▼ -2.64%TUPRS 338,25 TL ▲ +0.37%PETKM 17,00 TL ▲ +2.97%EKGYO 16,57 TL ▼ -1.19%KCHOL 195,50 TL ▼ -0.10%SAHOL 82,45 TL ▼ -0.66%FROTO 66,10 TL ▼ -1.05%04.11 05:57 · gün sonu kapanışı
BIST 30 (TL) 13.754,46 ▲ +0.42%BIST 100 (TL) 11.023,55 ▲ +0.56%Gram Altın 6.349,10 TLDolar 50,0218 TL ▲ +0.07%BIST 30 ($) 274,97 $ ▲ +0.35%04.11 05:57 · gün sonu / gecikmeli
⏳ Yükleniyor... 🌤️ İstanbul: Parçalı Bulutlu
📻 Tüm yayınlar & Podcast sayfası • RSS Yalnızca dinlemek içindir • Kurgusal yapay zeka sunucular • Bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.

Terimler ve Tanımlar

Ekonomi, finans ve borsa terminolojisi sözlüğünün C–D grubu. Tanımlar TCMB, Rekabet Kurumu ve iktisat sözlükleri gibi resmî kaynaklardan derlenmiştir. Diğer harf grupları:

A–B C–D E–F G–İ J–M N–P R–S T–Z

C

Cari current

Geçerli olan ya da yürürlükte olan anlamına gelen bir ekonomi ve muhasebe terimidir.

Cari fiyatlarla GSYH GDP in current prices

Ya da nominal GSYH (nominal GDP), belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin değerini aynı dönemdeki fiyatlarla ölçen milli gelir yöntemidir.

Cari işlemler hesabı current account balance

Ödemeler dengesinde ticaret ve gelir akımlarını gösteren ana başlıktır.

Cari Kur Current Exchange Rate

Döviz piyasalarında aynı gün takası gerçekleşen dövizin alımsatımında kullanılan kur anlamına gelmektedir.

Cari Oran Current ratio

Dönen varlıkların kısa vadeli yükümlülüklere oranıdır; 1'in üzerinde olması kısa vadeli borçların dönen varlıklarla karşılanabildiğini gösterir.

CE Belgesi

Avrupa Birliğinin yeni yaklaşım direktifleri kapsamında uyulması mecburi olan ürünlere verilen, Avrupa Topluluğu içinde satılan ürünlerin asgari güvenlik, sağlık ve çevre koruma gereklerine göre denetlendiğini gösteren belgedir. CIF İngilizce açılımı “Cost Insurance and Freight” olan kısaltma; mal bedeli, sigorta ve navlun masraflarının satıcı tarafından üstlenilmiş olduğu teslim şeklini ifade etmektedir. Ciro Bir işletmenin gider ve maliyetleri düşürülmeden belirli bir süre içerisinde elde etti

Chamberlin modeli Chamberlin model

Tektip ürün üreten iki özdeş firmanın aralarındaki karşılıklı bağımlılığın farkında olarak çıktı seçimi yaptığı oligopol modelidir.

Chicago School

Çoğunluğu Chicago Üniversitesi’nden olan akademisyenlerin görüşüne göre, rekabet yasalarının hedefi rakip teşebbüslerin korunmasından ziyade, tüketicilerin korunması olmalıdır. Dolayısıyla, dikey anlaşmalar ve fiyat ayrımcılığı tüketicilere zarar vermediği için mazur görülebilirken, fiyat tespiti ve piyasa paylaşımına yol açan karteller, tekel yaratan birleşmeler ve yıkıcı fiyat uygulayan hâkim durumdaki teşebbüsler denetime tabi olmalıdır. Chicago Ekolü’ne göre bunların dışında kalan konulardak

Coase kanıtsavı Coase theorem

Işlem maliyetinin düşük olduğu durumlarda tarafların anlaşarak dışsallık sorununu ortadan kaldırabileceğini gösteren matematiksel çözümlemedir.

Collective Dominance

Birlikte hâkimiyet, iktisadi olarak doğrudan karşılığı olmayan hukuki bir kavramdır. Genel olarak, birlikte hâkimiyetin, fiyatları rekabetçi seviyelerin üzerinde tutabilmek için davranışlarını gizli iş birliği ile koordine edebilen az sayıda büyük teşebbüsün olduğu 58 REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ B pazarlarda meydana geldiği düşünümektedir. Bu nedenle koordinasyonun açık bir şekilde olması gerekli değildir. Başarılı bir iş birliği sadece fiyatlar ve ürün seviyesinde uzlaşma içinde olmayı değil, ayn

Comity

Rekabet politikalarına ilişkin bir uluslararası iş birliği terimidir. Negatif tanıma (negative comity) durumunda, uluslararası iş birliğine taraf her ülke kendi rekabet yasasını uygularken diğer ülkelerin önemli çıkarlarını göz önünde bulunduracağını taahhüt etmektedir. Pozitif tanıma (positive comity) durumunda ise, A ülkesindeki ilgili otorite, B ülkesindeki rekabet otoritesinden, B ülkesinde mevcut ve A ülkesindeki piyasa koşullarını önemli derecede etkileyen rekabete aykırı uygulamalar için

Common Cost

Genel gider, bir teşebbüs birden fazla ürün ürettiğinde oluşan, ancak tek bir ürünün üretimine doğrudan atfedilemeyen maliyetlerdir. Bu ürünlerden birinin üretimine son verildiğinde teşebbüs genel giderlerinden kurtulamamaktadır. Genel giderleri ortak maliyetler ve işletme giderleri olarak ikiye ayırmak mümkündür. Ortak maliyet, birden fazla ürün tek bir üretim sürecinde üretildiği zaman oluşan maliyettir. Örneğin, kendisinden hem gaz yağı hem de benzin üretildiği için ham petrol, bu ürünlerin a

Competition Advocacy

Rekabet savunuculuğu, rekabet otoritelerinin rekabet kurallarını uygulamasının yanı sıra, esasen diğer kamu kuruluşları ile ilişkiler yoluyla ve rekabetin faydaları konusunda kamuoyunu bilinçlendirerek rekabet ortamının tesisi ve rekabetin arttırılması ile ilgili girişimleridir. Pek çok faaliyet rekabet savunuculuğu olarak kabul edilebilmektedir. Örneğin, yürürlükteki mevzuat veya mevzuat taslaklarına görüş vermek, rekabeti kısıtlayabilecek uygulamaları teşvik edebilecek devlet müdahaleleri konu

Competition Economics

Rekabet kurallarının uygulanmasında kullanılan iktisadi analizlerdir. İlk dönemlerde salt hukuki değerlendirmelerin yapıldığı rekabet kurallarında piyasa şartları ile tüketici ve firma davranışlarının iktisadi analizinin gerekliliği zamanla kabullenilmiştir. Bu çerçevede rekabet kurallarının yorumlanmasında ve uygulanmasında iktisadi ve ekonometrik çalışmalar kullanılmaktadır.

Competition for the Market

Şebeke etkilerinin bulunduğu yenilikçi pazarlar ile ihale pazarlarında görülmektedir. Yenilikçi pazarlarda ürünlerin birbirleriyle uyumlu olmadığı durumlarda standartlar öne çıkmaktadır. Rekabet, önce standardın tüketiciler tarafından tercih edilmesi, sonrasında ise şebeke etkileri nedeniyle pazarın büyük bir bölümünün elde edilmesi hususunda olmaktadır. Burada önemli olan tüketicilerin seçimleridir. İyi bir pazarlama taktiği ile tüketiciler bir standardın daha iyi olduğuna ikna edilirse, pazar

Competition Law

Rekabetin korunmasına ilişkin kurallardır. Bu kurallar piyasa ekonomisinin ve dolayısıyla serbest rekabetin benimsendiği sistemlerde etkin rekabet ortamının sağlanması ve korunması için gerekli düzenlemeleri içermektedir. Rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı teşebbüsler arası anlaşmalar, teşebbüs birliği kararları ve uygulamalar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarının önlenmesi, piyasalardaki rekabetin tesisi için birleşme veya devralma işlemlerin

Competition Test (SLC Test)

Hâkim durum testinin yanı sıra yoğunlaşmaların kontrolünde kullanılan rekabet temelli testlerden bir diğeri de “Rekabetin Önemli Ölçüde Azaltılması Testi”dir (SLC Test). İki test arasındaki fark, birleşmelerin rekabet karşıtı etkilerinden ziyade, bu etkilerin nedenlerine ilişkin yaklaşım farkından kaynaklanmaktadır. Rekabetin önemli ölçüde azaltılması, SLC testinde bir pazar gücü yaratılması veya mevcut pazar gücünün güçlendirilmesi ile gerçekleşirken, hâkim durum testinde, hâkim durum yaratılma

Competitive Price

Piyasa aksaklıklarının ve rekabet ihlalinin olmadığı, arz ve talebin serbestçe belirlendiği piyasada oluşan fiyattır. Bu fiyatın marjinal maliyete ve marjinal gelire yakın olması beklenmektedir.

Concession

Özel hukuk kişilerine, kamunun mülkiyetindeki bazı varlıkların işletilmesi veya bazı kamu hizmetlerinin yürütülmesi hakkının verilmesidir.

Consortium

Belli bir projeyi gerçekleştirmek üzere birlikte çalışan bağımsız teşebbüsler grubudur. İnşaat piyasası gibi büyük projelerin söz konusu olduğu, birçok teşebbüs arasında yakın iş birliği gerektiren durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Consumer Welfare

Tüketicilerin mal ve hizmetlerin tüketiminden elde ettikleri bireysel yararları ifade etmektedir. Bireysel refah teorik olarak bireylerin kendi tatminleri hakkında yaptıkları bireysel değerlendirmeler şeklinde tanımlanmaktadır. Bu nedenle de tüketici refahının tam olarak ölçülebilmesi için bireysel tercihlerin tam olarak bilinmesi gerekmektedir. Uygulamada ise tüketici refahını ölçmek için tüketici fazlası/artığı kavramı kullanılmaktadır. Toplam tüketici refahı, bütün tüketiciler için tüketici f

Convergence

Birbiri ile ilgisiz olan iki ya da daha fazla ekonomik aktivitenin, üretim sürecinin organizasyonunda ya da piyasa yapısında etkinliği arttırmak için bir araya getirilmesi anlamına gelmektedir. Enerji sektöründe oluşturulan fiber optik altyapı kapasitesinin telekomünikasyon hizmetlerinin sunumu için de kullanılması bir yakınsama örneğidir.

Core Principles for Effective

Banking Supervision Basel Komitenin 1997 de yayınladığı Etkin Bankacılık Denetimi için Temel 35 Açıklamalı İngilizceTürkçe Terimler ve Kavramlar Sözlüğü Prensipler. Yayımlanan 25 temel prensibin 15’incisi karapara aklama ile ilgilidir. Bu prensibe göre; bankacılık gözetiminde yetkili olan kurumlar; bankaların, “müşterini tanı prensibi” de dahil olmak üzere finansal sektörde yüksek etik standardı temin eden ve bankaların suçlular tarafından kötüye kullanılmasını önleyen yeterli ve uygun politi

Cournot modeli Cournot model

Tektip ürün üreten iki özdeş firmanın birbirinden bağımsız ve aynı anda çıktı seçimi yaptığı duopol modelidir.

Coğrafi İşaret

Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla kökeninin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir.

Cross Licensing

Çapraz lisans anlaşması, iki ya da daha fazla patent sahibi teşebbüsün birbirlerine ya da üçüncü bir tarafa lisans verdikleri anlaşma türüdür. Söz konusu anlaşma yapısının, işlem maliyetinin azaltılması, tamamlayıcı teknolojilerin bir araya gelmesi gibi rekabeti arttıran yönlerine rağmen, belirli durumlarda rekabeti sınırlayıcı etkileri söz konusu olabilmektedir.

D

Dairesi (UNODC- United Nations

Office on Drugs and Crime) tarafından desteklenen programın amacı, ülkelerin uyuşturucu hammaddesi olan ürünlerin yasadışı yetiştirilme ve üretilmelerini takip etmesi için veri toplama ve analiz yapma konusunda yöntemler ihdas etmektir.

Dalgalı kur rejimi floating exchange rate regime

Nominal döviz kurlarının döviz piyasasında döviz arz ve talebi tarafından serbestçe belirlendiği döviz kuru rejimidir.

Damage Estimation

Kartel veya hâkim durumun kötüye kullanılması incelemelerinde, teşebbüslerin söz konusu uygulamalarından dolayı tüketicilerin ya da müşterilerin uğradığı zararın iktisadi yöntemlerle tahmin edilmesini ifade etmektedir. Analizde, temel olarak, ihlal konusu uygulama olmasaydı pazarda oluşabilecek fiyat ve miktar düzeyi ile gerçekte gözlenen fiyat ve miktar düzeyi karşılaştırılmakta; aradaki farkın sebep olduğu refah kaybı değerlendirilmektedir.

Dara kaybı deadweight loss

Ya da toplumsal kayıp , piyasada ekonomik etkinliği sağlayan düzeye göre daha az ya da daha çok ürün alınıp satılması sonucunda ekonomik fazlanın düşmesidir.

Daralmacı açık recessionary gap

Ya da negatif çıktı açığı (negative output gap), kısa dönemde reel GSYH’nin potansiyel GSYH’den düşük olduğu ve dolayısıyla ekonominin daralma döneminde kabul edildiği durumdur.

Daraltıcı maliye politikası contractionary fiscal policy

Toplam talebi ve reel GSYH'yi azaltmaya yönelik maliye politikasıdır.

Daraltıcı para politikası contractionary monetary policy

Toplam talebi ve reel GSYH'yi azaltmaya yönelik para politikasıdır.

Davranışsal ekonomi behavioral economics

Psikolojik ve sosyolojik etmenlerin tüketici seçimini nasıl etkilediğini araştıran ekonomi dalıdır.

Dayanak varlık Underlying asset

Türev sözleşmenin değerini belirleyen varlıktır (hisse, döviz, endeks, emtia); türevin 'üzerinde işlem gördüğü' varlıktır.

Örnek: Opsiyonun değeri, işleme konu varlığın fiyatını izler. (The option's value follows the underlying asset's price.)

İngilizce tanım: Asset whose price determines the value of a derivative.

Dayanıklı mal durable good

Hemen tüketilmeyip uzun süre yarar sağlayan mallardır.

Dayanıksız mal nondurable good

Tek seferde tüketilen ya da kısa bir süre kullanılabilen mallardır.

Dağıtıcı C

(Sağlayıcı A ve B’nin dağıtıcısı) 96 REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ İ ardıl pazar” (aftermarket) olarak tanımlanmaktadır. Bir ana ürünün satın alınmasından sonra ihtiyaç duyulan, tamir, yedek parça, eklentiler vb. tamamlayıcı ürün ya da hizmetleri içeren pazarlar ardıl pazarlardır.

Dağıtımda etkinlik allocative efficiency

Mal ve hizmetlerin tüketici tercih ve talepleri doğrultusunda üretilmesidir.

Dealer Dealer

Alım-satım işlemlerinde kendi nam ve hesabına hareket eden kişi ve kurumlara verilen isimdir.

Decreasing Returns to Scale

Tüm üretim faktörleri aynı oranda artarken üretim miktarının üretim REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ 119 Ö faktörlerinin artış oranından daha az artmasıdır. Dolayısıyla girdi miktarındaki artışa kıyasla çıktı miktarındaki artış oranı daha azdır. Bu durumda, üretim miktarı artarken uzun dönem ortalama maliyet artmaktadır.

Deflasyon Deflation

Fiyatlar genel düzeyinde sürekli bir düşüş durumunu ifade etmektedir.

Deflatör Deflator

Parasal terimlerle (nominal) ifade edilmiş olan bir iktisadi büyüklüğün (örneğin ücretler, hammadde fiyatları, maliyetler vb.) değerinin gerçek değere (reel) çevrilmesinde kullanılan fiyat endeksini ifade eder.

Delivery Pricing

Nakliye maliyetinin önemli olduğu sektörlerde, satıcı ve alıcılar birbirinden farklı bölgelere dağılmışlarsa, nihai fiyatlar birbirinden çok farklılaşabilmektedir. Bu nitelikteki sektörlerde, ürün homojen ve talep esnekliği de düşük ise fiyat tespiti konusunda uzlaşma arayışı içinde olan teşebbüsler “teslim fiyatlandırması” ile bu sorunu aşabilmektedir. Teslim fiyatlandırmalarının çeşitli bulunmaktadır: Tek Baz Noktası Sistemi (Single Basing Point System): Bu yöntemin uygulanabilmesi için önceli

Delta Delta

Opsiyon fiyatının dayanak varlık fiyatına göre birinci türevidir (Δ = ∂C/∂S = N(d1)); Black-Scholes'ta delta-hedge bu oranla kurulur.

Denge döviz kuru equilibrium exchange rate

Döviz piyasası dengedeyken alım satım işlemlerinin gerçekleştiği döviz kurudur.

Denge faiz oranı equilibrium interest rate

Para piyasası dengedeyken borç alıp verme işlemlerinin gerçekleştiği faiz oranıdır.

Denge faktör bileşeni equilibrium factor combination

Üretici dengesinde kullanılan faktör paketidir.

Denge fiyatı equilibrium price

Piyasa dengedeyken alışverişlerin gerçekleştiği fiyattır.

Denge gelir düzeyi equilibrium income level

Ekonomi gelir dengesindeyken gerçekleşen toplam üretim miktarıdır.

Denge genel fiyat düzeyi equilibrium general price level

Ekonomi gelir dengesindeyken oluşan genel fiyat düzeyidir.

Denge miktarı equilibrium quantity

Piyasa dengedeyken alınıp satılan ürün miktarıdır.

Denge tüketim paketi equilibrium consumption bundle

Tüketici dengesinde satın alınan ürün paketidir.

Denge ücreti equilibrium wage

Emek piyasası dengedeyken oluşan ücret düzeyidir.

Denk bütçe çarpanı balanced budget multiplier

Devlet harcamalarında bütçeyi denk tutacak şekilde yapılan birim değişikliğin denge geliri üzerinde ne kadar etki yaratacağını gösteren katsayıdır.

Depresyon depression

Ya da buhran , kesin bir tanımı olmamakla birlikte, birden fazla ülkeyi etkileyen ve toplam üretimin yüzde 10'dan fazla düştüğü şiddetli ve uzun süreli resesyondur.

Devalüasyon Devaluation

Sabit kur rejiminde, ulusal paranın yabancı paralar karşısındaki değerinin azalmasını ifade eder. Örneğin, bir Türk lirasının bir ABD doları karşısındaki değerinin 2,0 TL’den 2,2 TL’ye düşmesi, Türk lirasının ABD doları karşısında %10 değer kaybetmesi (ABD dolarının değer kazanması) anlamındadır.

Devlet government

Çıkardığı yasalar ve uyguladığı politikalarla ekonomiyi etkileyen ve aynı zamanda kendisi de üretim ve tüketim yapan merkezi ya da yerel yönetimlerdir.

Örnek: Devlet teşvikleri, alındığında veya alınacak olduğunda muhasebeleştirilir. (Government grants are recognised when received or receivable.)

İngilizce tanım: Government, government agencies and similar bodies.

Devlet aksaklığı government failure

; devletin de insanlardan oluştuğunu ve bu kişi, politikacı ya da bürokratların kendi kişisel çıkarları doğrultusunda hareket edebileceğini söyleyen düşüncedir.

Devlet harcamaları government expenditures

Devletin tüketim ve yatırım harcamalarının toplamıdır.

Devlet harcaması çarpanı government spending multiplier

Devlet harcamalarındaki birim değişikliğin denge geliri üzerinde ne kadar etki yaratacağını gösteren katsayıdır.

Devlet iç borçlanma senedi government domestic debt security

Ya da kısaca DİBS , Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yurtiçinde piyasaya sürülen tahvil ve bonolardır.

Devlet İç Borçlanma Senetleri Government Domestic Borrowing Securities

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yurt içi piyasada ihraç edilen borçlanma senetleridir.

Devletin tüketim harcamaları government consumption expenditures

Ya da kısaca G , devletin hizmetlerini yerine getirebilmek için yurtiçinde yaptığı mal ve hizmet alımlarını kapsayan ana harcama başlığıdır.

Devralma acquisiton

Bir firmanın başka bir firmaya ait ortaklık paylarının çoğunu ya da tamamını alarak o firmanın yönetimini elde etmesidir.

Dezenflasyon Disinflation

Fiyat artış hızının azalması anlamına gelmektedir. Yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş sırasında yaşanan düşen enflasyon sürecini ifade etmektedir.

Değer kaybı depreciation

Piyasa koşulları nedeniyle bir varlık ya da para biriminin diğer varlık ya da para birimleri karşısında değerinin azalmasıdır.

Örnek: Amortisman, doğrusal yöntemle ayrılır. (Depreciation is charged on a straight-line basis.)

İngilizce tanım: Allocating a tangible asset's cost over its life.

Değer kazancı appreciation

Piyasa koşulları nedeniyle bir varlık ya da para biriminin diğer varlık ya da para birimleri karşısında değerinin artmasıdır.

Değer saklama aracı store of value

Paranın elde var olan satın alma gücünü gelecekte de kullanabilmeyi sağlama işlev ve özelliğidir.

Değer çelişkisi paradox of value

Insanlar için yaşamsal öneme sahip bazı malların fiyatı ucuzken görece önemsiz bazı malların fiyatının yüksek olması olgusudur.

Değere göre vergi ad valorem tax

Vergiye konu olan nesnenin parasal değeri üzerinden alınan vergidir.

Değişim aracı medium of exchange

Paranın mal ve hizmet satın alımında kullanılması işlev ve özelliğidir.

Değişken Faizli İhraçlar Floating Rate Notes

Getirisi, ihracı sırasında sabitlenmeksizin önceden belirlenen başka değişkenlere bağlanan kıymetlerdir. Gerçekleşen enflasyona veya LIBOR gibi uluslararası faiz oranlarının, örneğin geçmiş 3 aylık ortalamasına endekslenen ihraçlar bu türe girmektedirler. Getiri (faiz) oranlarındaki belirsizliğin arttığı ve fiyat oluşumlarının güçleştiği ortamlarda, hem ihraç eden hem de yatırımı yapan kişi ve kuruluşlar açısından riski daha düşüktür.

Değişken faktör variable factor

Ya da değişken girdi (variable input), miktarı istenildiği zaman değiştirilebilen üretim faktörleridir.

Değişken gider variable cost

Üretim miktarına bağlı olarak değişen hammadde ve elektrik tüketimi gibi giderlerdir.

Değişken girdi variable input

Ya da değişken faktör (variable factor), miktarı istenildiği zaman değiştirilebilen üretim faktörleridir.

Differentiated Products

Gerçekte veya tüketici algısı bakımından fiziksel farklılıklar ya da özellikler içeren ve bu yönüyle biri diğeri yerine tercih edilen ürünler farklılaştırılmış kabul edilmektedir. Ürünler, teşebbüsler tarafından daha yüksek fiyatla satış yapmak ve/veya satışları artırmak amacıyla farklılaştırılmaktadır. Farklılaştırma, fiziki görünüm, kalite, dayanıklılık, bağlı hizmetler (garantiler, satış sonrası hizmetler ve enformasyon), imaj ve coğrafi yer esaslı olabilmektedir. Ürün farklılaştırıldığında,

Dikey birleşme vertical merger

Belli bir ürün ya da ürün grubunun farklı parçaları ya da üretim aşamalarıyla ilgili iki firmanın birleşmesidir.

Diligence (on New Technologies)

Finansal kuruluşların, yeni teknolojilerin karapara aklamada araç olarak kullanılmaması yönünde dikkat göstermeleri. Buna göre; finansal kuruluşlar, kimlik bilgilerini gizleyerek karapara aklama tehlikesi doğuran yeni ve gelişmiş teknolojilere karşı özel dikkat göstermeli ve bu teknolojilerin karapara aklama amacıyla kullanılmasını önlemek için gereken tedbirleri almalı, özellikle, yüz yüze gerçekleştirilmeyen iş ilişkileri ve işlemler için risklerin belirlendiği politika ve prosedürlere sahip o

Dip trough

Resesyon süreci sonunda ekonomik faaliyetin en düşük düzeye ulaştığı noktadır.

Dirsekli talep eğrisi modeli kinked demand curve model

Ya da Sweezy modeli (Sweezy model), bir firmanın malına olan talebin rakip firmaların fiyat değişikliği karşısında verdiği tepkiye bağlı olduğu oligopol modelidir.

Discrimination

İşlemlerin taraflarına eş edimler için eşit olmayan kurallar uygulayarak, onları rekabette dezavantajlı duruma sokma eylemidir. Eşit durumdaki alıcılara eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek ayrımcılık yapılması, hâkim durumun kötüye kullanılması hallerinden biri olarak değerlendirilebilmektedir.

Divestiture

Ortaya çıkan/çıkabilecek rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüslerin belirli bir mal varlığını, işletmesini veya bir iş kolunu bünyelerinden ayırarak başka teşebbüslere devretmesi ile bir teşebbüsün kontrolünü sağlayan hisselerin devredilmesi gibi uygulamalar elden çıkarma olarak ifade edilmektedir.

Divestiture Trustee

Birleşme veya devralma kararlarında kabul edilen taahhütlere uyulup uyulmadığını işlem kapanışına kadar rekabet otoritesi adına sürekli olarak izlemek ve uygulamalara katkıda bulunmak amacıyla taraflarca atanan kişidir. Türkiye uygulamasında, taraflarca yapılacak bu atamanın Kurul tarafından onaylanması gerekmektedir.

Diğer her şey sabit all else being equal

Ya da Latince ceteris paribus, belli bir ekonomik ilişkiyi incelerken diğer tüm etkilerin sabit tutulduğu varsayımıdır.

DİBS ya da devlet iç borçlanma senedi government domestic debt security

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yurtiçinde piyasaya sürülen tahvil ve bonolardır.

Dolarizasyon Dolarization / Currency Substitution

Bir ülkedeki yerleşiklerin değişim aracı, hesap birimi ve değer biriktirme aracı olarak kendi ulusal paraları yerine yabancı para kullanmalarıdır. Tam dolarizasyon, bir ülkenin ulusal parasını tamamen terk edip, yabancı para birimini resmi para birimi olarak kabul etmesidir. Kısmi dolarizasyon; bir ülkede ekonomik birimlerin, yüksek enflasyon ve belirsizlik ortamında ulusal paranın olası değer kaybından korunmak amacıyla, ulusal para cinsinden finansal varlıklar yerine yabancı para cinsinden finansal varlıkları seçmeye başlamasıyla ortaya çıkmaktadır. Genelde dolarizasyonun ilk aşamasının, yabancı para cinsinden varlıkların değer biriktirme aracı olarak kullanılmaya başlanması olan ‘varlık ikamesi’ şeklinde geliştiği görülmektedir. Öte yandan, özellikle gelişmekte olan piyasalarda yakın geçmişte sıkça yaşanan bankacılık krizleri, iktisat yazınına varlık dolarizasyonunun yanı sıra ‘yükümlülük dolarizasyonu’ kavramını da eklemiştir. Yükümlülük dolarizasyonu; ülkedeki bankacılık ve kamu kesimi dahil olmak üzere tüm ekonomik birimlerin, yabancı para cinsinden büyük miktarda yükümlülüklerinin bulunmasıdır. Hem varlık hem de yükümlülük dolarizasyonları tek bir başlık altında toplanarak ‘finansal dolarizasyon’ olarak nitelendirilebilir. Finansal dolarizasyon, bir ülkedeki yerleşiklerin, hem varlık hem de yükümlülüklerini yabancı para cinsinden tutma eğilimleri olarak tanımlanmaktadır.

Dolaylı kotasyon indirect quotation

Ya da kısaca E D , bir birim yerli para karşılığında ne kadar yabancı para alınabileceğini gösteren döviz kurudur.

Dolaylı müdahale indirect intervention

Devletin vergi ya da teşvikler yoluyla piyasayı etkilediği uygulamalarıdır.

Dolaylı talep indirect demand

Ya da türev talep (derived demand); bir nesneye olan talebin o nesne kullanılarak üretilen ya da edinilen mal, hizmet ya da yatırım aracının talebine bağlı olması durumudur.

Dolaylı vergi indirect tax

Mal ve hizmetlerin kullanımından kaynaklanan ve gelir ya da servete bağlı olmadan herkes tarafından aynı oranda ödenen vergilerdir.

Dolaysız vergi direct tax

Gelir ya da servete bağlı olarak belli aralıklarla ve verginin yükümlüsü tarafından ödenen vergilerdir.

Dolaşımdaki Banknotlar Banknotes in Circulation

TCMB tarafından tedavüle çıkarılmış ve tedavülde bulunan banknotlardır.

Dolaşımdaki Para Currency in Circulation

Dolaşımdaki banknotlar ile madeni para toplamından, banka kasalarında bulunan banknot ve madeni para tutarlarının çıkarılması ile elde edilen tutardır.

Dominant Position Test

RKHK bakımından birleşme ve devralma işlemlerinin değerlendirilmesinde dikkate alınan testtir. Hâkim durum testinde rekabetin önemli ölçüde azaltılması, hâkim durum yaratılması veya mevcut hâkim durumun güçlendirilmesi ile gerçekleşmektedir.

Doğal işsizlik oranı natural rate of unemployment

Ya da kısaca U N , emek piyasasının normal işleyişi sonucunda görülen ve uzun dönemde sürdürülebilir olan en düşük işsizlik oranıdır.

Doğal kaynak natural resource

Ya da toprak (land), kısaca N , işlenebilen ya da üzerine inşa edilebilen toprağı ve yine toprak ve doğadan gelen her türlü kaynağı anlatan temel üretim faktörüdür.

Doğal oran önsavı natural rate hypothesis

Enflasyon oranı ne olursa olsun işsizlik oranının zamanla doğal işsizlik düzeyine geri döneceği yönündeki kuramsal beklentidir.

Doğal tekel natural monopoly

Ölçeğe göre artan getiri nedeniyle üretimde en düşük maliyetin tek bir satıcı ile sağlanabildiği piyasa yapısıdır.

Doğrudan (Kesin) Alım Outright Purchase

TCMB'nin para politikası hedefleri çerçevesinde, para arzının ve ekonominin likiditesinin etkin bir şekilde düzenlenmesi amacıyla kullandığı açık piyasa işlemlerinden biridir. Genellikle, piyasada kalıcı likidite açığı (sıkışıklığı) olduğu durumlarda, TCMB'nin piyasadan (açık piyasa işlemi yapmaya yetkili kuruluşlardan) kendi portföyü için menkul kıymet almasını ve karşılığında sisteme kalıcı olarak likidite sağlamasını ifade eder.

Doğrudan (Kesin) Satım Outright Sale

TCMB'nin para politikası hedefleri çerçevesinde, para arzının ve ekonominin likiditesinin etkin bir şekilde düzenlenmesi amacıyla kullandığı açık piyasa işlemlerinden biridir. Genellikle, piyasada kalıcı likidite fazlası olduğu durumlarda, TCMB'nin piyasaya (açık piyasa işlemleri yapmaya yetkili kuruluşlara) kendi portföyünden menkul kıymet satmasını, karşılığında sistemden likidite fazlasını kalıcı olarak çekmesini ifade eder.

Doğrudan alım outright purchase

Merkez bankasının açık piyasada menkul kıymet satın alması işlemidir.

Doğrudan kotasyon direct quotation

Ya da kısaca E , bir birim yabancı para karşılığında ne kadar yerli para alınabileceğini gösteren döviz kurudur.

Doğrudan müdahale direct intervention

Devletin fiyat ya da miktar düzenlemesi yoluyla piyasayı etkilediği uygulamalarıdır.

Doğrudan satım outright sale

Merkez bankasının açık piyasada menkul kıymet satması işlemidir.

Örnek: Varlık, kesin bir satış yoluyla devredildi. (The asset was transferred through an outright sale.)

İngilizce tanım: An unconditional sale transferring ownership completely and permanently.

Doğrudan Yabancı Yatırım Foreign Direct Investment

Yatırımcının yerleşiği olduğu ekonomi dışındaki bir ekonomide bir işletmenin yönetimini kontrol ettiği veya yönetiminde söz sahibi olduğu uzun vadeli bir yatırım şeklidir. Doğrudan yabancı yatırımda, yatırımcının işletmenin sermayesinde %10 veya daha fazla paya sahip olması veya yönetimde söz sahibi olması esastır.

Due Diligence

Due Diligence (Durum tespiti) bir yatırım kararının verilebilmesi için mali, hukuksal ve idari tüm gerekli bilgilerin yer aldığı, şirketin mevcut durumunu gösterip geleceği hakkında en doğru öngörülerin yapılmasına imkan veren analizdir. Duran Varlıklar Bir yıldan kısa süre içinde nakde çevrilme niteliği taşımayan işletme varlıklarıdır.

Duopol duopoly

Bir malın yalnızca iki satıcısının bulunduğu piyasa yapısıdır. Her üretici, fiyatta ya da üretim miktarında yapacağı bir değişiklik konusunda diğerinin tepkisini genellikle dikkate almak zorundadır. Rekabetin sadece iki firma arasında olması nedeniyle, bunların birbirine bağımlılık dereceleri oldukça yüksektir.

DuPont analizi DuPont analysis

Özkaynak kârlılığını (ROE) üç bileşene ayıran analizdir: ROE = Net Kâr Marjı × Varlık Devir Hızı × Özsermaye Çarpanı. Hangi kalemin kârlılığı çektiğini gösterir; 'kâr çarpanı' veya benzeri uydurma terimler değildir.

Duran varlık fixed asset

Ya da sabit sermaye (fixed capital); gelecekte gelir yaratmak için üretilen makine, fabrika, araç, bina gibi dayanıklı mallardır.

Örnek: Yeni makine duran varlık olarak kaydedilir. (The new machine is recorded as a fixed asset.)

İngilizce tanım: A long-term tangible asset used in operations.

Dâhilde İşleme Rejimi

İhraç yapmak şartı ile üretimde kullanılacak ve ithal edilmesi gereken hammadde yada girdilere gümrük muafiyeti getiren bir teşvik sistemidir. DASK Depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, poliçede belirtilmiş limitler dahilinde nakit olarak karşılayan Zorunlu Deprem Sigortasıdır. Değişken Gider Belirli bir hesap döneminde, üretim hacmine göre değişen (artan veya azalan) giderlerdir. Dış Ticaret Bir devletin yabanc

Dönemsel Faiz Periodic Interest Rate

Bir yatırımın fiilen elde tutulma süresince getireceği faizi ifade eder.

Dördüncü derece fiyat ayrımcılığı fourth degree price discrimination

Ya da ters fiyat ayrımcılığı (reverse price discrimination), belli bir ürünün maliyeti farklı alıcılar için değişse de her bir alıcıya aynı fiyattan satılması uygulamasıdır.

Döviz foreign exchange

Yabancı ülke paraları ya da yabancı para yerine geçen her türlü ödeme aracıdır.

Döviz arz eğrisi foreign exchange supply curve

Diğer her şey sabitken döviz kuru ve arz edilen döviz miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.

Döviz arzı foreign exchange supply

Ya da kısaca S E , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin döviz kuruna bağlı olarak satmayı istediği toplam döviz miktarıdır.

Döviz Kuru Exchange Rate

Ulusal bir paranın, diğer bir ulusal para cinsinden ifadesidir.

Örnek: Döviz kuru geçen çeyrekte aleyhimize sert hareket etti. (The exchange rate moved sharply against us last quarter.)

İngilizce tanım: Rate at which one currency is exchanged for another.

Döviz kuru hedeflemesi exchange rate targeting

Merkez bankasının ulusal para birimi ile diğer bir ülkenin para birimi arasında sabit bir değişim oranı ya da aralığını hedeflediği para politikası rejimidir.

Döviz kuru istikrarı foreign exchange rate stability

Bir ülkenin para biriminin diğer ülke paraları karşısındaki değerinin zaman içinde sabit kalması ya da düşük ve öngörülebilir bir oranda değişmesidir.

Döviz Kuru Rejimleri Exchange Rate Regimes

Döviz kurları günümüzde özellikle küçük ve açık ekonomiler için taşıdıkları önem ve reel ekonomiyi doğrudan etkileme potansiyelleri nedeniyle, uygulanan para politikası çerçevesinde doğrudan hedef, gösterge veya araç olarak kullanılmaktadırlar. Döviz kuruna yönelik uygulamalar, bir uçta sabit kur rejimi, diğer uçta ise serbest dalgalı olmak üzere, iki rejim arasında şekillenmektedir. Sabit kur rejiminde, ulusal paranın değeri yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet karşısında sabitlenmekte ve bu değerin sürmesi para otoritesi tarafından bazen açık bazen de dolaylı olarak garanti edilmektedir. Para Kurulu (Currency Board) türü uygulamalarda, bir taraftan kur sabitlenirken diğer taraftan ulusal para arzı tamamen bu kur üzerinden gerçekleştirilen döviz alım-satımlarına bağlanmaktadır. Serbest dalgalı kur rejiminde ise, döviz kurunun fiyatı piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmektedir. Bunların yanı sıra birçok ara rejim mevcuttur. Örneğin dalgalı kur rejiminde kur büyük ölçüde piyasadaki arz ve talep koşullarına göre belirlenmekle birlikte para otoritesi piyasaya seyrek olarak ve sınırlı miktarlarda müdahale etmekte; kontrollü dalgalanma (managed float) rejiminde yine herhangi bir kur hedefi olmamakla birlikte çeşitli nedenlerle sık sık müdahaleler gerçekleşebilmektedir. Sürünen kur (crawling peg) adı altındaki rejimlerde ise, kur belirli bir takım kriterlere göre yönlendirilmekte ve para otoritesi tarafından gerektiğinde müdahale edilmektedir. Kura yönelik bu tür rejimlerin seçimi, ülkelerin içinde bulunduğu şartlara göre değişmektedir.

Döviz piyasası foreign exchange market

Farklı ülke paralarının alınıp satıldığı ve bu süreçte döviz kurlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır.

Döviz piyasası dengesi foreign exchange market equilibrium

Belli bir dönemde piyasada talep edilen döviz miktarı ile arz edilen döviz miktarının birbirine eşit olduğu durumdur.

Döviz talebi foreign exchange demand

Ya da kısaca D E , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin döviz kuruna bağlı olarak satın almayı istediği toplam döviz miktarıdır.

Döviz talep eğrisi foreign exchange demand curve

Diğer her şey sabitken döviz kuru ve talep edilen döviz miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.

Dünya Bankası World Bank

1944 yılı sonrasında, Avrupa’nın yeniden imarına yönelik olarak “Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (International Bank for Reconstruction and DevelopmentIBRD)” adı altında kurulan uluslararası bir örgüttür. Daha çok, gelişmekte olan ülkelere uzun vadeli proje kredileri sağlamaktadır. Son yıllarda görev tanımları içine, gelişmekte olan ülkelerin dış borçları ve yoksullukla mücadele kavramları da girmiştir.

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Bütçesi Regulatory and Supervisory Institutions Budget

; özel kanunla kurulmuş olan Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi kurul ve üst kurulların bütçesidir.

Düzeyi level of employment istihdam

Bir ülkenin, ilin veya ilçenin ekonomik, sosyal, kültürel vb. kriterleri göz önüne alınarak belirlenen gelişmişlik düzeyidir. Start-up Hızlı büyüme potansiyeli olan, yenilikçi ve riskli girişimlere verilen isimdir

Düşük işsizlik low unemployment

Iş aradığı halde bir işte çalışmayan kişiler olarak tanımlanan işsizlerin bir ülkede işgücü içindeki oranının düşük olmasıdır.

Düşük mal inferior good

Ortalama gelir düzeyi arttığı zaman piyasada talebi azalan ürünlerdir.

Dış borç external debt

Devletin yurtdışında yerleşik hanehalkları ve firmalardan ya da diğer devletlerden aldığı toplam borç miktarıdır.

Dış dünya rest of the world

Bir ekonominin ticaret yaptığı ve ekonomik ilişkiler kurduğu diğer tüm ülkelerdir.

Dış Ticaret Dengesi Foreign Trade Balance

Yurt içinde yerleşik kişiler ile yurt dışında yerleşik kişiler arasında gerçekleştirilen ve gümrüklerden geçen mal ihracat ve ithalat tutarları arasındaki farkı ifade eder. İhracatın ithalattan fazla olması durumunda dış ticaret fazlası, tersi durumda dış ticaret açığı oluşur

Dış Ticaret Hadleri Terms of Trade

İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine oranıdır. Dış ticaret haddinin 100'ün üzerinde bulunması, dış ticarete konu malların ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre daha yüksek olduğunu gösterir. Birim değer endeksleri TÜİK tarafından hesaplanmaktadır.

Dışa Bağımlılık External Dependency

Kendi teknoloji ve sanayi altyapısını oluşturmakta yetersiz kalan ülkelerde üretim için gerekli olan yatırım malları, hammadde veya ara malların diğer ülkelerden ithal edilerek karşılanması, söz konusu madde ve hammaddelerin yurt içinde üretilememesidir.

Dışlama etkisi crowding out effect

Devletin tüketim ve yatırım harcamalarının özel tüketim ve yatırımların yerine geçmesi durumudur.

Dışlanabilirlik excludability

Ya da tüketimde dışlanabilirlik (excludability in consumption), bir mal ya da hizmeti satın almamış olan kişilerin o mal ya da hizmeti kullanmasının engellenebilmesidir.

Dışsallık externality

Bir ekonomik faaliyetin o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde yaptığı etkidir.

Dışsallıkların içselleştirilmesi internalizing externalities

Ekonomik birimlerin seçim yaparken sosyal maliyet ve faydaları dikkate almasını sağlayacak yöntemlerdir.

Ç

Çalışan employed

Ya da istihdamda olan , belli bir dönemde ücret ya da kâr elde etmek amacıyla üretime ya da hizmet sağlamaya yönelik herhangi bir faaliyette bulunan kişilerdir.

Çalışma İzni

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca resmî bir belge şeklinde düzenlenen ve geçerlilik süresi içinde yabancılara Türkiye’de çalışma ve ikamet hakkı veren izin belgesidir.

Çalışma çağındaki nüfus working age population

Türkiye ve birçok ülkede yaygın kullanılan tanıma göre, 15 yaş üstü bireyleri kapsayan nüfustur.

Çapalama etkisi Anchoring bias

Yatırımcının değerlendirmeyi ilk gördüğü sayıya (satın alma fiyatı, zirve fiyat) fazla bağlamasıdır; hedef fiyata ilişkin güncel bilgiyi gölgeleyebilir.

Çapraz döviz kuru cross exchange rate

Iki yabancı para birimi arasında üçüncü bir para birimi kullanılarak hesaplanan döviz kurudur.

Çapraz fiyat esnekliği cross price elasticity

Ya da talebin çapraz fiyat esnekliği (cross price elasticity of demand), kısaca ε XP , bir ürünün fiyatındaki yüzde bir artış sonucunda ilgili bir diğer ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür.

Çapraz Kur Cross Rate

Uluslararası piyasalarda genellikle döviz kurları ABD doları ile yerel paralar arasındaki değişim oranı şeklinde ifade edildiği için, ABD doları dışındaki iki para birimi arasındaki değişim oranı bunların ABD doları cinsinden fiyatlarına göre dolaylı olarak hesaplanabilmektedir. Çapraz kur, iki yabancı para ve bu iki paranın her birinin bir üçüncü yabancı para (genellikle ABD doları) ile arasındaki parite olarak tanımlanan döviz değişim kurudur. Diğer bir ifadeyle, iki para birimi arasındaki dolaylı değişim oranına çapraz kur adı verilmektedir.

Çarpan multiplier

Otonom harcamalardaki birim değişikliğin denge geliri üzerinde ne kadar etki yaratacağını gösteren katsayıdır.

Çekirdek Enflasyon Core Inflation

Enflasyonun geçici veya bir defaya mahsus etkilerden arındırılmış kalıcı kısmıdır. Belirli ürünlerin endeksten dışlanması, istatistiksel analiz ve modele dayalı yöntemler çekirdek enflasyonun hesaplanmasında sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak en yaygın takip edilen çekirdek enflasyon göstergeleri dışlama yöntemiyle elde edilenlerdir. Bu amaçla, dışsal etkilere (enerji fiyatları, mevsimsel koşullar, maliye politikası vs) daha açık olan ve geçici nitelikler taşıyabilen, enerji, temel gıda maddeleri fiyatları ve dolaylı vergiler bu tür enflasyon hesaplamalarında dışlanan başlıca unsurlardır. Çekirdek enflasyon kullanımındaki amaç, fiyatlar genel seviyesindeki değişimi sürekli kılan unsurları tespit etmektir. Her ne kadar enflasyon hedefi manşet TÜFE enflasyonu üzerinden belirlense de, daha gerçekçi politika kararları alınabilmesi için çekirdek enflasyon göstergelerinin seyri de dikkate alınmaktadır. Özellikle, enflasyon hedeflemesine yönelen ülkelerde tek bir çekirdek enflasyon göstergesi yerine, tüm hesaplama yöntemlerinin avantaj ve dezavantajları göz önünde bulundurularak farklı yollarla hesaplanmış alternatif endeksler takip edilmektedir.

Çekirdek Yükümlülükler Core Liabilities

Bankacılık sektörünün yurt içindeki tasarruf sahiplerinden sağladığı mevduat kaynaklı finansman genel olarak çekirdek yükümlülükler olarak adlandırılmaktadır. Çekirdek yükümlülükler ekonominin büyüklüğü ve hanehalkının servetiyle orantılı şekilde büyüdüğünden bankaların kredi genişlemesi için ekonominin temelleriyle uyumlu bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Kredilerin mevduattan hızlı büyüdüğü kredi genişlemesi dönemlerinde bankalar çekirdek olmayan yükümlülüklere yönelerek finansal sistemdeki makro-finansal kırılganlıkları besleyebilmektedir.

Çerçeveleme etkisi Framing effect

Aynı seçeneğin sunum biçimine göre (kazanç olarak ya da kayıp olarak) farklı kararlar üretilmesidir; '%90 yaşama şansı' ile '%10 ölüm riski' aynı şeydir.

Çevrimsel bütçe dengesi cyclical budget balance

Kamu bütçe dengesinde iş çevrimlerine bağlı olarak gerçekleşen açık ya da fazladır.

Çevrimsel işsizlik cyclical unemployment

Iş çevrimleri nedeniyle ekonomide toplam üretimin düşmesi sonucunda ortaya çıkan işsizlik türüdür.

Çift taraflı tekel bilateral monopoly

Tek bir satıcıya karşılık tek bir alıcının bulunduğu piyasa yapısıdır.

Çok-birimli ihale multi-unit auction

Tek seferde birden fazla ürünün ihale yoluyla satışa sunulmasıdır.

Çoklu Bölge Fiyatlandırması Sistemi

(Multiple Zone Pricing System): Bu yöntemde, bir bölgedeki her alıcıya aynı teslim fiyatı uygulanırken, bölgeREKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ 146 T ler arasındaki fiyatlar farklılık göstermektedir.

Çözümleme Resolution

Bir finansal kuruluşun faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli sermayeye artık sahip olmadığının ilgili otoritelerce tespit edilmesi neticesinde, finansal kuruluşun tasfiye edilmesi veya faaliyetlerine devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğu sermaye yapısına tekrar kavuşturulması amacıyla özel bir müdahaleye tabi tutulmasıdır.

Çıktı Açığı Output Gap

Bir ekonomide gerçekleşen çıktının potansiyel seviyesinden farkı olarak tanımlanan çıktı açığı, ekonomideki fiyat baskılarının değerlendirilmesinde önemli bir para politikası değişkenidir. Enflasyon hedeflemesi rejiminde merkez bankaları gerçekleşen enflasyon yerine geleceğe ilişkin enflasyon beklentilerine göre politikalarını şekillendirmektedir. Buna göre, çıktı açığının pozitif olduğu alanlarda, talep fazlalığı nedeniyle ekonominin kapasitenin üzerinde çalıştığı ve bunun talep yönlü enflasyonist baskıya neden olabileceği tahmin edilmektedir. Buna karşılık, çıktı açığının negatif olduğu alanlarda, ekonomideki zayıf talepten kaynaklanan arz fazlalığı veya atıl kapasite olduğu ve bunun da enflasyonda düşüşe neden olabileceği tahmin edilmektedir.

Çıktı piyasası output market

Ya da ürün piyasası (product market), son tüketime yönelik mal ve hizmetlerin alınıp satıldığı piyasalardır.

Çıktı-faktör eğrisi output-factor curve

Ya da genişleme yolu (expansion path), diğer her şey sabitken toplam ürün arttıkça üreticinin kullandığı faktör bileşenlerinin nasıl değiştiğini gösteren şekilsel araçtır.

Çıpa Nominal Anchor

Ekonomik karar alma süreçlerinde referans olarak alınan büyüklükleri ifade etmek için kullanılır. Örneğin kur çıpası kavramı, bir merkez bankasının kur için belirli taahhütleri sonrasında, diğer ekonomik birimlerin de bu taahhüte güven duyması ile birlikte, alınan ekonomik kararlarda kurdaki değişimlerin esas alınması ve fiyat, ücret artışı, yatırım gibi kararlarının kur politikası çerçevesinde şekillenmesini ifade eder. Bu tür bir çıpaya (politikaya) güvenin olmaması halinde, seçilen büyüklükler bu özelliklerini kaybederler. Parasal büyüklükler, faiz oranları, enflasyon, büyüme oranları çıpa” olarak kullanılan büyüklüklerdir. Özellikle son yıllarda, kur ve faiz oranı gibi büyüklüklerin çıpa olarak kullanımında ortaya çıkan güçlükler, enflasyonun bu amaçla kullanımını yaygınlaştırmıştır.

Tanımlar ilgili kurumların kamuya açık sözlüklerinden alıntılanmıştır; yatırım tavsiyesi değildir.