Terimler ve Tanımlar
Ekonomi, finans ve borsa terminolojisi sözlüğünün N–P grubu. Tanımlar TCMB, Rekabet Kurumu ve iktisat sözlükleri gibi resmî kaynaklardan derlenmiştir. Diğer harf grupları:
N
NAIRU ya da enflasyonu artırmayan işsizlik oranı nonaccelarating inflation rate of unemployment
Ülkedeki emek piyasasını uzun dönem dengesinde tutan ve bu yüzden enflasyonda artışa yol açmayan işsizlik oranıdır.
Nakliye Eşitleme Sistemi (Freight
Equalization System): Bu yöntem temel olarak birden fazla baz noktası sistemine benzemektedir; tek farkı, tüm üretim merkezlerinin baz nokta olarak kabul edilmesidir. Dolayısıyla satıcılar, teslim fiyatını, alıcıya en yakın rakipten satış yapılacakmış gibi hesaplamaktadır.
Nash dengesi Nash equilibrium
Oyun kuramında her bir oyuncunun diğer oyuncuların stratejisine yönelik tahminlerine göre kendi en iyi stratejisini seçmesi sonucunda gelinen durumdur.
Nazım İmar Planı
Çevre veya bölge düzeni planlarına uygun bir şekilde hazırlanan haritalar üzerinde kadastro durumu belirli arazilerin tüm hususlarını 1/2000 veya 1/5000 ölçekli planlarda gösteren imar raporlarına denilmektedir. Arazilerin kullanış biçimlerini, bölge tiplerini, nüfus yapısını, ulaşım sistemlerini göstermek için nazım imar planları oluşturulur. Bütün bu noktalar, detaylı bir rapor içerisinde belirtilir. Bir yerleşim alanının gelecekte nasıl bir biçim alacağını nazım imar planları gösterir.
Negatif dışsallık negative externality
Bir ekonomik faaliyetin o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde yaptığı olumsuz etkidir.
Negatif çıktı açığı negative output gap
Ya da daralmacı açık (recessionary gap), kısa dönemde reel GSYH’nin potansiyel GSYH’den düşük olduğu ve dolayısıyla ekonominin daralma döneminde kabul edildiği durumdur.
Net Bugünkü Değer Net Present Value
Bir yatırımın yatırım dönemi boyunca sağladığı getirinin piyasa faizi veya kendi faizi ile iskonto edilmesi, bugüne indirgenmesi sonucu ulaşılan değerdir.
Net faktör geliri net factor income
Yerli üretim faktörlerinin yurtdışında elde ettiği gelirler ile yabancı üretim faktörlerinin yurtiçinde elde ettiği gelirler arasındaki farktır.
Net Hata ve Noksan Net Errors and Omission
Ödemeler dengesinin her işlemin iki ayrı işaretle (alacak ve borç kaydı) kaydedildiği bir muhasebe sistemi olması nedeniyle, ödemeler dengesi konusu her işlem, içeriği ile ilgili kaleme kaydedilirken, karşı kaydının da bir başka kalemde yer alması esastır. Başka bir deyişle, her işlemin eşit değerde alacak ve borç kayıtlarıyla kaydedilmesi, böylece “Cari İşlemler Hesabı’’ ve “Sermaye Hesabı”nın toplamının her zaman “Finans Hesabı” kalemine eşit olması gerekmektedir. Ancak, verilerin değişik kaynaklardan elde edilmesi, değerleme, ölçme ve kayıt zamanı farklılıkları yaratmakta; sonuç itibarıyla oluşan farklar Net Hata ve Noksan (NHN) kalemine “kalıntı” şeklinde yansımaktadır. Bu kalem, finans hesabından, cari işlemler hesabı ve sermaye hesabının çıkarılmasıyla elde edilmektedir.
Net ihracat net exports
Ya da kısaca NX , yurtiçindeki ekonomik birimlerin dış dünyaya ihraç ettiği ürünler ile dış dünyadan ithal ettiği ürünler arasındaki farkı gösteren ana harcama başlığıdır.
Net işletme sermayesi Net Working Capital
Kısa vadeli varlıkların kısa vadeli yükümlülüklerden fazlasıdır (Dönen Varlıklar − Kısa Vadeli Yükümlülükler); likidite tamponunu gösterir.
Net İstikrarlı Fonlama Oranı Net Stable Funding Ratio - NSFR
Mevcut istikrarlı fonlama tutarının ihtiyaç duyulan istikrarlı fonlama tutarına oranıdır. Mevcut istikrarlı fonlama tutarı temel olarak sermaye, etkin vadesi 1 yıldan fazla olan yükümlülükler, tasarruf ve KOBİ mevduatından oluşmaktadır. Diğer bazı yükümlülükler ise belirli katsayılarla çarpılarak istikrarlı fonlamaya dahil edilmektedir. İhtiyaç duyulan istikrarlı fonlama tutarı ise likiditelerine göre, varlıkların en likit olandan en az likit olana göre sınıflandırılarak belirli katsayılarla çarpılmasıyla elde edilmektedir.
Net kâr marjı Net profit margin
Net kârın satışlara oranıdır (Net kâr / Satışlar) ve DuPont'un ilk bileşenidir; her 1 liralık satıştan ne kadar net kâr kaldığını gösterir.
Net milli hasıla net national product
Ya da kısaca NMH (NNP), belli bir dönemde bir ülke vatandaşlarının ürettiği tüm nihai mal ve hizmetler ile bu üretim sırasında harcanan sermaye arasındaki farktır.
Net Satış Hasılatı
Bir işletmenin brüt satışlarından satış iskontoları ve iadeleri ile diğer indirimlerin düşülmesi sonucu bulunan tutarı ifade etmektedir. TERİM TANIM NN SANAYI VE TEKNOLOJI BAKANLIĞI / KALKINMA AJANSLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 30 NUTS Avrupa Birliği’nde, bölgesel istatistiklerin tek bir mekansal sınıflandırmaya göre üretilmesini temin etmek için, Avrupa Topluluğu İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından 1970’lerden itibaren geliştirilen İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) (The Nomenclature
Net vergiler net taxes
Hanehalkları ve firmaların devlete ödediği vergiler ile devletin hanehalkları ve firmalara yaptığı transfer ödemeleri arasındaki farktır.
Netleştirme Netting
Bir ödeme veya menkul kıymet mutabakat sisteminin katılımcısının gönderdiği ve aldığı transfer emirlerinden kaynaklanan alacak ve borçların karşılıklı mahsup edilerek tek bir alacak veya borca dönüştürülmesidir.
Network Effects
Şebeke dışsallığı, bir şebekeye katılan her tüketicinin şebeke içinde yer REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ 138 T alan diğer müşteriler için dışsal fayda sağlamasıdır. Kullanıcı sayısı arttıkça belli bir ürün ya da hizmet, kullanıcı gözünde daha değerli hale gelmektedir. Bu duruma ağ dışsallığı adı da verilmektedir.
Nicel Genişleme Quantitative Easing
Merkez bankalarının ticari bankalar veya diğer özel kurumlardan finansal varlık satın almak yoluyla para arzını artırması anlamına gelen, geleneksel olmayan bir para politikası yaklaşımıdır. Küresel finansal kriz sonrasında ABD Merkez Bankası başta olmak üzere İngiltere, Avrupa ve Japonya merkez bankaları finansal sektörü desteklemek, özel tüketim harcamalarını artırmak ve enflasyonun hedefin altına düşmesini engellemek için farklı büyüklüklerde miktarsal genişleme politikaları uygulamışlardır.
Nihai Kredi Mercii Lender of Last Resort
Merkez bankalarının, para otoritesi olma sıfatları ve finansal istikrarı sağlama yükümlülükleri nedeniyle, sistemde ortaya çıkan fon açıklarının piyasadan karşılanamaması halinde, katılımcıların son başvuru mercii merkez bankasına başvurup, bu ad altında düzenlenmiş imkanlardan faydalanmalarını ifade eden bir kavramdır.
Nihai mal final good
Son kullanıcısı tarafından satın alınan ürünlerdir.
Nihai Yurt İçi Talep Final Domestic Demand
Özel ve kamu kesimi tüketim ve yatırım harcamaları toplamıdır.
Nokta esnekliği point elasticity
Bir eğri ya da doğru üzerinde tek bir noktadaki esnekliği bulmaya yarayan esneklik hesaplama yöntemidir.
Nominal Değer Par Value, Face Value
Bir kıymetin üzerinde yazan değerdir. Örneğin, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan her bir devlet iç borçlanma senedinin (DİBS) nominal değeri, üzerinde fiilen yazan değer olan 100 TL'dir. Benzer şekilde 200 TL banknotun nominal değeri üzerinde yazan değer olan 200’dir.
Nominal döviz kuru nominal exchange rate
Ya da kısaca E , bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden göreceli değeridir.
Nominal Efektif Döviz Kuru Nominal Effective Exchange Rate
Belirli bir amaca uygun olarak seçilmiş döviz kurlarının, uygun bir ağırlıklandırma yöntemi kullanılarak elde edilmiş ortalamasını ifade eder.
Nominal faiz Nominal interest rate
Enflasyon düzeltmesi yapılmamış, sözleşmede yazılı faiz oranıdır; reel satın alma gücü artışını göstermez.
Nominal faiz oranı nominal interest rate
Ya da kısaca i , enflasyondan kaynaklanan fiyat değişiklikleri için düzeltme yapmaksızın borçluların alacaklılara ödediği yüzdedir.
Nominal GSYH nominal GDP
Ya da cari fiyatlarla GSYH (GDP in current prices), belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin değerini aynı dönemdeki fiyatlarla ölçen milli gelir yöntemidir.
Nominal katılık nominal rigidity
; çeşitli sözleşmeler, yasal düzenlemeler ya da diğer maliyetler nedeniyle kısa dönemde görülen yapışkan ücret ve fiyatlar olgusudur.
Normal mal normal good
Ortalama gelir düzeyi arttığı zaman piyasada talebi artan ürünlerdir.
Normatif çözümleme normative analysis
Ekonomik davranış ve sistemleri öznel bir bakış açısı ile ele alıp bunların sonuçlarına odaklanan ve değer yargıları içeren çözümleme yaklaşımıdır.
Notification
Bildirim, birleşme veya devralma izni, menfi tespit belgesi veya muafiyet verilmesi gibi taleplerde Rekabet Kuruluna gerekli bilgilerin sunulmasıdır.
O
Okun Yasası Okun's Law
Işsizlik oranındaki her yüzde birlik artış sonucunda reel GSYH'nin yaklaşık yüzde iki düşeceğini söyleyen çözümlemedir.
Olasılık probability
Ya da kısaca Pr , rastsal olaya ait bir sonucun görülme sıklık oranıdır.
Örnek: Bir kaynak çıkışı olası olduğunda karşılık muhasebeleştirilir. (A provision is recognised when an outflow is probable.)
İngilizce tanım: More likely than not to occur.
Oligopol oligopoly
Büyük pazar payına sahip firmaların bulunduğu ve bu firmaların fiyat-çıktı seçimlerinde karşılıklı bağımlı olarak hareket ettiği piyasa yapısıdır.
Onaylama yanlılığı Confirmation bias
Kişinin kendi görüşünü destekleyen bilgiyi arayıp çelişkini görmezden gelmesidir; analizde tek yönlü kanıt toplamaya yol açar.
One-Stop Shopping
Müşterilerin farklı alanlardaki ihtiyaçlarının tek bir hizmet noktasından (örneğin hipermarketler) karşılanabilmesini ifade etmektedir.
Operasyonel hedef operating target
Merkez bankasının ara hedefini denetim altında tutmak için yakından izlediği finansal göstergedir.
Opsiyon Option
Belirli bir malı, kıymeti veya finansal göstergeyi önceden belli bir vade ve fiyattan alma-satma hakkı veren kontratlardır. Kontratı elinde tutanın kontrata konu olan kıymeti alma (call-option) veya satma (put-option) hakkı varken, kontrattan kaynaklanan herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Kontratı satan (yazan) taraf ise vadede kontratı elinde tutan tarafın, kontrata konu olan kıymeti kontrat şartları içerisinde almak-satmak istemesi halinde, sözleşme hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Opsiyonu satan (yazan) taraflar bu işlem karşılığı prim geliri elde etmektedirler. Belirsizliğin (volatilitenin) yüksek olduğu piyasalarda, kontrat karşılığı prim talepleri çok yüksek boyutlara ulaşabilmektedir.
Örnek: Alım opsiyonunun sahibi, hisseleri kararlaştırılan kullanım fiyatı üzerinden satın alabilir. (The holder of the call option may purchase the shares at the agreed exercise price.)
İngilizce tanım: A contract that gives the holder the right, but not the obligation, to buy or sell an asset at a specified price.
Optimum Scale
Mümkün olan en düşük maliyetle üretime ve satışa imkân veren ölçektir.
Ordinal fayda ordinal utility
; tüketicilerin mal ve hizmetlerden elde ettiği faydanın sayısal olarak değil, karşılaştırma ve sıralama yoluyla ölçülebileceğini öne süren düşüncedir.
Organik Tarım
Hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğadaki dengeyi yeniden kurmaya yönelik, toprağın verimliliğinde devamlılık sağlayan biyolojik mücadele ile hastalık ve zararlıları kontrol altına alarak, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren, sentetik kimyasal gübre ve ilaçların kullanımını yasaklayan, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti ve toprak muhafazasını tavsiye eden, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrol altında olan ve elde edilen ürünün sertifika ile belgelendiği bir üretim şe
Organize Sanayi Bölgesi
(TDİOSB) Tarım ve sanayi sektörünün entegrasyonunu sağlamaya yönelik tarıma dayalı sanayi girdisini oluşturan bitkisel ve hayvansal üretimin ve bunların işlenmesine yönelik sanayi tesislerinin yer aldığı mal ve hizmet üretim bölgesidir.
Organize Türev Piyasalar Derivative Markets
Standartlaştırılmış türev işlem sözleşmelerinin vadeli alınıp satıldığı, gerçekleştirilen takasların bir kurum tarafından garanti edildiği, borsa bünyesinde işleyen piyasalardır. Türev piyasa işlemleri olan futures, forward, opsiyon ve swap piyasa oyuncuları tarafından riskten korunmak veya kâr elde etmek amacıyla kullanılabilmektedir.
Orta nokta fomülü midpoint formula
Ekonomide ortalama yüzde değişimi bulmak için net değişimi ortalama değişime bölen hesaplama yöntemidir.
Ortak değer ihalesi common value auction
Ihaleye konu olan nesneye her katılımcının diğerlerine bağlı olarak değer biçtiği ve bu değerin herkes için belirleyici olduğu ihale ortamıdır.
Ortak mal common resource
Tüketimde dışlanabilir olmayan ama rakiplik yaratan mallardır.
Ortak malların trajedisi tragedy of commons
Toplumda herkesin paylaştığı ortak kaynakların kişisel çıkar ve açgözlülük sonucunda yok olması ya da zarar görmesini anlatan ekonomi kavramıdır.
Ortalama değişken gider average variable cost
Ya da kısaca AVC , birim ürün başına katlanılan değişken giderdir.
Ortalama gelir average revenue
Ya da kısaca AR , birim ürün başına elde edilen gelirdir.
Ortalama harcama average expenditure
Ya da kısaca AE , birim ürün başına yapılan harcamadır.
Ortalama sabit gider average fixed cost
Ya da kısaca AFC , birim ürün başına katlanılan sabit giderdir.
Ortalama toplam gider average total cost
Ya da kısaca ATC , birim ürün başına katlanılan toplam giderdir.
Oto-Finansman Bail-in
Çözümleme sırasında ortaya çıkan zararlara finansal kuruluşların sermayedarlarının yanı sıra bu kuruluşlara kredi sağlayanların da ortak edilmesi uygulamasıdır.
Otomatik Dengeleyiciler Automatic Stabilisers
Ekonomik dengenin sağlanmasında ve sürdürülmesinde hızlı ve etkin bir şekilde kendiliğinden işlev gören mali unsurlardır. Örnek olarak artan oranlı vergiler ve işsizlik sigortası ödemeleri verilebilir.
Otomatik istikrarlandırıcı automatic stabilizer
Iş çevrimleriyle birlikte kendiliğinden devreye giren ve ekonomideki dalgalanmaları azaltıcı etki sağlayan kamu bütçesi unsurlarıdır.
Otonom değişken autonomous variable
Matematiksel bir modelde diğer değişkenlere bağlı olmayan dışsal etkilerdir.
Otonom para talebi autonomous money demand
; para talebinin faiz oranı, gelir ya da genel fiyat düzeyine bağlı olmayan sabit bölümüdür.
Otonom tüketim autonomous consumption
Özel tüketim harcamalarının gelire bağlı olmayan sabit bölümüdür.
Otonom yatırım autonomous investment
Planlı yatırımların gelir ya da faiz oranından bağımsız sabit bölümüdür.
Oturum İzni
Çeşitli nedenlerle Türkiye’ye yerleşmeye karar vermiş yabancıların almasının zorunlu olduğu ikamet tezkeresinin diğer adıdır.
Oynaklık Volatility
Bir kıymetin fiyatındaki değişkenliğin ifadesidir. Çoğunlukla standart sapma ile ölçülür. Yüksek oynaklık artan bir belirsizliğin göstergesidir.
Oyun kuramı game theory
Kendi çıkarı doğrultusunda hareket eden ekonomik birimlerin karşılıklı rekabet ya da işbirliği içinde nasıl davranacağını açıklayan ilkeler bütünüdür.
Oyuncu player
Oyun kuramında davranışları açıklanmak istenen ekonomik birimlerdir.
P
Para money
Mal ve hizmetler karşılığında ödeme olarak genel kabul gören her türlü nesnedir.
Para arz eğrisi money supply curve
Diğer her şey sabitken nominal faiz oranı ile ekonomideki para miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.
Para arzı money supply
Ya da kısaca MS ; belli bir dönemde merkez bankası, ticari bankalar ve banka dışı kesimin birlikte meydana getirdiği para miktarıdır.
Para benzeri near money
Işlem amaçlı para için yakın ikame olan menkul kıymetlerdir.
Para Kurulu currency board
Bir ülkede yalnızca sahip olunan döviz miktarı kadar yerli para basılmasına izin veren döviz kuru rejimidir.
Para Piyasası Money Market
Kısa vadeli (uluslararası piyasalar için 90 gün ve daha az), yüksek likiditeye sahip finansal araçların işlem gördüğü piyasadır.
Para piyasası dengesi money market equilibrium
Belli bir dönemde piyasada talep edilen para miktarı ile arz edilen para miktarının birbirine eşit olduğu durumdur.
Para piyasası fonu money market fund
Kısa vadeli ve düşük riskli menkul kıymetlerden oluşan yatırım fonlarıdır.
Para Politikası Monetary Policy
Ekonomik büyüme, istihdam artışı ve fiyat istikrarı gibi hedeflere ulaşabilmek için paranın elde edilebilirliğini ve maliyetini etkilemeye yönelik olarak alınan kararları ifade eder. Uygulanmasından sorumlu kuruluşlar merkez bankalarıdır. TCMB Kanunu'nda, TCMB'nin temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu ifade edilmiştir.
Para Politikası Kurulu - PPK Monetary Policy Committee - MPC
Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin ve bu stratejiler çerçevesinde hükümet ile birlikte enflasyon hedefinin belirlenmesi, Türk lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirlerin alınması ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejiminin, yine hükümet ile birlikte belirlenmesi ile görevli ve yetkili olarak TCMB bünyesinde oluşturulmuş bir kuruldur. Para Politikası Kurulu, Başkanın (Guvernör) başkanlığı altında, Başkan Yardımcıları, Banka Meclisince üyeleri arasından seçilecek bir üye ve Başkanın önerisi üzerine müşterek kararla atanacak bir üyeden oluşur. Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir.
Para talebi demand for money
Ya da kısaca MD , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin faiz oranına bağlı olarak elde tutmak istediği para miktarıdır.
Para talep eğrisi money demand curve
Diğer her şey sabitken nominal faiz oranı ile ekonomik birimlerin elde tutmak istediği para miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.
Para taşıma ticareti currency carry trade
Ya da kısaca taşıma ticareti (carry trade), düşük faiz getiren bir para birimi ile borçlanıp yüksek faiz getiren bir para birimine yatırım yaparak kazanç elde etme işlemidir.
Para ve Banka İstatistikleri Money and Banking Statistics
Merkez bankası ve bankaların para, mevduat ve diğer parasal yükümlülüklerini, bu kurumlar tarafından kullandırılan kredileri ve yurt dışı ile olan pozisyonlarını gösteren stok bir veridir. Yerleşiklik ilkesi gereği bankaların yurt dışı teşkilatlarına ait işlemler dahil edilmemektedir.
Para çarpanı money multiplier
Ya da kısaca θ (teta okunur), bankacılık sisteminde birim rezervden ne kadar para yaratılacağını gösteren katsayıdır.
Paranın Dolaşım Hızı Velocity of Money
Bir birim paranın kaç birim mal veya hizmetin el değiştirmesine imkan sağladığını gösterir. GSMH / Para Stoku ile ifade edilir.
Paranın miktar kuramı quantity theory of money
Para arzı ile genel fiyat düzeyi arasında aynı yönlü ve orantısal bir ilişki olduğunu savunan ilkeler bütünüdür.
Paranın yansızlığı neutrality of money
Ekonomide para arzının yalnızca nominal büyüklükleri belirlediğini ve reel değerleri etkilemeyeceğini savunan düşüncedir.
Parasal Aktarım Mekanizması Monetary Transmission Mechanism
Parasal değişkenlerin toplam talebi, çıktı açığını ve enflasyonu hangi kanallarla ve ne ölçüde etkilediğini göstermektedir. Parasal aktarım mekanizması genel olarak üç aşama ile açıklanmaktadır. Birinci aşama, para politikası uygulamalarındaki değişikliklerin faiz oranları, varlık fiyatları, beklentiler ve döviz kuru gibi değişkenlere aktarımını belirlemektedir. İkinci aşamada söz konusu değişkenler yurt içi ve ithal mallara olan talebi etkilemekte, üçüncü aşamada ise toplam talep ve yurt içi fiyatlama davranışları belirlenmekte ve yurt içi fiyatlar ile ithalat fiyatları enflasyonu şekillendirmektedir. Bunlara ek olarak, faiz oranlarının enflasyon, döviz kurlarının ise ithal mallara olan talep ve yerel para cinsinden ithalat fiyatları üzerinde doğrudan etkileri bulunmaktadır.
Parasal Altın Monetary Gold
Merkez bankasına ait ve rezerv olarak tutulan altınları ifade etmektedir.
Parasal Büyüklükler Monetary Aggregates
Parasal büyüklük, dolaşımdaki para ile parasal sektörün (merkez bankası, bankalar ve para piyasası fonları) parasal veya paraya çevrilebilir olan çeşitli yükümlülüklerinin toplamından parasal sektörün birbirine olan yükümlülükleri düşülerek hesaplanmaktadır. İçerdiği varlıkların likit olma derecesine göre çeşitli parasal büyüklük tanımları bulunmaktadır: M1: Dolaşımdaki para ve vadesiz mevduat toplamından oluşmaktadır. M2: M1 ve vadeli mevduat toplamından oluşmaktadır. M3: En geniş tanımlı para arzı olan M3, M2, repo'dan sağlanan fonlar, ve para piyasası fonları ve ihraç edilen menkul kıymetlerin (2 yıla kadar vadeli) toplamından oluşmaktadır.
Parasal büyüme oranı kuralı monetary growth rate rule
Merkez bankasının para arzını reel GSYH'nin büyüme hızıyla orantılı şekilde artırmasını öneren para politikası ilkesidir.
Parasal gelir money income
Yalnızca para şeklindeki ödemelerden oluşan gelirdir.
Parasal hedefleme monetary targeting
Merkez bankasının para arzı ve banka rezervleri gibi parasal büyüklükler için belirli bir artış hızı hedeflediği para politikası rejimidir.
Parasal Sektör Monetary Sector
Para yaratan sektör olarak da tanımlanabilir. Merkez bankası, mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, katılım bankaları ile para piyasası fonlarını kapsamaktadır.
Parasalcı ekonomi kuramı monetarist economic theory
Kısa dönemde reel gelirde görülen değişikliklerin para arzına bağlı talep şoklarından kaynaklandığını öne süren ve devletin kurala bağlı para politikası ile ekonomiye müdahale etmesini savunan düşünce okuludur.
Pareto etkinliği Pareto efficiency
Bazı bireylerin durumunu iyileştirirken başka hiçbir bireyin durumunu kötüleştirmeyen kaynak dağılımıdır.
Parite Parity
Bir ülkenin parası esas alınarak diğer ülke parasının bu esas alınan ülke parası karşısında hesaplanan değeridir.
Pasif iş arama passive job search
Aktif iş arama kanallarına daha önce yapılan başvurulara yanıt bekleme durumudur.
Patent Pool
Birbirine rakip teşebbüsler bir teknolojik gelişme sağlamak maksadıyla sahip oldukları patentleri birbirlerinin kullanımına açarak, söz konusu alanda Ar-Ge faaliyetlerine yardımcı olabilmektedir. Bir proje için bir araya gelen teşebbüsler ellerinde tuttukları patentleri bir havuzda toplayarak, proje içerisinde yer alan diğer teşebbüslerin kullanımına açmaktadır. Bu davranış, esas olarak, iş birliği doğuran bir Ar-Ge anlaşması hükmünde ise de teknolojik gelişmeyi kolaylaştırmak adına bu tip iş bi
Paydaş
İşletmenin etkileşimde olduğu, işletmenin faaliyetlerinden etkilenen ve faaliyetleriyle işletmeyi etkileyen tüm toplumsal taraflardır.
Pazar ya da piyasa market
Alıcı ve satıcıların bir araya geldiği ve bu süreçte ürün fiyatlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır.
Per Se
Rekabet hukukunda per se kurallar, hemen hemen tüm durumlarda, doğal ve zorunlu etkileri açıkça rekabet karşıtı olan ve yasal olmadıklarını göstermek için ayrıntılı bir çalışmaya gerek duyulmayan davranışları hukuka aykırı saymak üzere benimsenmiştir. Bunlar ABD yargısal sürecinin pratik kurallarıdır. Per se kurallar, deneyimin ortaya çıkardığı belirli davranışların ciddi rekabet karşıtı sonuçlara neden olacağı ve hemen hemen hiç haklı çıkarılamayacağı durumlarda kabul edilmektedir. Bu itibarla,
Perfect Competition
Çok sayıda alıcı ve satıcının bulunması nedeniyle bireysel olarak fiyatları etkilemenin mümkün olmadığı, dolayısıyla fiyatların veri kabul edildiği, piyasaya giriş çıkışların tümüyle serbest olduğu, piyasa şartları hakkında tam bilgilenme imkânının bulunduğu, malların homojen olduğu, kâr maksimizasyonuna yönelik rasyonel davranış biçiminin egemen olduğu ve her türlü sınırlamadan uzak üretim ve mübadele yapılabildiği, varsayımsal piyasa modelidir. Gerçekte böyle bir piyasanın var olamayacağı bili
Performans Göstergesi
Projelere ilişkin nicel bilgiler üreten ve proje hedeflerinin açık ve ölçülebilir şekilde tanımlanmasını sağlayan ölçeklerdir.
Persons
RKHK’nın 16. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen ve teşebbüs veya teşebbüs birliklerine esasa ilişkin cezaların verilmesi halinde, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin ihlalde belirleyici etkisi saptanan yöneticilerine ya da çalışanlarına, teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar verilen idarî para cezalarıdır.
Phillips eğrisi Phillips curve
Diğer her şey sabitken işsizlik ve enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır.
Pigou etkisi Pigou effect
İngiliz ekonomist Arthur Cecil Pigou tarafından öne sürülen ve genel fiyat düzeyi azaldığı zaman servetin değerlenmesi nedeniyle toplam talebin artacağını söyleyen çözümlemedir.
Pigou vergisi Pigouvian tax
Negatif dışsallık yaratan ekonomik faaliyetlere getirilen vergidir.
Piyasa aksaklığı market failure
Piyasanın üretimde ya da dağıtımda etkinliğinin düşmesi sonucunda toplumsal kazancın azalması durumudur.
Piyasa arzı market supply
Ya da kısaca S , belli bir dönemde piyasadaki tüm satıcıların farklı fiyatlara bağlı olarak satmak istediği ürün miktarıdır.
Piyasa dengesi market equilibrium
Belli bir dönemde piyasada talep edilen ürün miktarıyla arz edilen ürün miktarının birbirine eşit olduğu durumdur.
Piyasa dengesizliği market disequlibrium
Piyasanın içsel ya da dışsal nedenlerle denge noktasına ulaşamadığı kısa ya da uzun süreli durumdur.
Piyasa değeri market value
Mal ve hizmetlerin serbest piyasada arz ve talep tarafından birlikte belirlenen bedelidir.
Örnek: Arsanın piyasa değeri keskin biçimde arttı. (The market value of the land rose sharply.)
İngilizce tanım: The price at which an asset could be traded in the market.
Piyasa Faiz Oranı Market Interest Rate
Para piyasasında, para arzı ve para talebinin etkileşimine göre belirlenen ve mevduatlar ile diğer yatırımlar için ödenen faiz oranıdır.
Örnek: Kredi, piyasa faiz oranından verildi. (The loan was granted at the market rate of interest.)
İngilizce tanım: The prevailing interest rate in the market.
Piyasa gücü market power
Bir alıcı ya da satıcının belli bir ürünün piyasa fiyatını ne derece etkileyebildiğini anlatan ölçüttür.
Piyasa Katılımcıları Anketi Survey of Market Participants
TCMB tarafından finansal ve reel sektörde karar alıcı ve uzman kişilerin, tüketici enflasyonu, döviz kuru, cari işlemler dengesi, GSYH büyüme hızı ve faiz oranları gibi temel makroekonomik değişkenlere ilişkin beklentilerinin alınması amacıyla aylık olarak uygulanan bir ankettir. Piyasa Katılımcıları Anketine ulaşmak için
Piyasa takas fiyatı market-clearing price
Ya da takas fiyatı (clearing price), piyasa dengedeyken alışverişlerin gerçekleştiği fiyattır.
Piyasa talebi market demand
Ya da kısaca D , belli bir dönemde piyasadaki tüm alıcıların farklı fiyatlara bağlı olarak satın almak istediği ürün miktarıdır.
Piyasa ya da pazar market
Alıcı ve satıcıların bir araya geldiği ve bu süreçte ürün fiyatlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır.
Piyasa Yapıcılığı Sistemi Primary Dealership
Birincil piyasa işlemlerinde etkinliği artırmak, ikincil piyasaların işleyişini kolaylaştırmak amacı ile, hazine veya merkez bankalarının, borçlanma senedi ihracı (ihale), döviz müdahalesi türü işlemlerinde sadece belli kriterlere göre seçtiği banka ve diğer bazı kuruluşları taraf kabul ettiği bir sistemdir. Piyasa yapıcısı adı altında seçilen kuruluşlar, ikincil piyasalarda aralıksız işlem yapmak, kotasyon vermek, bir ihracın belirli bir miktarını satın almak gibi yükümlülüklere sahiptir.
Piyasa yapısı market structure
Piyasadaki alıcı ve satıcıların sayı ve büyüklük dağılımı sonucunda ortaya çıkan ekonomik etkileşimin özelliklerini anlatan kavramdır.
Piyasa yoğunlaşması market concentration
Firmaların pazar payları dağılımına bakarak bir piyasanın ne kadar rekabetçi olduğunu anlatan kavramsal ölçüttür.
Piyasa ürün sepeti market basket of goods
Ya da ürün sepeti (basket of goods), ekonominin genelini ya da belli bir alt bölümünü temsil etmek amacıyla belirlenmiş ürünler listesidir.
Piyasaya giriş engeli barrier to market entry
Ya da giriş engeli (barrier to entry), belli bir piyasada satış ya da alış yapmayı zorlaştıran doğal ya da yapay kısıtlardır.
Planlı toplam harcama planned aggregate expenditure
Ya da kısaca AE , belli bir dönemde bir ülkedeki kaynaklar kullanılarak üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerden alımı yapılmak istenenlerin piyasa değeridir.
Platform Economies
Platform ekonomileri, iki (veya çok) taraflı pazarda faaliyet gösteren iki (veya daha fazla) farklı, fakat birbiriyle bağlantılı kullanıcı grubunun, taraflardan en az biri için değer yaratacak şekilde etkileşimde bulunmalarını sağlayan oluşumlardır. En sık gözlemlenen örnekleri, çevrimiçi talep koordine edici platformlar (çevrimiçi pazar yerleri, genel veya özelleştirilmiş arama siteleri) ile donanım/yazılım platformlarıdır.
Politika etkisizliği önermesi policy ineffectiveness proposition
Akılcı beklentiler altında devletin para politikası kullanarak üretim ve istihdam üzerinde sürekli bir etki yaratamayacağını savunan düşüncedir.
Politika faiz oranı policy interest rate
Merkez bankasının politika hedefleri doğrultusunda belirlediği ve etkin şekilde yönettiği faiz oranıdır.
Politika karışımı policy mix
Devletin makroekonomiyi etkilemek için maliye ve para politikalarını birlikte kullanmasıdır.
Portföy portfolio
Farklı risk özelliklerine sahip yatırımlardan oluşturulan varlık sepetidir.
Örnek: Türev ürünler, faiz oranı risklerinden oluşan bir portföyün parçası olarak yönetilir. (The derivatives are managed as part of a portfolio of interest rate exposures.)
İngilizce tanım: A group of financial assets or liabilities managed together to achieve a common objective.
Portföy Yatırımları Portfolio Investment
Menkul değerlere yapılan yatırımlar olarak tanımlanabilecek portföy yatırımları, genellikle hisse senetleri, kamu veya özel kuruluşlarca ihraç edilen bono ve tahvil şeklindeki borç senetleri ile diğer para piyasası araçları kullanılarak yurt dışı yerleşiklerle yapılan işlemleri içermektedir.
Portföy Yönetim Şirketi
Ana faaliyet konusu fonların kurulması ve yönetimi olan ve anonim ortaklık şeklinde kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.
Position
Bir piyasada hâkim durumda bulunan teşebbüsün hâkim durumunu, bir yoğunlaşma işlemi ertesinde özellikle pazar payını arttırarak güçlendirmesidir.
Potansiyel GSYH potential GDP
; doğal, demografik, teknolojik ya da kurumsal kısıtlara bağlı olarak sürdürülebilir olan reel GSYH düzeyidir.
Potansiyel işgücü potential labor force
Ne istihdamda ne de işsiz olan çalışma çağındaki kişiler arasında iş arayan ancak kısa süre içinde işbaşı yapabilecek durumda olmayanlar ile iş aramadığı halde çalışma isteği olan ve kısa süre içinde işbaşı yapabilecek durumdaki kişilerdir.
Potential Competitor
Fiyatlarda küçük ve kalıcı bir artış olması durumunda, gerekli dönüştürme maliyetlerine katlanarak veya zorunlu yatırımları yaparak piyasaya girme olasılığı (ve isteği) bulunan teşebbüs potansiyel rakip olarak kabul edilmektedir.
Pozisyon Fazlası Long Position
Döviz, menkul kıymet veya herhangi bir finansal araçta sahip olunan net fazla pozisyonu ifade eder. Örneğin, 10 milyon ABD doları nakit pozisyon fazlasına sahip olmak, bir portföyde net olarak (nakit ABD doları borçları düşüldükten sonra) 10 milyon ABD doları nakde sahip olmak anlamındadır. Diğer bir deyişle bir kıymetteki fazla sahipliği ifade eder.
Pozitif dışsallık positive externality
Bir ekonomik faaliyetin o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde yaptığı olumlu etkidir.
Pozitif çözümleme positive analysis
Ekonomik davranış ve sistemleri nesnel bir bakış açısı ile ele alıp yargılamadan yalnızca açıklamaya çalışan çözümleme yaklaşımıdır.
Pozitif çıktı açığı positive output gap
Ya da genişlemeci açık (expansionary gap), kısa dönemde reel GSYH’nin potansiyel GSYH’den yüksek olduğu ve dolayısıyla ekonominin genişleme döneminde kabul edildiği durumdur.
Price Leadership
Hâkim durumdaki veya diğerlerinin lider kabul ettiği bir teşebbüsün fiyatlarını değiştirdiği ve piyasadaki diğer teşebbüslerin bu fiyatı benimseyip takip ettiği durumu ifade etmektedir. Fiyat liderinin hâkim durumda bulunması dışında hangi ölçütlere 81 REKABET TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ F dayanarak belirlendiği/seçildiği konusu pazardan pazara değişmekte ve araştırmayı gerektirmektedir. Bununla birlikte, fiyat liderliği gizli anlaşmayı kolaylaştırmak için benimsendiğinde, fiyat lideri genellikle yüksek b
Price Recommendation
Tedarikçilerin bir malın yeniden satılacağı fiyatı tavsiye etmesi, rekabet hukuku kapsamında bu tavsiyenin sabit veya asgari fiyat tespitine dönüşüp dönüşmediğine göre değerlendirilmektedir. Tavsiye fiyat uygulamasının rekabet hukuku bakımından iki açıdan sakıncası bulunmaktadır.
Price Rigidity
Fiyat katılığı, bir mal, hizmet veya üretim faktörünün fiyatının arz ve talep koşullarındaki hissedilir değişmelere rağmen sabit kalmasını veya sadece bir yöne doğru değişmesini ifade etmektedir. Fiyat yapışkanlığı olarak da anılan fiyat katılığı, rekabet politikalarını yakından ilgilendiren bir konudur. Zira fiyat katılığı rekabet eksikliğinden kaynaklanabilen ve toplum refahını negatif yönde etkileyen bir olgudur. Piyasa yapısı ve teşebbüs davranışları fiyat katılığı yaratabilmektedir. Genel o
Primary Market
Ana ürün ve bu ürünle birlikte ya da bu ürünün alımından daha sonra satın alınması gereken yan ürünlerin satışının gerçekleştiği pazarları ifade etmek için özel terimler kullanılmaktadır. Müşterinin satın aldığı ilk ürün birincil ürün (primary product), bu ürünün kullanılabilmesi için daha sonra ihtiyaç duyulan ürün ise ikincil ürün (secondary product) olarak adlandırılmaktadır. Birincil ve ikincil ürünlerin ticaretinin gerçekleştiği pazarlar ise sırasıyla birincil/ön pazar ve ikincil/ ardıl paz
Producer Surplus
Üreticinin fiilen sattığı fiyatla, satmaya razı olduğu fiyat arasındaki fark üretici fazlası olarak adlandırılmaktadır. Üretici fazlası kavramı, pazarda fiyat artışı olduğunda tüketici fazlasının azalmasına karşın, bu azalışın aynı miktarda üretici fazlasına aktarılmaması (ve bu şekilde oluşan dara kaybı) sonucunda toplam sosyal refahta azalma meydana gelmesi nedeniyle rekabet ekonomisi/politikası kapsamında ele alınan bir kavramdır.
Production Joint Ventures
Üretim yapmak amacıyla oluşturulan ortak girişimlerdir. Üretim ortak girişimleri, tam işlevsel olabileceği gibi ana teşebbüslerin faaliyet alanlarından sadece sınırlı bir bölümünü üstlenen tam işlevsel olmayan (kısmi işlevsel) ortak girişimler olarak da ortaya çıkabilir. Kısmi işlevselliğin nedeni genellikle, bu girişimlerin, ana teşebbüslerin ham madde kaynaklarından ve teknik bilgilerinden yararlanmalarından dolayı, piyasalarda bağımsız olarak davranamaması ve üretilen ürünlerin satışını ana t
Profit
Ekonomi teorisinde ve muhasebe dalında kullanılan ve birbirinden farklılık arz eden iki ayrı kâr kavramından bahsetmek mümkündür. Muhasebede kullanılan kâr kavramı, üretimde kullandığı bütün girdilerin maliyetini karşıladıktan sonra firmanın elinde kalan gelir fazlasını ifade etmektedir. Ekonomik anlamda kâr ise, malı üretmenin fırsat maliyetini de toplam maliyetlere kattıktan sonra oluşan gelir fazlasını ifade etmektedir. Bu durumda, ekonomik anlamda sıfır kâr elde eden bir firma yine de normal
Profit Maximization
Mikroiktisat teorisinin dayandığı temel varsayımlardan biri firmaların üretim miktarlarını kârlarını azamileştirdikleri düzeyde gerçekleştirdikleridir. Bu üretim miktarında pazarda oluşan fiyat seviyesine “karın azamileştiği seviyedeki fiyat” adı verilmektedir. Mikroiktisat teorisinde bu nokta marjinal gelirin marjinal maliyete eşit olduğu üretim düzeyinde, talep fonksiyonuna göre oluşan fiyattır.
Program
Kartel içinde yer almayan ancak bir şekilde kartelin varlığı hakkında bilgi sahibi olup bunu ihbar edenlere ödül verilmesini ifade eden ve Birleşik Krallık, Güney Kore gibi ülkelerde uygulanan programlardır.
Programı
Türk sanayisinin rekabet edebilirliğinin, yenilikçiliğinin ve verimliliğinin yükseltilmesi, küresel ihracattan daha fazla pay alınması, ağırlıklı olarak yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesi ve nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüştürülmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uygulanan destek programıdır. TERİM TANIM YATIRIMCI SÖZLÜĞÜ 25 Likidite İşletmelerin varlıklarının hızlı ve kolayca nakde çevrilebilme derecesidir.
Proje Bazlı Teşvik Sistemi
(Süper Teşvik) 2016/9495 sayılı Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı Verilmesine İlişkin Karar ile yürürlüğe giren, ülkemizin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçlarını karşılayacak, arz güvenliğini sağlayacak, dışa bağımlılığını azaltacak, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirecek, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların proje bazlı olarak desteklenmesini amaçlayan teşvik sistemidir.
Protection of Trade Secrets
RKHK’nın uygulanmasında ilgili muhataplardan elde edilen bilgilerin ticari sır niteliklerinin tespitine ve bu sırların korunmasına ilişkin usul ve esaslar RKHK’nın 25. maddesi ile 2010/3 sayılı “Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ”’in 12. ve 15. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Diğer yandan ticari sırların gizliliğinin korunması amacıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesinde ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğinde
Public Good/Service
“Tüketimde rekabet” ve “dışlama” özelliklerinin bulunmadığı mal ve hizmetlerdir. Bir bireyin bir malı tüketmesi, başkalarının o mal için tüketimini azaltmıyor ise söz konusu malda “tüketimde rekabet” özelliği olmadığı kabul edilmektedir. Bir bireyin bir malı tüketmesi, başkalarını o malı tüketmekten dışlamıyor ise, söz konusu malda “dışlama” özelliği olmadığı kabul edilmektedir. Söz konusu mallar/hizmetler devlet tarafından sunulabildiği gibi özel teşebbüsler tarafından da sunulabilmektedir.
Ö
Ödeme Karşılığı Teslimat İlkesi -ÖKT Delivery versus Payment - DvP
Bir menkul kıymet transfer sistemi ile fon transfer sistemi arasında, teslimatın ancak ve ancak ödemenin gerçekleşmesi halinde gerçekleşmesini temin eden bağlantıdır.
Ödeme Karşılığı Ödeme Payment versus Payment - PvP
Yabancı para değişim sistemlerinde, bir para biriminden yapılan aktarımın ancak ve ancak diğer para biriminden yapılan aktarım ile eş zamanlı gerçekleşmesini sağlayan yöntemdir.
Ödeme Kuruluşu Payment Institution
Ödeme hizmeti sağlamak ve gerçekleştirmek için 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişidir.
Ödeme Sistemi Payment System
Üç veya daha fazla katılımcı arasındaki transfer emirlerinden kaynaklanan fon aktarımlarının gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla yapılan takas ve mutabakat işlemleri için gerekli altyapıyı sunan ve ortak kuralları olan yapıdır.
Ödemeler Dengesi Balance of Payments
Bir ekonomide yerleşik kişilerin (genel hükümet, merkez bankası, bankalar, diğer sektörler) diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurt dışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemlerin sistematik kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiki bir rapordur.
Ödenti payoff
Oyun kuramında bir oyuncunun izlediği strateji sonunda elde ettiği kâr ya da zarardır.
Ödenti matrisi payoff matrix
Birden fazla oyuncunun izleyebileceği farklı stratejiler sonucunda elde edilecek farklı ödentileri gösteren çizelgedir.
Ölçek ekonomisi economies of scale
Tüm üretim faktörleri aynı oranda değiştirildiği zaman toplam ürünün nasıl etkilendiğini anlatan kavramdır.
Ölçeğe göre artan getiri increasing returns to scale
Tüm üretim faktörleri belli bir oranda artırıldığı zaman toplam ürünün daha yüksek oranda artmasıdır.
Ölçeğe göre azalan getiri decreasing returns to scale
Tüm üretim faktörleri belli bir oranda artırıldığı zaman toplam ürünün daha düşük oranda artmasıdır.
Ölçeğe göre sabit getiri constant returns to scale
Tüm üretim faktörleri belli bir oranda artırıldığı zaman toplam ürünün de aynı oranda artmasıdır.
Ölçüt Kıymet Benchmark Security
Ölçüm ve karşılaştırma kriteri anlamında kullanılmaktadır. Örneğin portföy yönetiminde, ölçüt portföy, bu yapı dışında oluşturulan portföylerin performans (getiri ve risk anlamında) başarısının ölçümüne esas alınan portföydür. Diğer bir örnek; ölçüt menkul kıymetler, piyasada yeterince likiditeye sahip, ihraç eden kurum tarafından bu özelliğinin devam ettirilmesi söz konusu olan ve piyasada benzer ihraçlar için bir referans oluşturan kıymetlerdir.
Ön Proje
Belli bir yapının kesin ihtiyaç programına göre; gerekli arazi ve zemin araştırmaları yapılmadan, bilgilerin halihazır haritalardan alındığı, çevresel etki değerlendirme ve fizibilite raporları dahil elde edilen verilere dayanılarak hazırlanan plân, kesit, görünüş ve profillerin belirtildiği bir veya birkaç çözümü içeren projedir.
Öncelikli Ürün Listesi
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından dış ticaret verileri, küresel rekabet koşulları, yerel ve küresel talep trendi, yurt içi üretim yetkinliği ve kapasitesi, sektörel ve sektörler arası teknolojik gelişime katkı gibi kriterler dikkate alınarak öncelik verilecek ürünlerin tespit edilmesi amacıyla hazırlanan listedir.
Öncü gösterge leading indicator
Milli gelir ve enflasyon gibi temel makroekonomik büyüklüklerde değişiklik görülmeden önce gelişen ölçülebilir etmenlerdir.
Önlem güdüsü precautionary motive
Gelecekte ortaya çıkabilecek acil durumlara hazırlıklı olma düşüncesinden kaynaklanan para talebidir.
Örnek Banknot Specimen
Dolaşıma verilecek banknotların tanıtımını sağlamak amacıyla üzerine "Örnektir Geçmez" veya "Specimen" yazısı basılarak veya zımbalanarak dolaşım olanağı kaldırılan banknottur.
Örtük enflasyon hedeflemesi implicit inflation targeting
Merkez bankasının hedeflediği enflasyonu sağlamak için para politikası araçlarını nasıl kullanacağının açık olmadığı para politikası rejimidir.
Örtük gider implicit cost
Ekonomik faaliyet sırasında doğrudan katlanılmayan ve belli bir ödeme içermeyen giderlerdir.
Örtük işbirliği tacit collusion
Firma ya da devletlerin gizlice anlaşıp birbirine çıkar sağlayacak şekilde eşgüdümlü hareket etmesidir.
Özel Bütçe Private Budget
; bir bakanlığa bağlı olarak ya da belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan Yükseköğretim Kurulu, Türk Dil Kurumu, üniversiteler, TÜBİTAK gibi kurumların bütçesidir.
Özel değer ihalesi private value auction
Ihaleye konu olan nesneye her katılımcının kendi değer biçtiği ve bu değerin diğer katılımcılardan bağımsız olduğu ihale ortamıdır.
Özel kapsamlı TÜFE specific coverage CPI
Ürün sepeti olarak TÜFE'de yer alan ve enflasyonun geleceğine ilişkin tahmin gücü yüksek olan ürün gruplarını temel alan fiyat endeksidir.
Özel Kapsamlı TÜFE Göstergeleri -ÖKTG Special CPI Aggregates - SCA
TÜFE'den bazı alt kalemlerin dışlanması yoluyla ulaşılan fiyat endekslerdir. Para politikası çerçevesinde uygulanan politikaların etkinliğini ölçebilmek için TÜFE'den para politikasının kontrolü dışındaki kalemlerin dışlanması gerekmektedir. Ancak, enflasyona gelen şoklar dönemler itibarıyla farklı nitelikte olabileceği için, tek bir 'çekirdek enflasyon' göstergesinin para politikası denetiminde olmayan bütün unsurları dışlama olasılığı oldukça düşüktür. Bu nedenle çekirdek olarak adlandırılabilecek tek bir gösterge yerine farklı dışsal şokların ayrıştırılmasına yardımcı olabilecek şekilde belirlenen özel kapsamlı göstergeler kullanılmaktadır.
Özel kesim tahvili oranı corporate bond rate
Özel banka ve şirketler tarafından piyasaya sürülen senetlerin faiz oranıdır.
Özel mal private good
Tüketimde dışlanabilir olan ve rakiplik yaratan mallardır.
Özel tüketim harcamaları private consumption expenditures
Ya da kısaca C , yurtiçindeki ekonomik birimlerin tüketim amaçlı mal ve hizmet alımlarını kapsayan ana harcama başlığıdır.
Özel Çekme Hakları Special Drawing Right- SDR
Uluslararası Para Fonu'nun (International Monetary FundIMF) üye ülkelerin mevcut resmi rezervlerine katkıda bulunmak amacıyla oluşturulan ve üye ülkelere IMF kotalarıyla orantılı olarak tahsis edilen rezerv varlığıdır.
Özgül risk Unsystematic risk
Şirkete/sektöre özgü ve yeterli çeşitlendirmeyle giderilebilen risktir; Türkçede 'sistematik olmayan risk' de denir.
Özkaynak owners' equity
Tüzel kişiliği olan bir kuruluşun kendisine ait para, bina, taşıt ve ofis araçları gibi her türlü kaynaklardır.
Örnek: Toplam özkaynak, yılın kârı ve hisse ihracı sonucunda arttı. (Total equity increased as a result of the profit for the year and the share issue.)
İngilizce tanım: The residual interest in the assets of an entity after deducting all of its liabilities.
Özkaynak kârlılığı Return on Equity - ROE
Net kârın özsermayeye oranıdır (Net kâr / Özsermaye); hissedar başına kârlılığı ölçen temel kârlılık oranıdır.
Özsermaye çarpanı Equity multiplier
Toplam varlıkların özsermayeye oranıdır (Toplam Varlıklar / Özsermaye); finansal kaldıracın DuPont'taki ifadesidir. 'Hisse kesiti' terimi yanlıştır; doğru terim özsermayedir.
Tanımlar ilgili kurumların kamuya açık sözlüklerinden alıntılanmıştır; yatırım tavsiyesi değildir.